Yayalaştırma Projelerinin Kazanımları: Tarihi Yarımada Yayalaştırma Projesi’nin Fiziksel Kazanımları

30 Ekim 2015 Dergi: Eylül-Ekim 2015

Çiğdem Çörek Öztaş
Merve Akı
Embarq Türkiye
Sürdürülebilir Ulaşım Derneği

Yayalaştırma, özellikle kent merkezlerinde yaşanabilirliği arttıran, yayanın rahat dolaşımı ile güvenliğini sağlayan, uygulandığı sokak ve caddelerin kullanımlarındaki artışa bağlı olarak kente ekonomik canlılık getiren ve kamu yararını gözeten insani bir yaklaşımdır. Yayalaştırma projeleri ile ekonomik, toplumsal, çevresel ve fiziksel anlamda iyileştirme sağlanmaktadır.

Son yıllarda özellikle taşıt trafiği nedeniyle meydana gelen olumsuz etkilerin üstesinden gelmek, kentlerde güvenli ve tanımlı yaya alanları yaratmak amacıyla yerel yönetimler yayalaştırma projelerine öncelik vererek bu konuda projeler geliştirmeye başlamışlardır. İstanbul’da da Taksim, Kadıköy, Üsküdar, Tarihi Yarımada gibi yaya yoğunluğunun yüksek olduğu merkez bölgelerde yayalaştırma projeleri gündemde yerini almıştır.

Bu bildirinin konusu olan Tarihî Yarımada, pek çok ulaşım türünün toplandığı, farklı fonksiyonların belli alanlarda kümelendiği ve günlük 2,5 milyon ziyaretçi ağırlayan bir merkez konumundadır. Bölgenin en önemli özelliklerinden biri olan “ticari çekim merkezi” kimliği bu bölgede kullanıcı yoğunluğunu arttırmaktadır. Kullanıcı yoğunluğunun ve dolayısıyla yaya dolaşımının oldukça yüksek oranlarda olduğu Tarihi Yarımada’da; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi’nin çalışmalarıyla 2010 yılından bugüne Eminönü, Tahtakale, Beyazıt, Laleli, Gedikpaşa ve Hocapaşa bölgelerini kapsayacak şekilde yaklaşık 295 sokak yayalaştırılmıştır. Tarihi Yarımada’nın yukarıda sıralanan özellikleri dikkate alındığında bu ölçekte bir yayalaştırma projesinin ne denli önemli etkilere sahip olduğu da açıktır.

Bu çalışma, Tarihi Yarımada’nın tarihi, kültürel ve ulaşım boyutunda sahip olduğu çok katmanlı yapıyı da göz önünde bulundurarak gerçekleştirilen yayalaştırma uygulamasını fiziksel çevre bağlamında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu şekilde söz konusu yayalaştırma projesi hem insan odaklı bir ulaşım yaklaşımı olarak değerlendirilmekte hem de kamusal alan kullanımı ve yaşam kalitesi bağlamında kente etkileri irdelenmektedir.

Giriş

Türkiye’de kentler, özellikle 1960’lı yıllarda başlayan göç süreciyle birlikte hızlı bir büyüme sürecine girmişlerdir. Kentlerin hızlı bir şekilde büyümeleri motorlu araç kullanımının artmasına, çevresel kalitenin bozulmasına, nüfus yoğunluğuna, gürültüye ve dolayısıyla da yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır.

Özellikle İstanbul gibi büyük bir metropolde, nüfus artışını takiben pek çok ulaşım projesi de uygulanmış ve uygulanmaya devam etmektedir. İstanbul’un iki yakası arasında transit geçişi sağlayacak olan 3. Köprü,

Marmaray ve diğer raylı taşıma sistemleri ile özellikle son dönemlerde geliştirilen karayolu tünelleri bunlardan bazılarıdır [1]. Bunların yanında, metrobüs uygulaması, raylı sistem yatırımlarının ağırlık kazandığı bir dönemde tahsisli otobüs yolu düzenlemesine Türkiye’den verilebilecek güzel bir örnektir [2].

Yayaların kentsel alanı kullanım biçimlerinin göz ardı edilmesi ise günümüzde yaşanan en önemli kentsel sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle İstanbul’da kentsel yaşam kalitesini düşüren en önemli etmenlerden olan trafik sorunu ve yayaların erişiminin kısıtlanması, İstanbul’da ulaşımla ilgili yeni planlama kararlarının alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu planlama kararları içinde üretilen çözümlerin başında yayalaştırma projeleri gelmektedir. İstanbul’da günümüze kadar, İstiklal Caddesi, Kadıköy, Üsküdar ve Tarihi Yarımada Bölgelerinde yayalaştırma uygulamaları geliştirilmiştir.

