“Bir an önce tüm atıksularımızı ileri seviyede arıtmamız lazım”

31 Ağustos 2021 Dergi: Temmuz-Ağustos 2021

Kazancı Çevre Tekniği Genel Müdürü Artun Kazancı

Kazancı Çevre Tekniği, kendi markaları Microlife, Neutroair ve Rielli ile 68 ülkeye ihracat yapan, gelirinin yarısından fazlasını yurtdışı satışlardan sağlayan bir şirket. Son zamanlarda gündemin üst sıralarına yerleşen müsilaj sorununa Kazancı’nın sunduğu çözümleri öğrenmek üzere Kazancı Çevre Tekniği Genel Müdürü Artun Kazancı ile bir araya geldik. Kazancı, “Müsilaj sorununa çözümümüz atıksuyu ileri seviyede arıtarak doğaya daha az yük oluşturmak ve mümkün olan noktalarda MBR ve ultrafiltrasyon gibi yöntemlerle geri kazanmak üzerine kurulu” diyor ve ekliyor: “Bir an önce tüm atıksularımızı ileri seviyede arıtmamız lazım. Birim zamanda denize verdiğimiz atık yükünü azaltmanın başkaca bir yolu yok.”

Kazancı Çevre Tekniği hakkında bilgi alabilir miyiz?

Kazancıkazanci-cevre-teknigi Çevre Tekniği olarak 1993 yılında kurulduk. Bugün itibarıyla kendi markalarımızla 68 ülkeye ihracat yapan, gelirinin yarısından fazlasını yurtdışı satışlardan sağlayan bir şirketiz.

Şirketimiz içinde birbiri ile ilintili üç farklı ürün grubu yer alıyor. Bizim için ilk göz ağrısı denebilecek Microlife markalı bakteriyel ürünlerimizle işe başladığımız ilk günden beri biyoremediasyon, kompost üretimi, atıksu arıtma tesislerinde verim artışı gibi hizmetler sağlıyoruz. 

neutroair-waterfreeOna çok yakın bir konu olan Neutroair koku giderim ürünleriyle de terfi istasyonları, deponi alanları, arıtma tesisleri, sanayi bacaları gibi koku emisyonu olan noktalarda koku yönetmeliğine uygun ölçülebilir şekilde koku nötralizasyonunu sağlıyoruz. 

Yine de iş kollarımız arasında en büyüğü Rielli markasıyla sunduğumuz ileri su arıtımı ve geri kazanım tesisleri. Bu bağlamda özellikle membran teknolojisine odaklandık. MBR UF ve RO gibi membran tekniklerinin özellikle de belediye, konut ve sanayi ölçekli uygulamalarında uzmanlaştık. Örnek vermek gerekirse gri su geri kazanım uygulamalarında ciddi bir büyüklüğe sahibiz.

Yeni bir yatırım düşünüyor musunuz? Veya yeni ürün ve sistemleriniz olacak mı?

Son iki yıldır yatırımlarımızı Ar-Ge bölümümüze yoğunlaştırdık. Bunun sonucunu da ürünlerimizde sürekli geliştirmeler ve yeni ürünler olarak görüyoruz. 

Bunların arasında daha az enerji tüketen MBR tesisleri, su tüketmeyen koku giderici cihazlar, daha yüksek verimli mikroorganizma formülasyonlarını her zaman sayabiliriz.

Son zamanlarda gündemin üst sıralarına yerleşen müsilaj sorununa Kazancı’nın sunduğu çözümler nelerdir?

müsilaj-rielli-mbrMüsilaj aslında yıllardır denize döktüğümüz atıkların neden olduğu kirliliğin sonunda kendini çarpıcı bir şekilde belli etmesi. Tabii ki bunun olması için belli çevre koşullarının oluşması gerekiyordu. Söz konusu çevre koşulları da bu yıl itibarıyla oluşunca, atıklar nicelik değiştirip kendini bu şekilde yüzümüze vurdu.

Bu sorunun ortaya çıkmasıyla birlikte öncellikle biyoremediasyon yöntemiyle bir çözüm getirmek üzere araştırma yapmaya başladık. Müsilaj bir tür glikoz polimeri olarak kabul edilebileceği için elimizdeki bazı mikroorganizma türleriyle bunu biyolojik olarak parçalamak mümkün. Ancak bunun pratikte tüm bir deniz gibi çok geniş alanlarda uygulanması çok olası değil. Yine de bölgesel kirlilikler için bir çözüm olarak geliştiriyoruz.

Bununla birlikte esas çözümümüz tekrar oluşumunu engellemek üzerine olmalı ki burada elimizdeki membran biyoreaktör teknolojisi ile atıksuların ileri arıtımı ve geri kazanımı büyük rol oynuyor. Biraz önce de belirttiğim gibi yıllardır giderek artan bir atık yükünü denize deşarj ediyoruz. Doğa artık bizim attığımız hızda dönüştüremediği için de bu atıklar yıllardır birikiyor. 

