“Yarının Şehirleri Projesi, kentsel dönüşüm ve gelişim ile ilgili sorunları çok yönlü bir şekilde ele alıyor”

31 Aralık 2020 Dergi: Kasım-Aralık 2020

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eser Çaktı

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eser Çaktı ile İBB, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün imza attığı protokol kapsamında çalışmaları başlayan “Yarının Şehirleri” projesi hakkında konuştuk. Çaktı, “Çoklu afet risklerine dayanıklı kent planlamaları yapılması ve kentli yoksulların ve dezavantajlı grupların afetlerden korunabilmesi için sivil toplum, belediyeler, merkezi hükümet, üniversiteler, meslek odaları gibi çok sayıda paydaş ile işbirliği içindeyiz” diyor. 

“Yarının Şehirleri” projesi kapsamında İBB ve Kandilli Rasathanesi arasındaki işbirliğinden bahseder misiniz? 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü arasındaki işbirliği uzun yıllara dayanıyor. Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı olarak İstanbul’daki deprem risk belirleme çalışmalarının periyodik olarak güncellenmesi, deprem master planı, İstanbul Deprem Hızlı Müdahale Sistemi’nin her depremden sonra oluşturduğu hasar dağılım tahmin haritalarının başka kurumlarla birlikte İBB ile de paylaşılması yaptığımız çalışmalardan bazıları. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar kapsamı genişleyerek devam edecek.   

Yarının Şehirleri Projesinde İBB ile işbirliğimiz yalnızca deprem değil, çoklu tehlikelerin yaratacağı riskleri vurgulayarak, risk analizlerinin iyileştirilmesi, kentsel dayanıklılık ve risk iletişimi konularında olacak. Bu konudaki işbirliği protokolü Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat tarafından Kasım 2020’de imzalanarak yürürlüğe girdi. 
Bu projede ağırlıklı olarak çalıştığımız iki alan var. Fikirtepe ve Küçükçekmece ve Büyükçekmece gölleri arasında kalan bölge. Dolayısıyla Kadıköy, Avcılar, Esenyurt, Büyükçekmece ve Beylikdüzü Belediyeleri ile de yakın olarak çalışmak istiyoruz. 

Bu proje kapsamında Kandilli Rasathanesi’nin yaptığı ve yapacağı çalışmalar nelerdir? 

“Yarının Şehirleri” projesi Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine yönelik geliştirilen, UK Research and Innovation (UKRI) – Global Challenges Research Fund (GCRF) tarafından desteklenen, beş yıl süreli, uluslar ve disiplinler arası bir araştırma projesi. İstanbul'un da aralarında bulunduğu farklı nüfus yapısı ve kalkınma seviyesine sahip dört şehirde dünyanın farklı ülkelerinden ve farklı disiplinlerden 300'e yakın araştırmacı ve akademisyen ile yürütülüyor.

Projede İstanbul üzerine yürüyen çalışmaların yönetim ve koordinasyonu Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından yürütülüyor. İstanbul proje ekibi 50'ye yakın bilim insanından oluşuyor. Bizimle birlikte Orta Doğu Teknik Üniversitesi, TED Üniversitesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi “Yarının İstanbul'u" çalışmalarının Türkiye tarafındaki araştırma grubunu oluşturuyor. Birleşik Krallık tarafında University College London, King's College London, University of Edinburgh, University of Cambridge, University of Plymouth, University of Bristol, Leeds Beckett University ve British Geological Survey var. 

Biz farklı konularda yürüyen araştırma çalışmalarının ve paydaş ilişkilerinin yönetim ve koordinasyonu yanında, İstanbul için tehlike ve risk modellerinin iyileştirilmesi ve çoklu tehlikeleri göz önünde bulunduran yeni modeller üzerinde çalışıyoruz. 

Bu projeyle neler amaçlanıyor?

“Yarının Şehirleri” projesi Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine yönelik geliştirilen, UK Research and Innovation (UKRI) – Global Challenges Research Fund (GCRF) tarafından desteklenen, beş yıl süreli, uluslar ve disiplinler arası bir araştırma projesi. İstanbul'un da aralarında bulunduğu farklı nüfus yapısı ve kalkınma seviyesine sahip dört şehirde dünyanın farklı ülkelerinden ve farklı disiplinlerden 300'e yakın araştırmacı ve akademisyen ile yürütülüyor. Hızla büyüyen ve çoklu afet tehlikeleri altında yaşayan kentlerin karşı karşıya bulundukları riskleri göz önünde bulunduran, geleceğin kentsel alanlarında bilgi temelli risk planlama ve karar verme mekanizmalarına geçişi kolaylaştırıcı çözümler sunmayı amaçlıyor. 

Proje kapsamında çoklu afet risklerine dayanıklı kent planlamaları yapılması ve kentli yoksulların ve dezavantajlı grupların afetlerden korunabilmesi için sivil toplum, belediyeler, merkezi hükümet, üniversiteler, meslek odaları gibi çok sayıda paydaş ile işbirliği içindeyiz. Yer bilimcilerin, mühendislerin, sosyologların, kent plancılarının ve ekonomistlerin katkılarıyla kentsel dönüşüm ve gelişim ile ilgili farklı sorunları çok yönlü bir şekilde ele alıyor, kentsel dayanıklılığın artmasına katkıda bulunmak için çalışıyoruz.  

Proje hakkında görüşleriniz nelerdir?

Bu proje araştırma kurumları olarak biz üniversitelerin alışageldiği projelerden farklı. Bu fark projenin araştırma odaklı değil etki odaklı olmasından ve çok disiplinli yapısından kaynaklanıyor. Bu araştırma boyutunun önemli olmadığı ya da daha az önemli olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine var olan doğal tehlike modellerinin ve bunların kent dokusunda yaratacağı risklerin, kentin fiziksel ve sosyoekonomik koşullarına, kentsel gelişim eğilimlerine göre ve deprem, taşkın, heyelan, yangın gibi farklı tehlikelerin benzer zaman diliminde ya da birbirleri tarafından tetiklendiği durumları göz önüne olarak modellenmesi araştırmanın yoğunlaştığı konuları oluşturuyor. Sosyal bilimler tarafında ülkemizde afet riskinin azaltılmasına dair süreçlerin, yönetimsel yapının, ilgili zorlukların ve beklentilerin saha çalışmaları, farklı paydaş gruplarıyla odak grup toplantıları ve görüşmeler yoluyla belirlenmesi için çalışmalar sürüyor. Örneğin bu aralar yer bilimleri ve mühendislik tarafında elde edilen sonuçlar ile sosyal bilimler tarafında çıkan bulguları harmanlayarak, bunların sivil toplumda çoklu afet riski bilincinin artmasına, kentsel dönüşüm ve gelişim planlarında risk azaltımını önceleyen anlayışın yerleşmesine katkıda bulunacak en verimli ve etkili risk iletişim modelleri üzerine çalışıyoruz.