FIA Foundation Genel Müdür Yardımcısı Avi Silverman: “Okula güvenli erişim her çocuğun en temel hakkı”

03 Oca 2018

Avi Silverman

İngiltere kayıtlı uluslararası bir hayırseverlik kurumu olan FIA Foundation’ın Genel Müdür Yardımcısı olan Avi Silverman, 5. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada gelişmekte olan ülkelerde birincil ölüm sebebinin yol kazaları olduğunu kaydetti. Bu sebeple dünya çapında her gün 3 bin çocuğun hayatını kaybettiğini ifade eden Sillverman’la bunu önlemek için dünya çapında ve Türkiye’de gerçekleştirdikleri ‘Okula Güvenli Erişim’ projesi konusunda bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öncelikle FIA Foundation’dan biraz bahsedebilir misiniz?

FIA Foundation, yol güvenliği konusunda uluslararası tanınırlığa sahip bir hayırseverlik kurumu. Dünya çapında çalışmalar yürütüyoruz ve bu çalışmalarda belli alanlara odaklanıyoruz. Bu alanlar, yol güvenliği başta olmak üzere, trafik çarpışmalarını önleme, hava kalitesini artırma ve iklim değişikliğiyle mücadele etme konusunda uygulanabilir çevre araştırmaları ve motorlu araçların yakıt ekonomisi. Bunların hepsinde dünya çapında çalışıyoruz ve amacımız herkes için ‘Güvenli, Temiz, Adil ve Yeşil” hareketlilik ve sürdürülebilir bir gelecek sağlamak.

 

Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu 2017’deki oturumda en çok 5-14 yaş arası çocukların  hayatını kaybettiğinden bahsedildi. Buna ilişkin bir değerlendirme yapailir misiniz?

Biz sadece Türkiye’deki değil tüm dünyadaki verilere birden bakıyoruz. Buna baktığımız zaman trafik çarpışmaları özellikle 10 yaş ve üzeri grubu çocuklar için küresel ölçekte bir numaralı ölüm sebebi olarak karşımıza çıkıyor. Bir de UNICEF’in yakın zamanda çıkardığı bir rapora göre, hava kalitesine baktığımız zaman da 3 yüz milyon çocuğun hava kalitesi açısından tehlikeli yerlerde yaşadığını görüyoruz. Bunların hepsinin temelinde yatan sebep ulaşım kaynaklı. Ulaşımın çocuklar üzerinde çok büyük etkisi var. O nedenle bu konuya öncelik verilmeli ve bununla ilgili önlemler alınmalı. Ancak bizim gözlemimiz yeterince önlem alınmadığı yönünde. Çünkü bu konuda öncelikle liderlerin harekete ve aksiyona geçmesi gerekiyor.

Önerileriniz nelerdir? Liderler, yerel yöneticiler neler yapmalı bu konuda?

Biz FIA Foundation olarak öncelikle bir gündem belirledik. Liderlerin de bir önceliği olmalı ve buna göre harekete geçmeliler. Harekete geçmeden önce de büyük bir plan ve vizyon çerçevesinde konuya yaklaşmaları gerekiyor. Biz de bu konuyla ilgili olarak ‘her çocuğun okula güvenli ve sağlıklı ulaşma hakkı vardır’ dedik ve bu çerçevede bir kampanya geliştirdik. Geçtiğimiz yılın sonunda da  birçok ülke buna imzasını attı ve şu anda biz, liderler tarafından bu imzaların gereği olarak tahhütlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Çocuklar okula giderken güvende olmalı ama aslında sadece çocuklar için değil herkes için yol güvenliği sağlanmalı ve bu kapsamdaki politikalar iyileştirilmeli.

‘Çocukların okullara güvenli erişimi’ projesinin detaylarından bahsetmek gerekirse proje kapsamında neler yapıldı ve nerelerde uygulandı?