Bu çalışma ile Tarihi Alanlarda karşılaşılan ulaşım sorunlarının çözümüne yönelik geliştirilen ve tarihi dokunun korunmasında büyük önem taşıyan “İstanbul Tarihi Yarımada Yayalaştırma Uygulaması” değerlendirilecektir. Bu çalışmada, yazarlar EMBARQ Türkiye dahilinde hazırlanan “Tarihi Yarımada

Yayalaştırma Projesi Mevcut Durum Raporunda” yapılan anket ve analiz çalışmalarından yararlanmışlardır. Çalışmada, Ekim 2013’te gerçekleştirilen anket çalışmasında elde edilen genel çıkarım ve bulgular üzerinden Tarihi Yarımada’yı kullanan grupların fiziksel çevre ile ilgili görüşlerine ve algılarına yer verilecek, bu görüşler ve mevcut durum doğrultusunda neler yapılabileceği değerlendirme aşamasında tartışılacaktır.

Tarihi Yarımada Genel Yapılanması ve Yayalaştırma Süreci

Haliç, İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ile çevrili olan ve batı sınırı Bizans döneminden kalma şehir surlarından oluşan Tarihi Yarımada ya da Osmanlı döneminden bu yana kullanılan bir diğer adıyla Suriçi, İstanbul’un ilk defa kurulduğu ve geliştiği yerdir. Tarihi Yarımada’nın süreç içerisindeki gelişimi, farklı dönemlerdeki kentsel ve sosyo-kültürel yapıların birbirine eklemlenmesiyle değil, yeni döneme ait unsurların bir öncekinin yerini almasıyla gerçekleşmiştir. Bu özelliğine bağlı olarak Tarihi Yarımada “çok katmanlı” bir nitelik göstermektedir. Bölgenin “Tarihi Yarımada” olarak adlandırılmasında, İstanbul'un en eski yerleşim yeri olmasının yanı sıra içinde bulundurduğu sayısız Tarihi eserin de etkisi büyüktür. Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma saraylar, camiler, kiliseler, çeşmeler, dikilitaş ve konutlar, Tarihi Yarımada’nın önemli simgeleridir. Bu eserlerin yapısal özellikleri dönemlerine özgü sosyo-ekonomik ve kültürel nitelikler doğrultusunda değişirken, simgesel anlamları süreklilik taşımıştır. 1960’lı yıllara kadar İstanbul merkezinde hizmet sektörünün yerleştiği en önemli iş bölgesi olan Eminönü ve Beyoğlu (Karaköy), bu özelliğini 1960’lardan sonra hız kazanan kentleşmeye, değişen sektörel yapıya ve ulaşımdaki gelişmelere bağlı olarak bir anlamda yitirmiştir. Bu dönem sonrasında firmalar, yer seçimi tercihlerini Tarihi Yarımada dışında yapmaya başlamışlardır [3]. Tarihi Yarımada, günümüzde, tarihi ve kültürel değerlerin ön plana çıktığı, turizm ve ticaretin ağırlık kazandığı bir merkez konumuna gelmiştir [4].

Tarihi Yarımada arazi kullanım dağılımı bakımından incelendiğinde, fonksiyonların belli alanlarda yığıldığı görülmektedir. Ekonomik faaliyetlerin üst düzey hizmetler sektörü bağlamında Tarihi Yarımada ve özellikle Eminönü Bölgesi’nden ayrılmasına rağmen, ticaret fonksiyonu devamlılık göstermektedir. Bununla beraber tarih boyunca merkezî bir alan olan Eminönü’nde bulunan Tarihi eserlerin varlığı ile ticaretin yanı sıra turizmin de geliştiği gözlenmektedir. Özellikle Sultanahmet ve yakın çevresinde konaklama ve turistlere yönelik hediyelik eşya dükkanları, yeme-içme yerleri bulunmaktadır [5].

Tarihi Yarımada aynı zamanda çeşitli ulaşım türlerinin toplandığı bir merkez konumundadır. Bölgenin en önemli özelliklerinden biri olan ticari çekim merkezi kimliği ve barındırdığı eğitim kurumları bölgeye birçok kullanıcı çekmektedir. Eminönü’nün bir transfer merkezi oluşu, deniz, kara ve raylı sistemler ile erişim alternatiflerini barındırması, bölgenin ulaşım yönünden çekiciliğini artırmaktadır [6].

