Header

Kuraklık için acil önlem alınması gerek

28 Şubat 2018 Dergi: Ocak-Şubat 2018

NASA Kar Uzmanı Dr. Thomas Painter, Türkiye hava durumuna yönelik ürkütücü öngörülerini paylaştı. Habertürk Gazetesi'nden Nalan Koçak'ın haberine göre Dr. Thomas Painter, küresel ısınma nedeniyle Türkiye’ye az kar, çok yağmur yağacağını söyledi. Painter, “Daha çok sel yaşayacaksınız. Altyapıya yatırım yapın. Bazı yerler ise kuraklık çekecek. Temiz su için baraj inşa edin!” uyarılarında bulundu. NASA'nın kar uzmanının Türkiye ile ilgili uyarıları şöyle: ”Aslında ana su kaynağı kardır. Kar birikerek su deposu işlevi görür. Hava durumunda değişiklik yaşandığı zaman eriyerek devreye girer. Baraj mantığıyla aynı. Fakat küresel ısınma sebebiyle kar yerine daha çok yağmur yağıyor. Yağmur, hemen akıp gidiyor, kar gibi dağlarda yığılarak kalmıyor. İklim değişikliği sadece su kaynaklarını azaltmıyor, suyun kalitesini de düşürüyor.Yeraltı suları harika bir su kaynağıdır. Yerin altına süzüldüğü için filtrelenir. Pek çok bölgede hâlâ bu kaynaklar zengin. Ancak yeraltı suyunun kaynakları da kar ve yağmurdur. Yağmur ve kar azaldığında, ikmal edilemediği için kullandığımız yeraltı su kaynaklarını da kurutmuş oluyoruz. Yerde çökmeler meydana geliyor, yollar mahvoluyor. O kadar hassas bir sistem ki, çökme meydana geldiğinde o bölgede bir kez daha yeraltı suyu birikmiyor. NASA olarak pek çok bölgede kuyuların kuruduğunu biliyoruz. Bunlar kurudukça daha derinini kazmak gerek. Fakat sonunda bunlar da kuruyacak. Nüfus artıyor, su azalıyor. Bu, hiç iyi bir geleceğe işaret etmiyor. Özellikle kurak yıllarda tarımın büyük darbe alacağının da altını çizmeliyim. Dünyada pek çok çiftçi çok zor durumda kalacak. Kar ve buzulları kaybettikçe yeryüzündeki beyaz alanları da kaybediyoruz. Bu alanlar güneş ışınlarını uzaya geri yansıtıyor, böylece bizi soğutuyorlar. Gelecekte olacak şu: Yeryüzü daha fazla güneş ışını emecek, sonra o infrared ışınlar atmosferde sıkışacak ve Dünya’da sıcaklık gittikçe artacak. Temiz su kaynaklarının azalması sonucunda da dünyadaki jeopolitik güç dengeleri değişecek. İnsanlar su kaynaklarının daha fazla olduğu yerlere göçecek. Türkiye'de muhteşem dağlar var. Atmosferdeki sirkülasyonun ortasında duruyorlar, kar rezervleri için çok uygunlar. Fakat küresel ısınma nedeniyle daha az kar daha çok yağmur alıyorlar. Haliyle de temiz su kaynaklarınız azalıyor. Bunun bir diğer sonucu olarak daha fazla sel yaşanacağını söyleyebilirim. Bu nedenle şehirlere ve limanlara zarar gelmemesi için altyapınıza çok yatırım yapmanız gerek. Ayrıca temiz suyunuzun olması için daha çok baraj inşa etmelisiniz. Çünkü sel, suyu kirletir.

Tema Vakfı tarafından gönderilen 30 Aralık 2017 tarihli basın bülteninde de benzer uyarılar yer alıyor: “Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’ne göre iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek olan Akdeniz Çanağı’nda bulunan Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde % 20 ile % 40 arasında, İç ve Batı Anadolu bölgelerinde ise % 40’ı aşan oranlarda yağışların azalacağı öngörülüyor. Bu durum gelecekte bugünkünden daha uzun ve şiddetli kuraklıkların sıklıkla yaşanması olasılığını artırıyor. Yapılan kuraklık riski çalışmalarında Türkiye nüfusunun 50 milyonluk kesimini barındıran 30 şehrin büyük oranda kuraklıktan etkileneceği görülüyor. Kuraklık riskinin giderek arttığı ülkemizde, bu doğal afete karşı hazırlıklı olunması için eylem planlarının hazırlanması, iklim değişikliğiyle etkili mücadele edilmesi, kurak dönemlerde sigorta görevi gören yeraltı sularının korunması ve tüm çalışmalara çerçeve oluşturması açısından doğanın hakkını gözetecek bir su kanununun yasalaşması büyük önem arz ediyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın “Ulusal Kuraklık Yönetimi Eylem Stratejisi”ni hazırlaması ve havzalarda kuraklık yönetim planlarının hazırlanması konusundaki girişimleri bu kapsamdaki olumlu çalışmalar olarak değerlendiriliyor. Hazırlanmakta olan kuraklık eylem planlarının etkin olarak uygulanmasında kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğinin tesis edilmesi büyük önem taşıyor. Bununla beraber Türkiye iklim değişikliğine uyum süreçlerinde alınması gereken önlemlerden uzak duruyor. 2012 yılının Türkiye’de kömür yılı ilan edilmesi ile birlikte, kömür madenciliği ve kömürlü termik santral yatırımları teşvik ediliyor. Büyük ölçüde suya ihtiyaç duyan kömürlü termik santrallerin planlanmış olması giderek kuraklaşan ülkemizde suyun kullanımı açısından bir tezat oluşturuyor.”


Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere…

 

Didem TAŞBAŞI