'Su' Beyaz Petrol

14 Temmuz 2008 Dergi: Kasım-Aralık 2007
İnsanlar gerekli aktiviteleri için gerekli suyu bu döngüden sağlarlar. Kullandıktan sonra aynı çevrime geri verirler. Bu çevrim içersinde insan aktiviteleri, sanayi ve tarımsal faaliyetler sonucu suya karışan maddeler, suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek su kirliliğine sebep olurlar. Su geçmişte olduğu gibi bugün de insan ve canlıların en fazla ihtiyaç duydukları doğal bir kaynaktır. Bu kaynağın yerine geçebilecek yapay bir madde yapmak mümkün değildir. Teorik olarak su miktarı ne kadar azalırsa, kıymeti de o derece sınırsız olarak artar (Şen, 2002). Su, stratejik bir malzemedir (İleri ve arkadaşları, 1997). Temelde sanılanın aksine sınırlı bir kaynaktır. Su, insanlık tarihi boyunca hayat damarı ve tarihin devamının sağlanmasına vesile olmuştur (Şimşek, 2005). Kentler büyüdükçe, yerel su kaynaklarının kapasitesini zorlamakta ve mühendisleri daha uzaklardaki kaynaklara yöneltmektedir (Posrel, 1999). Günümüzde su, ulusal ve uluslar arası politikaların belirlenmesinde önemli bir unsur haline gelmiştir (Kumbur, 2002). BM tarafından hazırlanan bir raporda, 21. yüzyılda, ülkelerin su yüzünden birbirleriyle çatışabilecekleri uyarısında bulunulmuştur. Dünya nüfusunun % 40’ını barındıran yaklaşık 80 kadar ülkede ciddi su sıkıntısı çekildiği, sıkıntı çeken insan sayısının da günümüzde 1.2 milyara ulaştığı belirtilmektedir. Rapora göre, 2025 yılında dünya nüfusu 8.5 milyara ulaşacağı ve nüfusun en az üçte biri su sıkıntısıyla karşı karşıya kalacaktır.


20. yüzyılın en stratejik ürünü, hammaddesi petroldü. 21.yüzyılda ise petrole ilave su gündeme gelmektedir. Su en stratejik madde, kaynak olurken; tarım da en stratejik sektör olmaya başlamıştır (Şehsuvaroğlu, 2000). 1994 yılında J. Bulloch ve A. Darwish tarafından kaleme alınan "Su Savaşları-Ortadoğu’da Beklenen Çatışma" adlı kitaba göre; Ortadoğu tarihi hep kuyular ve sular üzerinde yoğunlaşmıştır (Bulloch ve Darwish, 1994).

Suyun Harika Özellikleri

Su tabiatta katı, sıvı ve gaz olmak üzere her üç fazda da bulunur. Bu hali taşıyan yegane maddedir diyebiliriz. Bütün maddeler katı hale geçtiğinde, moleküller arası mesafenin azalmasına bağlı olarak yoğunluğu artarken suda tamamen aksi olmaktadır. Su donunca yoğunluğu azalır (Granger, 2006). Böylece donmuş kütle, dibe çökme yerine yüzeye yükselir. Bu buz tabakası dıştaki soğuk hava ile alttaki su arasında ısı transferine karşı bir engel oluşturur ve altındaki suyun donmasına mani olur. Böylece hava sıcaklığı -50 ¡C bile olsa, buzun altında sıcaklık daima sıfırın üzerinde olur ve hayat devam eder (Ayvaz, 1997). Bilinen bütün sıvılar içerisinde en yüksek yüzey gerilimine sahip olan sudur (www.science, 2006). Yüksek özgül ısısı, yani bir gram suyun sıcaklığını bir derece arttırmak için gerekli enerji miktarının yüksekliği ile birlikte bu özellikler, suyu yeryüzündeki iklim farklılıklarını, belirleyici unsur durumuna getirir. Çünkü dünya yüzeyinin dörtte üçü su ile kaplı olup, dünyadaki toplam suyun % 97.6’sı denizlerde, % 2.4’ü de karalarda bulunmaktadır. Böylece su, dünyanın yaşanılabilir bir iklime sahip olmasında önemli bir rol oynar.