Bununla birlikte Tarihi Yarımada, İstanbul Metropoliten Alanı’nın yaşamakta olduğu eğilimlerden etkilenmektedir. Özel taşıt sahipliği ve kullanım oranları İstanbul'da yükselmektedir. İstanbul genelinde olduğu gibi Tarihi Yarımada’da da hızla büyüyen ve süratle motorlaşan kentin yarattığı baskı hissedilmektedir. 1996’da %19.3 olan otomobil yolculuklarının payı, 2006’da %26’ya çıkmıştır [7]. Bu nedenle, Tarihi Yarımada’da motorlu taşıt varlığının daha iyi yönetilmesi önem kazanmıştır.

Tarihi Yarımada’nın tarihsel bağlamda sahip olduğu çok katmanlı yapıyı ve sosyo-kültürel özelliklerini değerlendirmek isteyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bölgedeki yaşam kalitesini iyileştirmek üzere 2005 senesinden bu yana çok sayıda cadde ve sokağın yayalaştırılmasına yönelik bir dizi projeyi gündemine almıştır (Şekil 1). Bu anlamda UKOME’nin Tarihi Yarımada için aldığı bir dizi yardımcı karar, yayalaştırma aracılığıyla araç trafiğinin bölgedeki turizm ve ticari faaliyetler üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmeyi hedeflemiştir. 2010-2013 yılları arasında Fatih Belediyesi UKOME’nin kararlarını esas alarak yayalaştırmada öncelikli sokakları tanımlamış ve bunlar için altyapı çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu bağlamda Eminönü, Tahtakale, Beyazıt, Laleli, Gedikpaşa ve Hocapaşa’da yaklaşık 295 sokak yayalaştırılmış ve sokakların trafik sinyalizasyonu, granit taş kaplaması, atık yönetimi gibi destekleyici hizmetleri de tamamlanmıştır.

Bu sokaklar için belirlenen genel kurallar şu şekilde sıralanmaktadır:

• Sokak ve caddeler 10:00 ile 18:00 arasında sadece yayalara açık olacaktır. Diğer zamanlarda taşıt trafiğine sınırlı ölçüde izin verilecektir.

• Sadece elçilik taşıtları, polis, postane, banka, itfaiye araçları gibi resmî araçlar ve ambulans gün içinde bölgeye girmekte serbesttir.

• Ticari izin sahipleri yükleme-boşaltma için iş saatleri dışında bölgeye girebileceklerdir.

• Bazı yayalaştırılmış sokak ve caddelerde işportacıların girişi yasaklanmıştır.

• Denetim, Fatih Belediyesi’ne bağlı zabıtalar tarafından yapılacaktır.

• Turist otobüsleri, UKOME’nin bölgede belirlediği güzergah ve durakları kullanacaklardır.

Şekil 1: 2005-2013 Yılları Arası Yayalaştırma Süreci

Tarihi Yarımada Yayalaştırma Uygulaması Fiziksel ve Çevresel Bağlamda Değerlendirilmesi

Genel Durum

Tarihi Yarımada’da gerçekleştirilen analiz çalışması, sosyal, ekonomik, fiziksel ve çevresel özellikleri tespit etmek amacıyla uygulanan kentli, öğrenci ve yerel esnaf anketlerinin dökümü niteliğindedir. Anketlere toplam 1.290 kişi katılmıştır. Toplamda anket katılımcılarının %24’ü kadın, %76’sı erkektir. Kentli anketine katılan toplam 459 kişinin %53’ü kadın, %47’si erkek; ankete katılan toplam 91 öğrencinin %45’i kadın, %55’i erkek; toplam 740 işletmecinin %6’sını kadın, %94’ünü erkektir. Kentli ve öğrenci verilerinin aksine işletmecilerin baskın çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. Tarihi Yarımada’da iş yeri tipi %47 perakende ve %53 toptancı olarak dağılım göstermektedir. Kullanılan ulaşım türlerine bakıldığında ise, kentlilerin %41’lik oranla raylı sistem, %30’luk oranla vapur, %13’lük oranla otobüs ve yine %13’lük oranla özel araç kullandıkları; üniversite öğrencilerinin %45’i otobüs, %25’i raylı sistem, %11’i vapur kullandığı, %15’lik dilimin ise yaya olarak okula eriştiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin %4’ü ise okula özel araçlarıyla erişmektedir. İşletmecilerle yapılan anketler neticesinde ise, çalışanların %63’ü toplu taşım, %29’u özel araç, %7’sinin yaya, %1’ininse bisikletle işe gidip geldikleri öğrenilmiştir. Ankete katılan kentliler %85 oranla yayalaştırma uygulamasından memnun olduğunu belirtmiş, %86’lık dilim başka bir yere benzer bir proje uygulanmak istense destek olacağını ifade etmiştir.

