Hasan Vardar İnşaat Kazısız Teknolojiler Müdürü Murat Esener; 'Kazısız teknolojilerle eskiyen altyapıları çok daha hızlı yeniliyoruz'
Türk inşaat sektörünün köklü firmalarından Hasan Vardar İnşaat'ın Kazısız Teknolojiler Müdürü Murat Esener ile Türkiye'deki kazısız teknoloji uygulamaları hakkında konuşuyoruz....
Küresel ısınma ve azalan sular nedeniyle, şehir şebeke içme suyu ve kanalizasyon hatlarının bir an önce yenilenmesi gerektiğine dikkat çeken Esener, kazısız teknolojiler sayesinde, büyük iş makinalarının yolları kazarak, kimi zaman da trafiği kapatarak iş yapmalarına gerek kalmadan, 5-6 saat gibi çok kısa sürelerde metrelerce uzunluğundaki hatları yenileyebildiklerini anlatıyor.
Dünyadaki gelişmelere baktığımızda örneğin Amerika'da kazılmadan yapılan işlerle kazılarak yapılan işlerin oranlarının yüzde 75'e yüzde 25 olduğunu söyleyen Esener, bu teknolojilerin petrol ve doğalgaz hatları için de uygulanabildiğini dile getiriyor.
e-Belediye: Hasan Vardar İnşaat "Kazısız Teknolojiler" işine nasıl girdi?
Murat Esener: Firmamız Hasan Vardar İnşaat, 1956 yılında iş hayatına atılan Hasan Vardar tarafından 1957 yılında kurulmuştur. O tarihlerde ilk işlerini İller Bankası ile yapmaya başlamış ve şu an taahhüt sektöründe A Gurubu karne sahibi müteahhitlerden biri haline gelmiştir. Türkiye'nin hemen hemen her ilinde birçok altyapı ve üst yapı inşaat işi yapan firmamız, farklı sektörlerdeki işleri yanında halen inşaat işlerine devam etmektedir.
Pek çok altyapı işi yapan bir firma olarak, altyapı işlerinin yurtdışında çoğunlukla kazı yapmadan yapıldığını inceleyip gördüğümüzde yeni uygulamalara "Kazısız Teknolojiler"e yatırım yapmaya karar verdik. Böylece 2002 yılında Hasan Vardar Kazısız Teknolojiler birimimizi faaliyete geçirdik. O tarihlerde İSKİ de bu tür teknolojiler hakkında incelemeler yapıyordu ve ilk uygulamalar da kanalizasyon hatlarıyla başlatıldı.
Bu sistemle bozulmuş ya da deforme olmuş bir kanalizasyonu kazmadan çok daha kısa sürede yenileyebiliyor, yeni bir boru koyabiliyorsunuz. Büyük iş makinalarının yolları kazarak, kimi zaman da trafiği kapatarak iş yapmalarına artık gerek kalmıyor.
Dünyadaki gelişmelere baktığımızda örneğin Amerika'da kazılmadan yapılan işlerle kazılarak yapılan işlerin oranları yüzde 75'e yüzde 25'tir. Yani yüz tane iş varsa 25'i kazılarak, 75'i kazılmadan yapılıyor. Avrupa'da da durum aynı. Bu sistem ayrıca içmesuyu hatları, petrol ve doğalgaz hatları için de uygulanabiliyor.
Biz de şu ana kadar pek çok yerde, Çekmece'den Tuzla'ya kadar Beşiktaş, Sarıyer, Kadıköy, Gaziosmanpaşa, gibi bu uygulamaları hayat geçirdik. En son olarak da Bağdat Caddesi ve Moda civarında çalışıyoruz. Zaten Türkiye?de bu işin öncülüğünü de biz yapıyoruz. Bizden sonra birkaç firmanın daha bu işe girdiğini söyleyebilirim.
e-Belediye: Kazısız altyapı onarım-yenileme işi nasıl yapılıyor?