Projelerimizi doğrudan partnerlerimizle geliştirdiğimiz gibi kendimiz birebir olarak da çalışabiliyoruz. Bu kampanyamız için de aynı şey geçerli. Bu projelerin hayata geçmesi konusundaki yaklaşımımız illa bizim  kampanyamız altında yapılsın değil. Kentlerin bu konuda kendi politikaları varsa bu bile bizim için yeterli. Çünkü asıl amacımız bu projelerin dünyanın her yerinde hayata geçmesi. Örneğin, Afrika’da Sahara bölgesinde yapılan çalışma kapsamında partnerlerimize fon desteği sağlıyoruz ve onlar projeyi gerçekleştiriyorlar.  Proje kapsamında da çocuklar için güvenli geçit, güvenli kaldırımlar, güvenli okul bölgesi uygulamaları ve bunların teşvik edilmesi var. Benzer çalışmalar Darüsselam, Akra ve  Mozambik’in Maputo şehrinde var. Bunun yanı sıra Güneydoğu Asya bölgesinde çalışmalarımız var. Bunlar yalnızca birkaç örnek. Dünyanın pek çok yerinde benzer uygulamalar var. Bunların  hepsi çocuklar için güvenli okul yolculuğu sağlamak ve bu uygulamaları teşvik etmek için yapılan projeler. Dediğim gibi birçok şehir hali hazırda projelerini geliştiriyor. Örneğin düşük hız bölgeleri konusunda hali hazırda çalışmalar yürütüyoruz ama tüm şehirlerin bunu yapması lazım. Hatta aslına bakarsanız dünyada bu uygulamaların olmadığı ne bir şehir ne de bir okul bölgesi olmaması gerekiyor. Bir okul bölgesi için maksimum hız sınırının 30 km/saat olması şart. Çünkü bu sınırın üzerine çıkıldığı zaman çocuklar güvenlik riskiyle karşı karşıya kalıyor. Dolayısıyla tüm okul bölgelerinin daha güvenli olmasını sağlayacak önlemlerin alınması gerekiyor. Herşeyden önce bu aslında çocukların en temel hakkı.

Projenin bir de Türkiye ayağı var. Türkiye’de nerede uygulanacak?

İzmir’de WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler ile birlikte çalışıyoruz. 2016 yılında Kemeraltı’nda bir proje geliştirdik. Bu projede özellikle görece daha savunmasız olan başta yayalar olmak üzere ulaşımı nasıl iyileştirebiliriz, altyapı nasıl iyileştirilir, yürüme nasıl teşvik edilir gibi konularında çalışmalar yaptık. Şimdi de yeni başlayacağımız ‘Okula Güvenli Erişim’ projesi var. Dolayısıyla bu proje daha önce yapmış olduğumuz kampanyanın hafif bir uygulaması olacak.

İstanbul bu konuda nasıl? Dışardan bir göz olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul çok güzel bir şehir. Tam iki kıtanın ortasında bulunuyor, tam bir karışım ve medeniyetler beşiği. Pek çok kültürü içinde barındırıyor, tarihi bir geçmişi var ve bunların hepsi şehri çok güzel kılan şeyler. Ancak bir yandan da kent yönetiminin karşılaştığı başka sorunlar var. Mesela çok kalabalık bir nüfusa sahip ve her geçen gün kalabalık artıyor. Farklı yerlerden gelen pek çok insan var. Bu nüfus artışıyla birlikte ekonomik anlamda ve gelişim noktasında baskıyla karşı karşıya. Bu tür sorunlar da kentte bir politika geliştirmeyi çok zor kılıyor. Çünkü bir yandan tarihi bir altyapısı var ve yenisi yapılmak isteniyor, inovasyon getirilmek isteniyor. İstanbul’da ulaşım ağının her geçen gün arttığı ve iyileştiğini gözlemliyorum. İyileşmelerin olduğunu görmemek imkansız. Şehirde hareket etmesi kolay. Londra ile karşılaştıracak olursak Londra’nın da benzer sorunlarla karşılaştığını düşünüyorum. İkisi de eskiden uygulanmış altyapılar sebebiyle yenilenme konusunda sorunlarla karşılaşıyor. Yapılacak, iyileştirilecek pek çok şey olmasına karşın mevcut durumu bile oldukça iyi.

Şehir yöneticilerine son bir mesaj olarak  neler söylemek istersiniz?

Hepimizin aklında tutması gereken şey; okula güvenli ulaşım ve erişim herkesin hakkı ve bu hakkı bir ilke haline dönüştürebilirlerse eğer zengin-fakir hiç fark etmeksizin her çocuğun en temel hakkını desteklemiş olurlar. Bizler de şehir yöneticilerinin öne çıkıp bu temel çocuk haklarını desteklemelerini istiyoruz.

Bu konuda şehir yöneticilerinin harekete geçmesini isteyen herkes, www.everrylife.org adresini ziyaret ederek liderlere yönelik kampanya çağrısına destek verebilir.