Fiziksel ve Çevresel Etkiler

Tarihi Yarımada’da gerçekleştirilen yayalaştırma uygulamasının özellikle altyapı, fiziksel yapı ve çevresel etkisini ölçülmesi amacıyla anket katılımcılarına yayalaştırma uygulamasının Tarihi Yarımada’ya sağladığı yararlar sorulmuştur. Kentliler açısından, yayalaştırmanın Tarihi Yarımada’ya sağladığı yararlar bağlamında ön plana çıkan temel başlık, %68’lik oranla sokakların yayalaştırma projesi sonrası daha güvenli hâle gelmesi olmuştur. Bunu, görsel kalitenin artması (%58), Tarihi yapıların daha dikkat çekici hâle gelmesi (%56) ve yürünebilirliğin artması (%52) takip etmiştir (Şekil 2). Benzer şekilde, ankete katılım sağlayan öğrencilerin %55 ile büyük bir kısmı yolların yayalar için daha güvenli hâle geldiğini belirtmiştir. Bunu %51 ile yürünebilirliğin artması, %50 ile görsel kalitenin artması takip etmiştir (Şekil 2). İşletmecilere göre ise projenin sağladığı en büyük yarar %83 ile yürünebilirliğin artmasıdır, bunu %82 ile sokakların görsel kalitesinin artması takip etmiştir; katılımcıların %77’si yayalaştırma sonrası sokakların yayalar için daha güvenli hâle gediğini söylemiştir (Şekil 2).

Şekil 2: Yayalaştırma Projesinin Kazanımları

Yayalaştırma uygulaması sonucunda fiziksel çevrede yaşanan değişimleri anlamak amacıyla katılımcılara yöneltilen bir diğer soru da, yayalaştırma sonrası Tarihi Yarımada’nın fiziksel çevresi ile ilgili düşüncelerinin neler olduğu konusundadır. Kentliler, oturacak dinlenecek yerlerin, sokağın genel görünüşünün, yürünebilecek alanların arttığını belirtirlerken; sokak aydınlatmasının, bilgilendirme amaçlı levhaların ve toplu taşıma olanaklarının değişmediğini ya da azaldığını ifade etmektedirler (Şekil 3). İşletmecilerin verdikleri yanıtlara bakıldığında, yayalaştırma projesinden sonra fiziksel çevre ile ilgili düşüncelerine göre sokağın genel görünüşü, yürünecek alanların oranı ve sokakların temizliğinin iyileştiği belirtilmiş, bunun yanında sokak aydınlatması, toplu taşıma olanakları, bilgilendirme levhaları ile oturacak dinlenecek yerlerin oranının değişmediği söylenmiştir (Şekil 3). Kentlilere ve öğrenciler yayalaştırma sonrası Tarihi Yarımada genelinde yürünebilecek alanların arttığını belirtmiştir. Tüm anket katılımcılarının cevaplarının karşılaştırılmalı olarak verildiği şekil aşağıda yer almaktadır (Şekil 3).

Şekil 3: Yayalaştırma Sonrası Fiziksel Çevre ile İlgili Düşünceler

Yayalaştırma uygulaması sonrasında çevre kalitesinde yaşanan değişimi anlamak amacıyla kentli, öğrenci ve işletmecilere yayalaştırma sonrası çevresel kalite ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Kentlilerin yanıtlarına göre, araçların verdiği genel rahatsızlık, araç gürültüsü ve hava kirliliği çoğunlukla azalmıştır. Kentlilerin büyük bir kısmı sokak kirliliğinin değişmediğini belirtmiştir (Şekil 4). Ankete katılım sağlayan öğrencilerin çoğunluğu, araçların verdiği rahatsızlık, gürültü, hava ve çevre kirliliğinin azaldığını belirtmektedir.

Öğrencilerin yayalaştırma sonucunda en fazla memnun oldukları konu ise, araç gürültüsünün azalmasıdır (Şekil 4). Ankete katılım sağlayan işletmecilerin büyük çoğunluğu, araçların verdiği rahatsızlık, gürültü, hava ve çevre kirliliğinin azaldığını belirtmektedir. İşletmecilerin yayalaştırma sonucunda en fazla memnun oldukları konu ise, araçların verdiği genel rahatsızlığın azalmasıdır (Şekil 4).