Murat Esener: Bu süreci bir kanalizasyon hattı üzerinden anlatalım. Sokaktaki kanalizasyon kapağını kaldırıp hiç kazı yapmadan içeriye bir uygulama gerçekleştiriyoruz ve 5-6 saat içinde 150-200 metrelik bölümünü yenileyebiliyoruz.
Burada önemli olan kanalizasyon sisteminin ölmemiş olmasıdır. Bunu da zaten görüntüleme-tespit çalışmalarımızla otaya koyuyoruz.
Operasyonun 3 aşaması var. Önce tespit yapacağımız kanalizasyonun temizlenmesi gerekiyor. Kanalizasyonları temizlerken öyle şeyler çıkardık ki bırakın çer çöpü kocaman yatak bile çıkardık. Yani önce kanalın tamamen temizlenmesi lazım. Ardından özel kameralı görüntüleme robotumuzla kanalizasyonun ne durumda olduğunu dolmuş mu, çökmüş mü tespit ediyoruz.
Yolladığımız robot içerde hem çekim hem ölçüm yapıyor. Diyelim ki bir çatlak var robot, çatlakta ne kadar, kaç santim bir açıklık var bunları tespit ediyor. Hattın çap daralmasını, eğimini tespit ediyor. Elde ettiğimiz tespitleri bir rapor halinde İstanbul'da İSKİ'ye ya da ilgili İSKİ ilçe şube müdürlüklerine sunuyoruz.
Eğer hat tamamen bitmemiş, çökmemişse içinin kaplanarak yenilenmesini ya da değiştirilmesini öneriyoruz. Ancak hattın değiştirilmesi hem çok maliyetli hem de büyük dert olduğu için kaplama operasyonları tercih ediliyor. Yani önce temizliğini yapıyoruz sonra tespit ve kaplamasını yapıyoruz.
Zaten Türkiye'de ve tüm dünyada genel kanalizasyon sisteminde baca tabir ettiğimiz kapak aralıkları 50-60 metredir, dolayısıyla çalışma sırasında herhangi bir sıkıntıyla da karşılaşmıyoruz.
Bizim yaptığımız kaplama işinde polietilen bir boru koymuş oluyorsunuz ve bu beton künklerle inşa edilen hatlardan daha dayanıklı hale geliyor. Zaten atıksu borularında da özellikle özel sektörde polietilen ya da polipropilen borular kullanılıyor. Fakat beton boruların maliyetlerinin ucuz olması ve üretim tesislerinin çalıştırılması ihtiyacı gibi nedenlerden dolayı daha çok tercih ediliyor. Ama o hattı baştan değiştirmek yerine bu malzeme ile kapladığınızda polietilen ya da polipropilen boru yerine geçiyor ve üstelik de çok daha uzun ömürlü hale geliyor.
e-Belediye: Temizleme işlerini nasıl yapıyorsunuz? Böylesi büyük tıkanıklıkları nasıl açıyorsunuz?
Murat Esener: Bunları 200 bar ve üstü basınçlı su verebilen özel sistemlerimizle temizliyoruz. Basınçlı su veren sistemi hortumla içeri yolluyoruz hem su veriyor hem de vakum yapıyor. Bu sistem Türkiye'de artık iyice yerleşti. Hatta İSKİ yıllardan beri bunu kullanıyor.
Ancak temizleme işlerinde genellikle tıkanan yeri açmak için vidanjör ve kuka denilen iki araç gelir. Bunların bir tanesi açmak için su basar, diğeri de vakum yapar. Bizim kullandığımız sistemde ise ikisi birden tek araçla yapılıyor. Üstelik bizim kullandığımız araç çektiği pis suyu kendi içindeki arıtma sistemiyle arıtıp, kanalın temizliğinde tekrar kullanılmasını sağlıyor. Yani yeni su almıyoruz, vakumla alınan suyu arıttıktan sonra yeniden aynı hattı temizlemede kullanıyoruz.
