Header Reklam
Header Reklam

40 Yıl Önce ODTÜ'de Hocam Dediler Bana!

10 Temmuz 2008 Dergi: Mart-Nisan 2008

Yıllar önce; İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden Yüksek Mühendis olarak mezun olduktan sonra "Fulbright Bursu" ile ABD'ye giderek, orada İnşaat Mühendisliği'nde Yüksek Lisans ve Doktora, Endüstri Mühendisliği'nde Yüksek Lisans çalışmaları yaptım. Amerikan üniversitelerinde ders verdim, çeşitli Amerikan kuruluşlarında müşavir mühendis olarak çalıştım. Yurda döndükten ve yedek subaylık görevimi tamamladıktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde genç bir Yrd. Prof. olarak göreve başladım.

İlk dersimi çok iyi hatırlıyorum. ABD'de İnşaat Mühendisliği alanında pek çok ders vermiş olmama rağmen heyecanlıydım. Sınıfa girdim, öğrencilerimi selamladım, kendimi Türkçe olarak tanıttım ve derse İngilizce olarak başladım. Zemin Mekaniği dersini veriyordum. Bu ilk dersten, ders olarak hiçbir şey kalmadı aklımda. Yalnız şunu hiç unutmadım ve hiç unutmayacağım. Ders sırasında bir öğrencim elini kaldırdı, Türkçe "Hocam" dedi bana ve İngilizce olarak sorusunu sordu. Soru neydi, hangi cevabı verdim; onlar da aklımda değil. Ama öğrencimin "Hocam" deyişini, sanki bugünmüş gibi hatırlıyorum. ABD'de bana "Prof. Ozkol", "Dr. Ozkol", "Sir", "Mr. Ozkol" vb. şekilde hitap edilmişti. Ama ilk defa kendi dilimde, "Hocam" deniliyordu bana. "Hocam".

Ve töremize göre bu kelime sonsuz zenginlikler taşıyordu. Yüreğim sevinçle doldu, heyecanlandım, kıvanç duydum, onurlandım. Derse devam ettim ve daha sonra üniversiteden ayrıldım; eve döndüm. Ertesi gün de dersim vardı ODTÜ'de. Gerçekte dersten daha çok "Hocam" hitabı çekiyordu beni ODTÜ'ye. Öğrencilerim yine ellerini kaldıracak ve "Hocam" diye hitap edeceklerdi bana. Beni sevinçle ve sevgiyle dolduran bu kelimeydi. "Hocam".

Evet, gerçekten de ders sırasında, pek çok defa aynı şey oldu ve bana her "Hocam" diye seslenildiğinde hep aynı heyecanı duydum.

1. ders bitmişti; 2. derse girmeden önce "15"dakikalık bir ara vardı. Ben de bir çay içmek için "Hocalar"a ayrılmış dinlenme odasına gidiyordum. Birden bir "Hocam" çağrısı çarptı kulağıma. Döndüm, arkaya baktım; ama "Hocam" diye seslenen ODTÜ'lü genç bana değil, çaycıya sesleniyordu. Şaşırdım. Etrafı biraz gözledim. ODTÜ'lü öğrencilerin bir adetiydi bu. Onlar birbirlerine, herkese "Hocam" diye hitap ediyorlardı. Bugün de böyle. Hayal kırıklığına uğramış, biraz da kırılmıştım. Toydum. Sınıfa dönerken karar vermiştim. Bana "Hocam" demelerini izin vermeyecektim. Nitekim derste "Hocam" diyerek ilk soruyu soran çocuğu, Türkçe olarak, "Bana bundan böyle 'Hocam' demeyeceksiniz. Dr. Özkol deyin, Sedat Bey deyin, ne derseniz deyin. Ama 'Hocam' demeyin" diye tersledim. Bunun üzerine, öğrencilerim bir ağızdan, yine alışkanlıklarını sürdürerek, "Neden Hocam?" dediler. Dedim ya "Toydum". Cevabım hazırdı. "Çünkü" dedim; "Siz bu işi cıvıtmışsınız; herkese 'Hoca' diyorsunuz. Oysa herkese 'Hoca' denilmez".

O zaman müthiş bir şey oldu. Bir genç öğrencim bu defa ayağa kalktı ve yine Türkçe olarak "Yanılıyorsunuz Hocam" dedi. "Biz herkese Hoca diyoruz. Çünkü herkeste öğrenilecek bir şey vardır".

Donup kalmıştım; gerçek bir bilgelik, gerçek bir alçak gönüllülükle karşı karşıyaydım. Gerçekte bu sözleri söyleyen öğrencim, öğrencilerim benim "Hocam" olmuştular orada ve o anda.

Bana verilen bu "İnsanlık" dersini aradan geçen uzun yıllara ve kendi arzum dışında ODTÜ'den uzaklaştırılmama rağmen hiç unutmadım, hiç unutmayacağım.

Onun içindir ki bugün, 40 yıl sonra, o günleri hatırlarken bana "Hocalık" etmiş sevgili öğrencilerimi tüm kalbimle özlüyor ve kıvançla, gururla, onurla '40 Yıl Önce ODTÜ'de Hocam Dediler Bana' diyerek, bana verilmiş bu en yüksek unvana layık olmaya çalışıyorum.

 

- Bu yazı Dr. Müh. Sedat Özkol'un Resital Yayınları'ndan çıkan "Muzır Söyleşiler" adlı kitabından alınmıştır.


Etiketler


Slider Altına