Slider Altına

Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nun dördüncüsü Sakarya’da gerçekleştirildi

01 Aralık 2016 Dergi: Kasım-Aralık 2016

WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler’in artık gelenekselleşen Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nun dördüncüsü Sakarya’ya gerçekleştirildi. Sakarya Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen sempozyuma 250 kişi katılım gösterdi.

WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler ve Sakarya Üniversitesi’nin ortak çalışması neticesinde Sapanca’da düzenlenen Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu; belediyeler, üniversiteler, iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinin aynı çatı altında buluşup “yaşanabilir şehirler” üzerine görüşlerini aktarmalarına vesile oldu. Ana eksende, Türkiye’nin de altına imza attığı uluslararası antlaşmalarda yer alan taahhütlerin şehirlerimizde nasıl uygulanacağının üzerine yoğunlaşıldığı sempozyum 250 kişinin katılımıyla gerçekleşti.

WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Arzu Tekir’, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nunaçılış konuşmalarıyla başlayan Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nda, yapılan oturumlarla devam etti.

“Düşük karbonlu ekonomi ile 2050’ye kadar 17 trilyon dolar tasarruf edilebilir”

Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkenin, kentlerin yaşanabilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak için büyük önem arz eden uluslararası anlaşmalara imza attığını hatırlatarak açılış konuşmasına başlayan WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Arzu Tekir, bu anlaşmaların Türkiye için iklim, kentleşme ve yol güvenliği gibi konularda 2030 yılına kadar tutturması gereken net hedefler ortaya koyduğunun altını çizdi.

Sözlerine artan nüfus ve dolayısıyla artan tüketim sorunsalına vurgu yaparak devam eden Tekir, bunlara paralel olarak yeni istihdam alanlarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Tekir, bu durumu şöyle detaylandırdı: “Artan istihdamı karşılamak için endüstrileri büyütüyoruz ve daha fazla üretiyoruz. Sonuç olarak dünyamızı gelecekte geriye dönüşü olmayacak bir şekilde hızla her açıdan kirletiyoruz. Büyümek kontrolü olmadığı sürece yarardan çok zarar getiren bir süreçtir. Ekonomileri büyütürken gelişmiş ve Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı gelişmekte olan ülkelerin, gelecek nesillere aydınlık bir dünya bırakmak için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi de büyük önem taşıyor”.

Arzu Tekir’in konuşmasının en dikkat çekici bilgisi ise; şehirlerin, düşük karbonlu ekonomi ile büyümeleri sonucunda dünya genelinde 2050 yılına kadar 17 trilyon doları bulan bir tasarrufun sağlanabileceği gerçeğiydi. Bu anlamda WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler olarak nasıl bir politika izlediklerini şöyle aktardı: “WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler olarak biz de sürdürülebilir kentler için ulaşım ve kentsel gelişimi teşvik etmek amacıyla kirliliği azaltmak, halk sağlığını iyileştirmek, karbon gazı salınımını azaltmak ve güvenli kamusal alanlar yaratmak için faaliyetlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Özellikle şehirlerde ulaşım ve kentsel gelişim alanında sürdürülebilir ve birbirleri ile bütünleşik çözümler sunmayı hedefliyoruz, yaşanabilir şehirler inşa etmek için tüm çözümlerin bütünleşik bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz”.

“Üniversiteler görevini yaptığı müddetçe yaşanabilir atmosferler oluşturabiliriz”

Arzu Tekir’inden sonra konuşma sırası Sakarya Üniversitesi Rektörü Muzaffer Topçu idi. Konuşmasında üniversitelerin yaşanabilir şehirler alanındaki rolüne üzerinde yoğunlaşan Topçu, bu rolün içeriği hakkında şu bilgileri verdi: “Üniversiteler artık basit bir atmosferden çıkıp çok karmaşık bir atmosfere doğru gitti. Bunun doğurduğu bürokrasiden, fazla işlerden kurtulup işlerimizi sürdürülebilir bir hale dönüştürmek için üniversitemizde bir sistem geliştirdik. Bu sistemin özü şudur; bir rektörün, bir öğretmenin, bir bölüm başkanının, bir öğrencinin yaptığı işlerde ne var ise sistem olarak otomatik hale getirmek. Dolayısıyla yaptığımız işlerin basit, uygulanabilir ve sonuç odaklı olması gerekiyor. Her şey insanların daha mutlu bir hayat sürmesi için. Bizim görevimiz bu kadar karmaşık bir üniversiteden, basit yönetilebilir bir üniversite çıkarmak, uygun insanlar yetiştirerek yaşanabilir şehirler konusunda karar vericilere destek olmaktır. Dolayısıyla üniversite öğretimin bu yönde evrilmesi şarttır. Üniversiteler görevini yaptığı müddetçe bizler sürdürülebilir, yaşanabilir atmosferler oluşturabiliriz”.

“Süreçleri şeffaf bir şekilde yürütmek zorundayız”

Bir diğer açılış konuşması ise Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’na aitti. Paris Anlaşması süreci ile birlikte yerel yönetimlere büyük görevler düştüğünün altını çizen Toçoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ““İklim değişikliğinin ortaya çıkardığı tehdit, tüm insanlığın öncelikli sorunlarından biri haline gelmiş durumdadır. Dünyamız, ülkemiz ve kentlerimiz küresel ısınma tehdidi ile yüz yüzedir. Ancak Paris Anlaşması, katılımlı şekilde hazırlanmış olması, süreçlerin daha şeffaf yürütülmesi ve bazı somut hedefler öngörmesi bakımından umut vadetmektedir. Söz konusu anlaşma bütün ülkelere sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk, ortak fakat farklılaşmış sorumluluk anlayışı ile ülkelerin kendi kapasitelerine göre olacaktır. Türkiye’deki nüfusun yüzde 90’ı il ve ilçe merkezlerinde yaşamaktadır. Bu anlamda Türkiye toplumu kent toplumudur. Hızlı kentleşme olgusu ve sanayileşme baskısı, bu süreçte yerel yönetimleri zorlasa da ülkemiz, uluslararası taahhütleri karşılayabilecek niteliktedir. Yükümlülüklerimizi yerine getirme konusunda samimi olmak ve süreçleri şeffaf bir şekilde yürütmek zorundayız”.