Suyun diğer bir özelliği hidrolojik döngü sayesinde yenilenebilen bir kaynak olmasıdır. Zira dünyadaki toplam suyun ancak % 2.4’ü karalarda bulunduğundan bu döngü büyük önem taşımaktadır. Diğer yandan karalardaki suyun ancak % 10 kadarı teorik olarak kullanılabilir tatlı su potansiyelini oluşturmaktadır ki bu da 3-4 milyon km3’tür.

Günümüzde insanlığın toplam su ihtiyacı yılda yaklaşık 5500 km3 olarak hesaplanmaktadır. Bu ihtiyaç, yeryüzündeki bütün akarsularda bir anda bulunan suyun üç katıdır. Bu ihtiyaç, bütün akarsularla birlikte karşılanamadığından, yeraltı suları ile birlikte karşılanabileceği anlaşılmaktadır. Ancak bütün akarsuların taşıdığı yıllık 37000 km3’e karşılık gelen debi (yılda akan su miktarı) ile kıyaslandığında 5500 km3’lük ihtiyacın, devridaim eden suyun % 15’i gibi yüksek bir oranına ulaştığı görülmektedir. Bu sonuç gittikçe artan su ihtiyacının karşılanmasında giderek daha büyük problemlerle karşılanacağının bir işaretidir (İleri ve arkadaşları, 1997).

Suyun harika özelliklerinden birisi de ondaki hidrojen bağları sayesinde ortaya çıkar. Yüzey gerilimi ve dielektrik sabiti çok büyük olma özelliğinden dolayı su, iyi bir çözücü olmakta ve hayat için gerekli birçok bileşiği eriterek bünyesine almaktadır. Bu da suya bitkiler için gerekli birçok mineral gıda maddesini taşıyıcı özellik kazandırır (www.science.uwaterloo.ca, 2006). Suyun hayat için diğer bir önemi, atmosferdeki mevcudiyetiyle yeryüzünün radyasyon yoluyla soğumasını önlemesidir. Yapılan hesaplara göre atmosferde su bulunmaması halinde yeryüzünün bugünkü ortalama sıcaklığının 15 ¡C azalarak 0 ¡C’ye düşeceği tespit edilmiştir (Ayvaz, 1997).

Su kaynakları bulundukları ve geçtikleri bölgelerin jeomorfolojik özelliklerine göre, içerilerinde değişik iyonlar bulundurur. İçerisinde kalsiyum, magnezyum ve demir iyonları bulunduran sular, sert su olarak tanımlanır (Su Vakfı, 2006).

Dünyada ve Türkiye’de Su

Bir bölgedeki su ihtiyaçları; nüfus yoğunluğu, nüfus artışı, yaşam düzeyi, tarım ve endüstride verim artışı ve ekonomik kalkınma gibi faktörlere bağlıdır. Buna karşılık akarsu, göl, yeraltı suyu, pınar, deniz gibi su kaynaklarında kullanılabilecek su miktarı sınırlıdır. Ayrıca, hidrolojik çevrim içinde su hareket halinde olduğundan belirli bir yerde ve zamandaki miktarı da değişmektedir (Viessman ve Hammer, 1985; Erkek ve Ağıralioğlu,1993; Karpuzcu, 1994). Dünyada toplam 1.4 milyar kilometreküp su varsa da, bunun yaklaşık % 97.4’ü tuzlu su, % 2.6’sı tatlı sudur (Çevre Bakanlığı, 1993, 1996).