Hatların çapına göre değişen irili ufaklı aparatlar kullanıyoruz. Eğer kanal tıkanmışsa o zaman delici bir kafa kullanıyoruz. Biz yeri geldi, kameradan bakıp da gördüklerimize inanamadık. Kanalizasyon hattının orman gibi olduğu durumlarla da karşılaştık. Dışarı çıkıp baktığınızda o sokağın etrafının ağaçlarla kaplı olduğunu görüyorsunuz. O ağaçların kökleri zaman içinde kanalizasyonun içine kadar girebiliyor. Çünkü kanalizasyonlar tabi gübre olduğu için ağaç kökleri buralara kadar uzanıyor, betonu bile delebiliyor. Hatlar da
e-Belediye: Kanalizasyonlara bırakılan inşaat atıkları içerde donuyor. Bunları nasıl temizliyorsunuz?
Murat Esener: Çok doğru, bunlarla da karşılaşıyoruz. Sokakta bir inşaat yapılıyor. Çimento, kum, su karışımı harçtan kalan atıklar ya sağa sola süpürülüyor ya da kanalizasyon açılıp içeriye bırakılıyor. Yaş çimento da içerde donuyor. Zaten bir hattı tıkamak isteseniz ancak bunu yaparsınız. Bu donmuş katıları çimento olabilir, yağ tabakası olabilir, zincir kafa dediğimiz dönerek hareket eden bıçak aparatlar takılı robotlarımızla temizliyoruz. Zaten bu hale gelmiş hattın mutlaka temizlenmesi de gerekir.
e-Belediye: Bu kaplama malzemesini biraz anlatır mısınız?
Murat Esener: Temizliği yaptık, tespitini yaptık ve çözüme karar verdik. Karar da içinin kaplanması. Hattın çapı değişik olabilir. İstanbul'da genel de hatlar
Malzemenin ismi yurtdışında bilinen adıyla "Liner" diye geçiyor ve bizim de Türkiye temsilcisi olduğumuz Danimarkalı Aarsleff firması tarafından üretiliyor. Aarsleff sadece bu konuda değil diğer müteahhitlik alanlarında da iş yapan çok büyük bir firmadır. Yani Liner dediğimiz bu malzeme ki Danimarkalılar buna İngilizce "bag" yani bildiğimiz (çanta-torba) diyor. Malzemenin iç tarafı polyester keçe, dış tarafı da polietilen ya da poliüretilen ile kaplı. Kanalizasyona bunu uyguladığımızda, polietilen kısmı kanalizasyonun içinde kalıyor. Keçeli kısmi ki keçeli kısmına biz özel kimyasallar da uyguluyoruz, o da dış tarafta kalıp hem kanalizasyonun çeperine yapışıyor hem de zaman içinde bizim 2-3 saatlik kürleme operasyonumuz sonucunda sertleşmiş oluyor.
Tespit yapılıp kanalizasyon hattı belirlendikten sonra örneğin Moda'da yapılması gereken 60 m'lik bir kanal belirlendi. Ölçüm yapılıyor ve malzeme buna göre hazırlanmaya başlanıyor. Hazırlık kısmında malzemenin keçe kısmının içine metrede ne kadar kimyasal koyacağımızı üretici firmanın belirlediği özgün formüller üzerinden belirliyoruz. Burada kullanılan ana komponent polyester reçinedir. Reçinenin sertleşmesi ve kürlenmesini sağlamak için de "Trigonox" ve "Perkadox" kimyasallarını kullanıyoruz. Bunu yaparken de et kalınlığı çok önemlidir ve et kalınlıklarına göre formülleri de mevcuttur.
Uygulamaya hazırlanan "Liner"ın içine kimyasallarını koyduktan sonra buz kalıbının içinde uygulama yapılacak sahaya götürüyoruz. Kimyasallar sıcakta tepkimeye geçtiği için soğuk ortamda muhafaza edilmesi lazım. Hazırlan "Liner" salyangoz tabir ettiğimiz basınçlı bir kazanın içine sarılıyor. Daha sonra bunu basınçlı havayla şişirmek suretiyle kanalın içine uyguluyoruz. Yani bir balonun, bir şişenin içine üflemek gibi... Polyester keçe kısmı dışarıda kalmak kaydıyla malzeme açılıyor ve kimyasal da yüklenmiş olarak kanal içine gönderiliyor.
