Misafir ev sahibini evden kovabilir mi?

21 Haz 2017

Doğanın sunduğu tüm güzellikleri kendi keyfi için ortadan kaldırmaya meftun olanlar sardı dört bir yanımızı. Betonu yeşile tercih edenler ve bu tercihi elindeki güçle soslayanlar. Güçlerini her daim betondan yana kullananlar. Bu algının en son örneğinin başlığı “zeytin” oldu. Mesele şu: zeytin arazilerinin imara açılması.

Kadim Anadolu topraklarının batısına doğru gittiğinizde mutlaka görürsünüz, kilometrelerce uzayıp giden zeytinlikleri. Bodur ve sağlam ağaçlardır zeytin ağaçları. Oturaklıdırlar yani. Bir sarıldılar mı toprağa, bir daha bırakmazlar. 800 yaşında olan mı dersin, 1000 yaşında olan mı?

Kökleri bu kadar uzun bir tarihe dayanan zeytin ağaçları hiç şüphesiz bu toprakların gerçek sahipleridir, ev sahipleridir. Ortalama 65-70 yıl yaşayan biz insanlar ise ancak misafir oluruz. Hülasa, misafir ev sahibini evden kovamaz. Bu akla da mantığa da vicdana aykırıdır. 

Zeytinliklerin imara açılması tasarısı gelen tepkiler üzerine komisyona çekilmiş durumda. Orada kalsın, rafa konsun ve bir daha açılmamak üzere kapağı kapatılsın. Zira ne kadar teknolojik olursak olalım, betona ne kadar âşık olursak olalım, elimizdeki telefonla dünyaları yönetmek sevdasıyla ne kadar yanıp tutuşursak tutuşalım Anadolu topraklarını kurtaracak olan zeytindir, çaydır, buğdaydır, fındıktır, kayısıdır, karpuzdur, mısırdır… Bu topraklar binlerce yıldır hep verdi, çeşit çeşit bol bol verdi ve hiç istemedi.

Şehircilik dikine binalar dikmek değildir. Dönün bakın Koca Sinan’a, neler yapmış… Siz yaptığınız binalar büyük ve şaşaalı görünsün diye kat üstüne kat dikersiniz. Koca Sinan ne mi yapar? Selimiye Camii daha heybetli görünsün diye etrafındaki evlerin camlarının ölçüsünü belirler. Yani sadece kendi yaptığıyla değil etrafında yapılacak olanlar da ilgilenir. Hatta oradaki bazı evlerin yapımına bizzat müdahil olur. Şehircilik budur, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmektir.

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere…


Etiketler