Su artık, bugünün dev kentlerinin genellikle ırmak kıyılarında kurulduğu günlerdeki kadar bol ve ucuz bir kaynak değildir, bilakis artık stratejik bir malzeme olmuştur ve adeta beyaz petroldür. Su eksikliği, önümüzdeki yıllarda milli gelişme hızında en az petrol eksikliği kadar hissedilecektir. Ortadoğu ülkelerinin çoğunun su sıkıntısı çektiği bilinmektedir ve bu ülkelerin bazıları suyunu deniz suyunu arıtmak üzere büyük maliyetlerle temin etmektedir. Ortadoğu bir anlamda çöl, su, petrol ve din demektir. Ortadoğu ülkelerinde nüfus atış hızına göre 1990’dan 2025 yılına kadar hemen hemen tüm Ortadoğu ülkelerinde kişi başına düşen su miktarında % 50 oranında azalma olacaktır (Kumbur, 2006). Gelecek yüzyılın ortasında dünya nüfusu iki katına çıkarak 10 milyara ulaşacağı ve bugün varolan miktarda suyu paylaşacağı tahmin edilmektedir (UNEP, 1987; Clarke, 1991; Bulloch ve Darwish, 1994).

Ortadoğu bölgesinde su sorununun öne çıktığı en önemli havza Ürdün Nehri havzasıdır. Bu havzada yer alan İsrail, Ürdün, Filistin ve Suriye arasında önemli sorunlar çıkması muhtemeldir. Bu havza tartışmaları zaman zaman savaşa kadar uzanan yoğun mücadeleleri içermektedir. Arap-İsrail görüşmelerinde önemli bir unsur olmaktadır (Pamukçu, 2000; Zehir, 2003; Kıran, 2005; Kumbur, 2006). Fırat ve Dicle Nehirleri suları, Türkiye, Suriye ve Irak arasında kullanımı da uluslar arası platformlarda bir tartışma konusu haline getirilmeye çalışılmaktadır. Ortadoğu’da su kıtlığı gerçek bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Kumbur, 2006).

Ülkemizin tatlı su kaynakları sınırlıdır. Yıllık yağış ortalaması 640 mm olan Türkiye’nin toplam kullanılabilir su potansiyeli yaklaşık 110 milyar m3/yıl civarındadır. Türkiye’nin yağış rejimi mevsimlere ve bölgelere göre çok büyük farklılıklar göstermektedir. 1000 mm dolaylarında olan dünya yağış ortalaması göz önüne alındığında ülkemizin su kaynakları yönünden çok zengin olmadığı ancak ihtiyaçlarını karşılayabilecek oranda yeterli suyu olduğu ortaya çıkmaktadır. Bir ülkenin su zengini olabilmesi için yılda kişi başına 10000 m3’ün üstünde, su fakiri olabilmesi için yılda kişi başına 1000 m3’ün altında suyu olması gerekmektedir. Artan nüfusumuzla birlikte, gelişen sanayimizin, büyüyen şehirlerimizin ve her geçen gün yenisi eklenen tarımsal sulama şebekelerimizle gelecekte daha çok suya ihtiyaç duyacağız. Ayrıca insanlarımızın hayat standardı arttıkça tüketilen su miktarı da artmaktadır. Son yıllara kadar insan başına tüketilen su miktarı 20 lt/gün iken bugün 200-300 lt/gün’e kadar yükselmiştir. Türkiye’de zannedildiği kadar kişi başına düşen su miktarı yüksek değildir.

Türkiye’deki mevcut kullanılan su miktarı ortalama % 72’si tarımsal sulamada, % 12’si sanayide ve % 16’sı içme ve kullanmada tüketilmektedir. Su kullanımından oluşan atıksu kirlilik deşarjlarının kaynaklara göre dağılımı da yaklaşık sanayi % 33, tarım % 22, evsel % 20, maden % 8, ulaştırma % 8 ve diğerleri % 9 civarındadır (İleri ve arkadaşları, 1997).