Burada tabi hiçbir şekilde kazı yapılmadığı için o bölgedeki trafik de akıyor. Daha sonra 25-30 dereceden başlayıp 90 dereceye kadar artırdığımız buhar ya da su kürlemesi ile kimyasalın tepkimesini sağlıyoruz. Yine 90 dereceden geriye sıfıra doğru soğutarak sertleşmesini sağlıyoruz. Bu uygulama bittikten sonra kanalın içinde tek bir parça boru oluşmuş oluyor. Artık eski künk boruya ihtiyaç kalmıyor. Tek parça olduğu için bağlantılı olmadığı için yüzde yüz bir sızdırmazlık sağlıyor. Yani kanalizasyon hattının toprağa karışma riski kesinlikle ortadan kalkıyor. Aslında kanalizasyon sularının toprağa karışması büyük bir sıkıntıdır. Türkiye henüz bunun yeterince farkında değil ama Avrupa tahrip olmamış kanallarını bile yeraltı sularına sızmasın diye yeniliyor.
e-Belediye: Bu malzeme ne tür zararlar görebilir?
Murat Esener: Ancak özel bıçaklarla kesilerek zarar verilebilir. Bu malzeme normal nizami şartlarda Aarsleff firmasını 50 senelik garantisine sahip. Tüm malzemeler yine yurtdışındaki üniversitelerden sertifika onayıyla alınmış malzemeler. Yani kullandığımız malzemenin garanti şartları ve geçerlilik durumları, bunların hepsi mevcut. Dolayısıyla 50 sene garanti veriliyor. Zaten bir kanalın ömrü 35 senedir. Bu malzemeyi ancak kasıtlı bir şekilde tahrip etmek isterseniz ki o bile çok zordur ancak o zaman zarar verebilirsiniz. Biz bunu elmas bıçaklarla kesebiliyoruz. Kesme işlemi de kanalizasyonu kapladıktan sonra o hattın evlerden gelen bağlantılarının akacağı, parsel bağlantısı dediğimiz ufak delikleri açmak için gerekli oluyor. Bu bağlantıları da zaten kaplamaya başlamadan önce kanalın içine gönderdiğimiz özel robotlar sayesinde (X-Y) koordinatları üzerinden tespit ediyoruz. Çünkü kaplama esnasında onları görme şansınız yok. Sonra aldığımız bu ölçüye göre elmas bıçakları olan robotlar aracılığı ile bağlantıyı açıyoruz. Yani kendi kendine bir hasarın oluşması neredeyse imkansız.
e-Belediye: Bu "Liner" malzemesi döşendiği zaman üzerindeki basınca ne kadar dayanabiliyor?
Murat Esener: Keşke bu soruyu bize uygulamayı yaptığımız belediyeler de sormuş olsa. Biz istiyoruz ki yapmış olduğumuz uygulama hem kontrol edilsin hem kaliteli olduğu ortaya çıksın. Şöyle ki; zaten bu tespit yapıldığı zaman bu işlerin bir statik hesabı yapılıyor. Zaten mühendislik açısından bakarsanız bir kanalizasyon hattını döşerken kaç metre döşeyeceğinizi, üzerine ne kadar yük bineceğini hesap ediyorsunuz ve ona göre de inşa ediyorsunuz. Biz de kendi statik hesaplarımızı yapıyoruz. Et kalınlığını da o kanalizasyonun taşıyacağı yüke göre belirliyoruz. Bölgelere göre değişmekle beraber genelde
Yani genelde optimum uygulanması gereken ve o mukavemeti taşıyacak borunun sağlamlığı için 7,5 milimetrelik bir et kalınlığı yeterli oluyor.
Tabi ağırlık arttıkça et kalınlığı da değişiyor. Bu oranlar İSKİ tarafından da onaylanmış durumda. Öte yandan kanalı kazarak aynı şekilde bir polietilen boru koymak isteseniz yine bu kalınlıklarda boru kullanmanız gerekiyor.
e-Belediye: Siz bu şekilde beton künkleri de kaldırmadan, onların içine uygulamayı yaptığınız için iki kat daha sağlam oluyor değil mi?