Şekil 4: Yayalaştırma Sonrası Çevresel Kalite

Sonuç

İstanbul Tarihi Yarımada Yayalaștırma Projesi’nin, kapsamı, uygulandığı alan ve hizmet ettiği nüfus düșünüldüğünde ne denli büyük bir proje olduğu görülebilmektedir. Yalnızca dört yıldır uygulama alanı bulması dolayısıyla belirli sorun alanları olușmuștur ancak bu sorunlar alınan geribildirimler neticesinde düzeltilebilecek; geliștirilecek uygulamalarla kullanıcıların memnuniyet düzeyleri artırılabilecektir. Tarihi

Yarımada genelinde “herkes için erișebilirlik” sağlanmalıdır. Tasarım kriterleri olușturulurken özellikle yașlılar, engelliler, küçük çocukları olan veya bebek arabası süren ebeveynler göz önünde bulundurulmalıdır.

Projenin sürdürülebilirliğinin sağlanması kullanıcıların sahiplenme düzeyini artırmakla mümkün olacaktır. Bu da, sokakların kullanıcılar için “mekan” ifade etmesiyle gerçekleștirilebilecektir. Bu sebeple daha güvenli, erișilebilir, görsel, çevresel ve fiziksel değerleri yüksek seviyede gözeten sokaklar tasarlamak memnuniyet düzeyini artırmak için gerekli bileșenlerdir.

Anket sonuçları ve yapılan çalışmalar neticesinde, projeye önceden karşı çıkan kesimlerin bile proje uygulanmaya başlandıktan sonra memnuniyetlerinin arttığı ve yayalaştırma çalışmalarının yanında fiziksel, kentsel ve çevresel anlamda da nitelikli çözümler talep etmeye başladıkları görülmektedir. Gündüz nüfusu yaklaşık 2.500.000 kişi olan bölgede, yayalaştırma faaliyetleriyle birlikte yaya hareketliliğinin de arttığı görülmüştür. 2013 yılında hizmete açılan Marmaray ve 2014 yılında hizmete açılan Taksim-Yenikapı Metro Hattı’yla birlikte bölgeye gelen kişi sayısının daha da artacağı düşünülmektedir. Bu sebeple bölgede kentsel anlamda yapılacak iyileştirmelerin daha büyük bir kitleye hizmet edeceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Bunun yanında Boğaz’ı aşan alternatif bir yol sağlamak amacıyla mevcut yoğunluğu hafifletmeye katkıda bulunmak için tasarlandığı ve Göztepe-Kazlıçeşme arasında yolculuk süresini azaltacağı ifade edilen “Avrasya Karayolu Tüp Geçiş” projesinin yayalaştırma ve toplu taşıma uygulamalarının geliştirildiği Tarihi Yarımada’da özel araç ve lastik tekerlekli kullanımını teşvik ederek Tarihi Yarımada’da özel araç sayısını artırabileceği düşünülmektedir. Böylesi bir projenin uygulanması, diğer toplu taşıma ve yayalaştırma projeleriyle de çelişecektir. Sürdürülebilir politikalar geliştirmek bağlamında UNESCO Kültürel Miras Listesi’nde bulunan Tarihi Yarımada’yı fiziksel ve kültürel bağlamda etkileyecek uygulamalar çok boyutlu değerlendirilmelidir.

 

Kaynakça  

[1] www.arkitera.com.

[2] Babalık, E., 2009, “Sürdürülebilir Ulaşım Yaklaşımlarında Dünya, Türkiye ve Ankara uygulamaları”, Dosya 11, Yerel Yönetimler Ulaşım ve Su, Bülten 67, 37-47.

[3] Dökmeci V. ve Berköz L., (2000), “İstanbul’un Tek Merkezliden Çok Merkezli Bir Kente Dönüşümü”, İstanbul Dergisi, sayı:35.

[4] Sepetçi (2007), “İstanbul Kent Merkezinde Ticaret Gelişimi, Etkenleri ve Ulaşım Odaklı Mekansal Kurgusu Tarihi Yarımada (Eminönü ve Fatih) Beyoğlu, Şişli ve Beşiktaş Örneği”, Yüksek Lisans Tezi, YTÜ, İstanbul.

[5] Gehl Architects (2010) İstanbul’un Ortak Yaşam Alanları ve Toplumsal Yaşamı.

[6] Çalışkan M. (2011), Kamu Yararı Bağlamında Kamusal Mekanlarda Bir Yayalaştırma Örneği: Eminönü Tarihi Yarımada (Hobyar Mahallesi ve Çevresi) Yayalaştırma Projesi, Yüksek Lisans Tezi, İTÜ, İstanbul.

[7] EMBARQ (2012), İstanbul Tarihi Yarımada Güvenli, Erişilebilir Caddeler için Tasarım Uygulamaları / Örnekleri, İstanbul.

 



Slider Altına