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de su kaynaklarına ihtiyaç giderek artarken, sınırlı olan kaynaklar üzerindeki olumsuz çevre baskıları da ne yazık ki giderek artmaktadır. İçme ve kullanma suyu temin edilen baraj ve göllerimiz ev ve endüstriyel nitelikli atıklar yanında yerleşimden kaynaklanan yoğun yapılaşma baskısı altındadır. Kıta içi su kaynaklarımızdan göllerimiz, nehirlerimiz ve yeraltı sularımız ile denizlerimiz evsel ve endüstriyel atıklar yanında aşırı gübreleme ve bilinçsiz kullanılan zirai mücadele ilaçlarından olumsuz etkilenmektedir. Günümüzde gelişmekte olan ülkelerde tüm hastalıkların % 80’i ve ölümlerin üçte biri kirli sulardan kaynaklanmaktadır (UNEP,1987).

Su ve Kirlilik

Yağmur damlacıklarının oluşması ve atmosferdeki hareketleri esnasında, havada bulunan oksijen, azot, karbondioksit gibi gazlar bu damlacıklar içinde çözünürler. Atmosferde bulunan mikroskobik büyüklükte askıdaki katı maddeler de yağmur damlacıklarınca tutulurlar. Böylece su, havayı da temizlemiş olur. Tabii dengenin korunduğu bir ortamda hidrolojik döngü ile hayat kaynağı olan su, tabii denge bozulunca öldürücü tesir gösterebilmektedir. Su kirliliği, insanların hastalanması ve ölümlerin de nedenlerden birisidir. Temiz su için ilk şart, tabiatta zaten temiz olan suyu kirletmemektir (Saatçi, 2006).

Beyaz Petrol Olan Suyun Korunmasındaki Öncelikler ve Öneriler

1. Göl bölgelerinde, nehir havzalarında su kalitesi belirleme ve kirlilik işleme çalışmaları yapılmalı ve mikro bölgesel alıcı ortam su deşarj kriterleri bölgesel optimizasyon çalışmaları yapılarak hassas bir şekilde belirlenmelidir.

2. Arıtma sistemi olmayan veya olduğu halde çalıştırılmayan tesislerin atıksu deşarjları denetlenmeli ve kalıcı ve uzun vadeli çözümler üretilmelidir.

3. Kentleşme ve sanayileşmenin yanında tarım ve hayvancılığımızın da geliştirilebilmesi, tarım arazilerinin bilinçli bir şekilde korunabilmesi amacıyla; organize ve ihtisas sanayi bölgelerine benzer "organize tarım bölgeleri", "organize hayvancılık bölgeleri" kurulmalı ve bu bölgelerde uygun ortak arıtma ve atık giderme ve değerlendirme sistemleri kurulmalıdır.

4. Sanayi tesislerinde tesis içi önlemler alınarak su kullanımı ve atıksu üretimi azaltılmalı, proses suyu geri devir ihtimali araştırılmalıdır.

5. Atıksu arıtma sistemi mevcut olmayan belediyelerin mutlaka merkezi arıtma sistemleri kurmaları temin edilmelidir. Mesafe uzaklığı uygun küçük ve yakın belediyelerde bölgesel ortak arıtma sistemleri kurulmalı, tüm belediye arıtılmış sularının bölgede sulama suyu olarak kullanılabilirliği düşünülmelidir. Şu anda ülkemizde 2800 belediyeliğin yaklaşık 100 tanesinde arıtma sistemi vardır.

6. Atık suların tekrar kullanılması yoluna gidilmesi su kaynaklarının muhafazası için önemlidir.

7. Su kaynakları için bölgesel kirlilik izleme ve veri bankası oluşturulmalıdır. Mutlaka su kaynaklarının sahibi kullanma ve koruma dengesi gözetilerek belirlenmeli, bürokratik kargaşaya son verilmelidir.