Murat Esener: Tabi uygulamamız, deforme olsa da künklerin içine yapıldığı için daha da sağlam oluyor ama zaman içinde bu künkler devre dışı kalıyor. Bizim boru yenileme sistemimizde malzemenin dış tarafındaki reçine çatlamış bölümlere dolgu vazifesi yaptığı için sızdırmazlık kesin olarak sağlanıyor ve boru direnci de yüksek olduğu için ömrü uzuyor. Hiçbir çelikte olmayan esneme özelliğine sahip bu malzeme ilk olarak çok eski tarihlerde deprem bölgesi olan Japonya'da uygulanmış. Japonya'da deprem nedeniyle altyapılar çok fazla hasar gördüğü için depreme dayanıklı, esneyebilen bu tür uygulamalar geliştirilmiş. Dolayısıyla bu malzemeyle kapladığımız hatlar depremden çok az etkileniyor. Tabi depremin şiddetine göre hat tamamen değişebilir ama mevcut beton borulara göre bunların esneme payı olduğu için daha dayanıklıdırlar. İstanbul'u ve olası bir depremi de düşünürsek bu malzemenin faydalarını çok daha iyi anlayabiliriz.
e-Belediye: Bugüne kadar yaptığınız uygulamalara örnekler verir misiniz?
Murat Esener: Bu çalışmalara 2003 yılında başladığımızdan bu yana toplam 30 km'yi aşkın uygulama gerçekleştirdik. Fakat bu rakam İstanbul için çok az bir orandır. Bu işler özel sektörde olduğu gibi yürütülmediği için ya ihale yoluyla ya da taşeronluk sistemiyle yapılıyor.
2003?de Pendik - Tuzla bölgesinin kanal şebeke ihalesini alarak başladığımız bu işlere, ihalesini alarak ya da taşeronluğunu yaparak pek çok yeni iş ekledik. Çekmece, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Fatih, Eminönü gibi çok sayıda ilçemizde çalıştık. Özellikle Eminönü-Sultanahmet Meydanı'nda bizim çok işimiz oldu.
Zaten bu bölgeyi hiçbir şekilde kazamıyorsunuz. Bunun yanında Anadolu yakasında Kadıköy, Ümraniye, Pendik, Tuzla, Kartal gibi bölgelerin hepsinde de dönem dönem, yapılan tespitler sonrası çıkan rapora göre şubelerin ya da müteahhitlerin ihtiyacına göre uygulamalar yaptık. Şu an en son Kadıköy Bölgesi'nde çalışıyoruz. Moda Caddesi'ndeyiz. Oradaki işimiz, sadece Moda Caddesi'ni bir proje olarak düşünürsek yaklaşık
Bu yöntemle elde edilen tüm görüntüleri bilgisayarınızda kayıtlı harita adres sisteminize ekleyerek, bakmak istediğiniz sokağın adresini girerek izleyebilir takip edebilirsiniz. Örneğin Kadıköy-Moda Caddesi'ndeki hattın görüntüsüne arşiv görüntülerine bakarak görebilirsiniz. İSKİ'de şimdi bunun arşivlenmesi işlemleri yapılıyor. Zaten periyodik temizlik ve görüntüleme işi, İstanbul?un her bölgesinde, iki üç senede bir ihale edilerek toplanıyor. Toplanan görüntülerin ışığında ISKİ incelemesini yapıyor ve kimi yerde diyor ki burası ölmüş, burayı kazıp değiştireceğiz kimi yerde de kaplayalım diyor. Ya da bu hat genel olarak sağlam, lokal bir sıkıntı var orayı tedavi edelim diyebiliyor. Görüntüleme işini ihaleyi alan müteahhitler de yapabiliyor ancak kaplama sistemi herkesin yatırımı altında değil. Çünkü gerçekten çok zor ve uzmanlık isteyen bir konu. İşin içine fizik, kimya, matematik giriyor. İthalat, gümrükleme, lojistik, depolama giriyor. Dolayısıyla bu iş gerçekten bir organizasyon işi ve maliyetli bir iştir.
e-Belediye: Bu kaplama yaptığınız sistem sadece kanalizasyon için değil, içmesuyu şebekelerinde de kullanılıyor değil mi?