Bu noktada bizim çözümümüz atıksuyu ileri seviyede arıtarak doğaya daha az yük oluşturmak ve mümkün olan noktalarda MBR ve ultrafiltrasyon gibi yöntemlerle geri kazanmak üzerine kurulu. 

Müsilajın oluşmaması için yapılması gereken uygulamalar nelerdir?

Bence bu sorunun çözümü iyi bir planlama ile hem kamunun hem de sanayiinin koordineli çalışmasıyla tüm denizlerimize verdiğimiz atık yükünü olabilen en az seviyeye indirmekle sağlanır. 

Bundan 50 - 60 yıl önce Marmara Denizi’ne şehir kanalizasyonunu belki pek de bir arıtma yapmaksızın doğrudan döküyorduk ama o zaman hem Marmara’nın etrafındaki nüfus hem de sanayi çok daha azdı. Mühendisçe anlatmak gerekirse belki 400 mg/lt KOI içeren atıksuyu Marmara’ya bilinçsizce deşarj ediyorduk. Bugün arıtıp belki 80 mg/lt KOI içeren atıksuyu artık arıtılmış su olarak denize deşarj ediyoruz ama miktar ve dolayısıyla günlük gelen toplam yük 50 - 60 yıl öncesinden çok daha fazla. Doğa artık bu yükü dönüştüremiyor. Bu basit oranlamayı yaparken evsel veya endüstriyel kaynaklı gereği gibi arıtılmaksızın deşarj edilen suları hesaba dahi katmadım. 

Bizim bir an önce tüm atıksularımızı ileri seviyede arıtmamız lazım. Birim zamanda denize verdiğimiz atık yükünü azaltmanın başkaca bir yolu yok diyebilirim.   

Ülkemizde müsilaj ile mücadelede yapılan uygulamalar yeterli seviyede mi? Dünyada müsilaj ile mücadelede ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Benim gördüğüm kadarıyla ilk anda fiziksel olarak toplanıp ortamdan uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Tabii ki acil eylem olarak doğru. En azından görsel kirliliği engellediği gibi güneş ışınlarının olabildiğince deniz dibine ulaşmasına da olanak tanıyor. Bununla birlikte kirliliğin bütün olarak potansiyeli düşünüldüğünde maalesef bir faydası yok. Önümüzdeki yıl aynı şartlar oluşursa aynı fenomeni yine yaşarız. Ayrıca maalesef deniz dibindeki tahribat için de yapabildiğimiz bir şey olmadı. Birçok deniz canlısının dipte bu tabakayla kaplanıp yaşam alanlarının ve yaşamlarının nasıl tehdit altında olduğunu gördük.

Bence bu sorunun çözümü iyi bir planlama ile hem kamunun hem de sanayiinin koordineli çalışmasıyla tüm denizlerimize verdiğimiz atık yükünü olabilen en az seviyeye indirmekle sağlanır. 

Araştırdığım kadarıyla dünyada benzer durum geçmişte 1988, 1989 ve 1991’de Adriyatik Denizi’nde de görülmüş. Bunu bilimsel nedenleri yönünden inceleyen makalelere internette kolayca ulaşabilirsiniz. 

Oluşmuş müsilajın ortadan kaldırılması için ne yapıldığını çok ayrıntılı incelemedim. Ancak bu olayın olduğu tarihlerde MBR gibi ileri arıtım teknikleri bugünkü kadar yaygın değildi. İleri arıtım teknikleri yaygınlaştıkça kamu da deşarj standartlarını gittikçe hassas hale getirerek doğaya verdiğimiz atık yükünü azaltmayı hedefliyor. Gördüğüm kadarıyla müsilaj ile mücadelede uygulanacak en etkin yöntem doğaya verdiğimiz atık yükünü azaltmaktan geçiyor. 

Su arıtma alanında yıllardır faaliyet gösteren bir şirket olarak, Türkiye’de sektörün gelişimi hakkında neler söylersiniz?

Sektörün gelişimindeki en önemli motivasyon ekonomik ihtiyaçlar. Su kaynakları kıtlaştıkça suyun ekonomik değeri artıyor. Bu da hem kamuyu hem de özel sektörü atıksuyunu bir “atık” olarak görmekten öte artık işlenebilir bir hammadde olarak ele almaya yönlendiriyor. 

Bu bağlamda sektörün gelişimi; yasal düzenlemeler, çevre bilincinin oluşması gibi etkenlerden ziyade suyun ekonomik değeri olan bir kıt kaynak haline gelmesiyle olacak gibi görünüyor.



Slider Altına