8. Yerel yönetimler güçlendirilmeli, şehirlerin geleceği bilimsel ve insani temellere dayandırılmalı, altyapıları hazırlanmış, yaşanabilir ve yarışabilir sağlıklı kentler oluşturulmalıdır.

9. Deniz, nehir, göl gibi yerlerde kıyı alan yönetimi sistemci ve çevresel korumacılık yaklaşımıyla olmalıdır.

10. Çevre ve su kaynakları yönetimi birbirleriyle yakın ilgi içersinde olduklarından; su kaynakları sistemi ile çevre yönetim sistemlerinin uyum içersinde olması gerekmektedir.

11. Suyun miktar olarak en çok kullanıldığı tarımsal sulama sistemlerinde "bilgisayar destekli damlama sulama yöntemi"ne ağırlık verilmelidir.

12. Su ve atıksu yatırımları; devlet ve Avrupa Birliği destekli, yap-işlet-devret veya yap-devret-öde modeli ile de olabilir. Yatırımlarda kamu ve özel sektör muhakkak işbirliği yapmalı, yatırımlar doğru ve hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Türkiye açısından çok önemli olduğuna inandığımız "su ve atıksu yatırım modelleri" üzerine devam etmekte olan diğer bir detaylı ekip çalışmamız başka bir makale olarak hazırlanmaktadır.

Sonuç ve Tartışma

Susuz hayat mümkün değildir. Su stratejik bir malzemedir ve adeta beyaz petroldür. İnsan yiyecek maddeleri almadan haftalarca yaşayabilir, fakat su içmeden ancak birkaç gün hayatını sürdürebilir. Yeryüzündeki toplam su kütlesi sabit iken buna karşılık tüketim ve kirlenme gittikçe arttığına göre suyla ilgili problemlerimiz gün geçtikçe artacaktır. Yeryüzündeki sular hem tabii kaynak, hem de çevre kaynağı olarak mutlaka dikkatli kullanılması ve kirlenmeye karşı korunması gereken bir kamu ve insanlık malı niteliğindedir. Su tüketimi kalkınmanın ve yaşamanın gereğidir fakat israf edilmemelidir. İsraf etmemek, kazanmaktır. En pahalı su, bulunmayan sudur. Bu yüzden onun hayatımızdaki önemini, stratejik bir malzeme ve beyaz petrol olduğunu fark ederek adeta üzerine titremeli ve öncelikleri göz önünde bulundurarak korumalıyız ve kullanmalıyız. Bir zamanlar Benjamin Franklin, "Suyun değerini ancak, kuyu kuruduğunda anlarız" demişti. Yapılması gereken, Franklin’in verdiği bu dersi yaşayarak öğrenmektense, suyu uygun bir biçimde değerlendirmek ve onu daha akılcı bir biçimde kullanmaktır (Postel, 1999). Ortadoğu’nun geleceğinde stratejik önem sıralamasında petrolün yerine ilk sıraya yükselmeye aday su için Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede "gizli soğuk savaş" sürmektedir. Ortadoğu ülkelerinin hiçbirisi su zengini değildir. Tükiye’de su zengini bir ülke değildir. GAP Ortadoğu barışının anahtarıdır. Petrol, ateşi artıran bir özellik taşır, ama su daha çok ateşi söndürme kabiliyetindedir. İyi bir stratejiyle, iyi bir planlamayla, uluslar arası diplomasiyle suyun gerçek bir Ortadoğu barışına vesile olması mümkündür (Şehsuvaroğlu, 2000). Su sorunu hem potansiyel çatışma, hem de fırsatlar sunmaktadır (Şehsuvaroğlu, 2000; Kıran, 2005).

