İstanbul, 5. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı

03 Ocak 2018 Dergi: Kasım-Aralık 2017

Sempozyumda gerçekleşen oturumlarda geleceğin şehirleri ve şehirlerde yaşam kalitesini artıran çözümler ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Danış, günümüzde sera gazı emisyonlarının yüzde 70’inin kent kaynaklı olduğunun altını çizerek “Bu yüksek oranın başlıca nedenleri arasında kentlerdeki binalarda enerji verimliliğinin düşük olması, tercih edilen ulaşım türleri, gelişme modelleri ve hatta kent sakinlerinin tüketim alışkanlıklarını sayabiliriz. Eğer bunları değiştirmezsek son yüzyılda 1 derece ısınmış olan yerküremiz daha 2050’ye gelmeden 6 derece daha ısınmış olacak” şeklinde konuştu. Danış, Türkiye’nin de imza koyduğu Paris İklim Anlaşması’nda bu hedefin yüzyılın sonuna kadar 2 dereceyi aşmama, hatta 1,5 derecede kalma şeklinde olduğunu da hatırlattı.  

“Arabalar için değil, insanlar için üretilmiş kentler”

Şehirlerin GSYH’deki büyümenin dinamosu olduğunu vurgulayan ve toplam GSYH’nin yüzde 80’inin şehirlerde üretildiğini belirten WRI Avrupa Ortaklıkları Yöneticisi Janneke de Vries de “Dün yaptığımız seçimler bugün hepimizi boğuyor. Bugün hava, su ve toprak kirliliği de dahil olmak üzere dünya genelinde kirlilik nedeniyle her yıl 9 milyon insan ölüyor” dedi.

Urhahn’da kentlerin tasarlanması üzerine çalışan Wendy Van Kessel ise suları, gıda sistemlerini daha verimli kullanana kentler yaratmayı amaçladıklarını belirttiği konuşmasında, “Düşük hızlı semtler yaratıp, yürüme ve bisiklet yollarını artırıp, hiyerarşiyi artırabilirsek (yaşlı, çocuk vs.) çevreyle doğrudan etkileşim sağlanır. Tüm bunlar bütünleşik hale geldiğinde toplu ulaşım daha iyi hale geliyor. Arabalar için değil, insanlar için üretilmiş kentleri yaratabiliriz” dedi.

IFC Avrupa ve Orta Asya Cities Initiative Lideri Patrick Avato sempozyumda yaptığı konuşmada, kentleri planlamada kalkınma fırsatlarının da çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin 35-40 yıllık süreçte bu konuda harika bir ilerleme kaydettiğini söyleyen Avato, “Bir sonraki aşamada kalkınma noktasında kendimizi nasıl donanımlı hale getirebiliriz diye çabalayan kentlerden biri de İstanbul. Doğru politikalar ve stratejiler özellikle özel sektörle birlikte hayata geçtiğinde kentleri geliştirir” açıklamasında bulundu. IFC’nin bu noktada 3 bağlamda ortaklık kurduğunu söyleyen Avato, bunları şöyle sıraladı:

  •          “Teknoloji konusunda doğru çözümler
  •          Finansman unsuru
  •          Sivil toplumla olan katılımcılık ve paydaşlarla olan planlama”

Avato, konuşmasında şunlara da değindi: “İstanbul’da en büyük güçlük toplu ulaşım. Kent toplu taşıma ağını geliştirmeye çalışıyor. Metro ağı, 2000 yılından bu yana ciddi bir patlama yaşadı ama bu ağ hala kentin seviyesine tekabül edecek büyüklüğe sahip değil. Biz bu noktada planlama kısmına dahil olduk. Finansman kısmında da kente doğrudan finansman sağlıyoruz”.

WRI Türkiye, Kentsel Gelişim ve Erişilebilirlik Projeleri Yöneticisi Dr. Çiğdem Çörek Öztaş, kentsel tasarımlarda insan ölçeğine uygun tasarımlar gerçekleştirmeyi amaçladıklarını belirttiği konuşmasında “WRI türkiye Sürdürülebilir Şehirler olarak bu konudaki ana yaklaşımımız, tüm modların birarada bulunduğu projelerde önce yürümenin, sonra bisikletin, sonra toplu taşımanın en son da araçların kullanılmasını içeren bir tasarım” dedi.

“Bölgesel enerji, daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirleri mümkün kılacak”

Sempozyumda konuşan Danfoss Türkiye, Ortadoğu ve Afrika (TMA) Bölge Başkanı Levent Taşkın, binalarda ve şehirlerde enerji verimliliğine yönelik yapılması gerekenleri anlattı. Konuşmasında binalarda enerji tasarrufu sağlamanın yöntemlerini anlatan Taşkın, yapılacak yönetmelik değişiklikleri ve uygulanacak yeni yöntemler ile enerji verimliliği yüksek binalar ile Türkiye'nin ekonomisine ve çevre kirliliğinin azaltılmasına katkıda bulunmanın mümkün olduğunu aktardı. Binaların bir ülkedeki enerji tüketiminin yüzde 40’nı harcadığını ve global karbon emisyonunun yüzde 49’unun binalardan kaynaklandığını belirten Taşkın, “Binalarda enerji verimliliğinin bileşenlerinden biri olan enerji kontrolü; ısıtma, soğutma, sıcak su ve havalandırma sistemlerinin tamamını kapsar. Enerji akışının kontrolünü optimize ederek binalarda ortalama yüzde 30 civarında enerji tasarrufu sağlayabiliriz” dedi. Taşkın, Türkiye'de konutlarda enerji verimliliği yüksek ürünlerin kullanılmasıyla, her yıl 2 milyar dolar tasarruf sağlanabileceğini belirtirken sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda Türkiye'de yaklaşık 40-50 milyon civarında eski bina var. Bu binaların tamamında akıllı ve enerji verimliliği yüksek ısıtma-soğutma sistemleri kullanıldığında 2 milyar dolar tasarruf edilebilir. Bu tasarrufla eğitimden alt yapıya, sağlıktan üretime birçok alanda yeni yatırmlar ülkemize her yıl kazandırılabilir. Ayrıca binalarda enerji santrallerinin, üretim tesislerinin ve hatta süpermarketlerin atık enerjilerinin bölgesel ısıtma sistemleriyle şehirlerde kullanılmasıyla milyarlarca dolar ilave tasarruf imkanı bulunuyor. Yani yüzde 30 ila 50 arasında enerji tasarruf edilebilir."

Konuşmasında bölgesel enerjinin önemine değinen Taşkın, “Bölgesel ısıtma ve soğutma, enerji verimliliği ve sürdürülebilir enerji konularını birleştirmektedir. Bu teknoloji, geleceğin kanıtlanmış çözümü olarak, şehirlerin istenen iklim değerlerine ve uygun maliyetlerde ısıtma ve soğutma imkanına ulaşmasını sağlamaktadır” dedi. Taşkın, bölgesel enerjinin daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirler oluşturmayı mümkün kılacağını vurguladı.