“Kuşların yaşayamadığı bir dünyada insan da var olamaz”

03 Oca 2018

Gediz Deltası, 40 bin hektarlık yüzölçümü ile Doğu Akdeniz’in en büyük deltalarından biri… Delta, oluşumu iki milyon yıldır devam eden, bir yarımada (Karaburun Yarımadası) tarafından

korunan ve bir iç körfeze dökülerek oluşan Türkiye’deki tek delta olma özelliğine sahip…

İzmir’in Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası unvanını fazlasıyla hak ettiğini anlatan bir akademik rapora göre Delta, ‘tatlısu gölleri, lagünleri, tuzlu çayırlıkları, çamur düzlükleri, sazlıkları ile doğal yaşamın belli bir ahenk içerisinde var olmasından meydana gelmiş bir ekosistemler bütünü’ olarak tanımlanıyor. Bu ahenk içinde bir araya gelme hali de yüzlerce farklı türe yaşama ortamı sağlamasının yanı sıra, doğal güzellikleri bir arada görebileceğiniz nadir alanlardan birini oluşturuyor.

Gerek göç dönemlerinde gerekse kış dönemlerinde pek çok kuş türü Delta’dan beslenirken, dünyanın en büyük flamingo kuluçka alanlarından biri de Gediz Deltası’nda bulunuyor. Geçtiğimiz haftalarda kuş fotoğrafçısı H. Çağlar Güngör de Gediz Deltası’nın flamingoları arasında küçük flamingoları görüntüledi.  Yoğunlukla Afrika’nın alkali göllerinde yaşadığı bilinen küçük flamingoların Gediz Deltası’na nasıl geldiği ise bilinmiyor. Nesli tehlike altında olan küçük flamingoların özellikle kurşun ve sanayi atıklarından zehirlendiği ve aynı zamanda avcılık yüzünden bu tehlike ile karşı karşıya olduğu biliniyor.  

Raporda işte bu ve bunun gibi pek çok özelliği  dolayısıyla İzmir Gediz Deltası’nın Dünya Doğa Mirası kriterlerinin tamamını sağladığı ve Türkiye’nin ilk UNESCO Dünya Doğa Mirası olmaya aday konumda olduğu belirtiliyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç, küçük flamingonun binlerce kilometre öteden deltayı ziyaret etmesinin sevindirici olduğunu belirterek, “Yaşamak için böyle deltalara muhtaç milyonlarca canlının ve çocuklarının hayatı İzmirliler'in elinde. Dünyada küçük flamingo nüfusunun azalmasının sebeplerine baktığımızda, Türkiye’deki sorunlarla aynı olduğunu görüyoruz. Kuşların yaşayamadığı bir dünyada insan da var olamaz”diyerek İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumları, böylesine değerli bir doğal alanı, hiçbir zarara uğramadan yaşatılmasını sağlamak üzere çalışmalar yapmaya davet ediyor.

Yazımız ilgili yerlere ulaşarak, küçük flamingoların yaşamasına ucundan kıyısından bizim de bir katkımız olursa ne mutlu bize…

Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere.

Mutlu yıllar…

 

 

Didem Taşbaşı