Suyun ülkemizdeki durumu, geleceği, kullanım ve korunumu meselesi ciddiye alınmalı ve bu konuda çevre yönetim sistemleri içersinde su kullanım ve korunum stratejisi geliştirilmelidir. Öncelikle ülke içersinde su verimli kullanılmalı ve gelecek için planlamalar iyi ve akıllıca yapılmalıdır. Unutmayalım ki "plan yapmamak, başarısızlığı planlamak demektir". Su savaşları senaryoları üretileceği yerde, muhakkak suyu verimli kullanma ve barış projeleri üretilmelidir. Bütün işleri devlet eliyle yapmak yerine; artık devlet, özel ve sivil toplum unsurlarının işbirliği ile verimli ve tüm insanlığın barışı ve huzuruna hizmet edecek sonuç odaklı çalışmalar yapılmalıdır.

Kaynaklar

Ayvaz, Z., Suyun Harika Özellikleri, Sızıntı, 216, 555-557, İzmir, 1997.

Bulloch, J. ve Darwish, A., Water Wars (Su Savaşları-Ortadoğuda Beklenen Çatışma), Tercüme, Mehmet Harmancı, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1994.

Clarke, R., Water: The International Crisis, Earthscan Publications Ltd, Reading, UK, 1991.

Çevre Bakanlığı, Çevre ve Çevre Bakanlığı, Yeşil Seri 1, Ajans-Türk Matbacılık San. A.Ş., Ankara, 1993.

Çevre Bakanlığı, Çevre Koruma Rehber Kitabı, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, Ankara, 1996.

Erkek, C. ve Ağıralioğlu, N., Su Kaynakları Mühendisliği, Beta Basım A.Ş., İstanbul, 1993.

Eroğlu,V., 2005, Su Dünyası, Devlet Su İşleri, Kasım, 28, 2005.

Granger, J., http://witcombe.sbc.edu/water/chemistryproperties.html, July 2006.

http://www.science.uwaterloo.ca/~cchieh/cact/applychem/waterphys.html, July 2006.

İleri,R., Sümer, B., Şengil, A., Şengörür, B., Gemci, T., Su : Stratejik Malzeme ve Korunmasındaki Öncelikler, Türkiye’de Çevre Kirlenmesi Öncelikleri Sempozyumu II, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze, Kocaeli, 1997.

Karpuzcu, M., Çevre Kirlenmesi ve Kontrolü, Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul, 1994.

Kıran, A., Ortadoğu’da Su- Bir Çatışama ya da Uzlaşma Alanı, Kitapyayınevi, İstanbul, 2005.

Kumbur, H., Ortadoğu Ülkelerinde Su Potansiyeli, Karşılaşılan Sorunlar ve Alternatif Çözümler, Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi, Mayıs-Haziran, 8, 2006.

Pamukçu, K., Su Politikası, Bağlam Yayınları, İstanbul, 2000.

Postel, S., Çeviri: F. Ş. Sözer, Son Vaha, TÜBİTAK-TEMA Vakfı Yayınları, Ankara, 1999.

Saatçi, A.M., Ropörtaj, Su Dünyası, Devlet Su İşleri, 22, Mayıs, 2005.

Şehsuvaroğlu, L. Su Barışı-Türkiye ve Ortadoğu Su Politikaları, Ankara, 2000.

Şen, Z., Su Kaynakları ve Önemi, Susuz Toplumlar İçin Su, 22 Mart Dünya Su Günü, Su Vakfı Yayınları, Editörler: Zekai Şen, Abdüsselam Altunkaynak, İstanbul, 11-32, 2002.

Şimşek, E., Türkiye’nin Ortadoğu Politikası, Kum Saati Yayıncılık, İstanbul, 2005..

UNEP World Commission on Environmental and Devolopment, Our Common Future, Oxford University Press, Oxford, UK, 1987.

Viessman, J.W. ve Hammer, J.M., Water Supply and Pollution Control, Harper Collins Publications Inc., New York, 1985.

Zehir, C., Ortadoğu’da Su Medeniyetlerinden Su Savaşlarına, Su Vakfı, İstanbul, 2003.

Prof. Dr. Recep İleri

Sakarya Üniversitesi,

Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği


Etiketler


Slider Altına