Murat Esener: Şu anda bana kalırsa bu uygulamanın kanalizasyon hatlarında olduğu gibi içme suyu hatlarında da yapımının artırılması lazım. Çünkü içme suyu hatları bizim için çok daha değerli hatlardır. Fakat içmesuyu hatları, kanalizasyon hatları kadar çalışması rahat hatlar değildir. Şöyle ki; halkın suyunun kesilmemesi gerekir. Çünkü bir saat su kesilse, neden kesildiği önemli olmaz, hepimiz şikayet ederiz. Ancak maalesef daha büyük ve uzun vadeli sıkıntıları istemiyorsak 1-2 saat bu tür kısıntılara katlanmamız gerekecek. Öte yandan içme suyu hatları basınçlı hatlardır. Yani kanalizasyon hattı gibi bacayı açıp kanalı görmek falan gibi bir şansımız yok. Bir tedavi yapmanız gerektiğinde mutlaka o hattın suyunu keseceksiniz. Biz zaten kanalizasyonda da o hattın suyunu kesiyoruz. Fakat kanalizasyon hattında bunu kanalı tıkayarak yapıyoruz. Her iki taraftan öncelikle kanalı tıkıyoruz içindeki suyu vakumlayıp boşaltıyoruz ve boş kanalın tespitini yapıyoruz. Dolayısıyla içmesuyu hatlarında da bu şekilde olmak zorunda ama henüz uygulama oranı oldukça az. Ancak her şekilde bu sistemle içmesuyu hatlarında yapılacak bir yenileme, eski usul yöntemlere göre çok daha hızlı olacaktır.
Bir içmesuyu hattını yenilemeniz gerektiğinde o bölgeye vereceğiniz suyu, hattın yenilenmesi süresince kesmeniz gerekecek. 1.5 km'lik bir hattı kazarak yaptığınızda süre uzadığı için o süre boyunca su akmayacak, trafik durabilecek oradaki esnaf şikayet edecek. Dolayısıyla biz bu işi kaplama sistemiyle 3-4 saatte yapabiliyoruz.
e-Belediye: Aslında yüzde 40'lere varan su kaçakları düşünüldüğünde, içmesuyu hatlarına daha çok dikkat edilmesi gerekmez mi?
Murat Esener: İSKİ'nin en büyük dertlerinden biri de bu zaten. Ama dediğim gibi içmesuyunun görüntülenmesi ve tedavi süreci de çok daha zor.
Bu biraz da bizim yapımızdan kaynaklanıyor, biz mecbur kalmadıkça pek işe girişmiyoruz. Yani bu konuda dahi çok mecbur kalmadıkça artık işin son noktasına gelinmedikçe yapmıyoruz. O noktaya gelince hadi biz bu işi yapalım diyoruz. Şimdi durup dururken kaçak var mı yok mu diye bakacağım, varsa tedavi edeceğim bir sürü iş... Bunlar hep ertelenen işlerdir ama zamanla mutlaka oturacaktır. Bu konuda yanlış hatırlamıyorsam Beyoğlu'nda zorunluluktan bir uygulama yapılmıştı. Beyoğlu bölgesinde 600 m'lik bir içmesuyu hattında çok ciddi bir sıkıntı çıkmıştı. Hakikaten oranın kazılması da mümkün değildi ve oraya çok acil yurtdışından bir firma getirilerek uygulama yaptırıldı. Sonuçta içme suyu hatlarına da bir an önce yoğunlaşılması lazım ancak içme suyu hatlarının hangisinin ne durumda olduğunu bilmediğimiz için ne yapacağımızı da bilmiyoruz.












