Header Reklam
Header Reklam

Aironn: “Otopark duman egzoz sistemlerinden sonra metro ve tünel havalandırmasında da ezber bozmaya çalışıyoruz”

20 Ekim 2017 Dergi: Eylül-Ekim 2017
Aironn: “Otopark duman egzoz sistemlerinden sonra metro ve tünel havalandırmasında da ezber bozmaya çalışıyoruz”

Birbirini takip eden önemli ölçekli tünel ve metro yatırımları, Türkiye’nin sıcak gündeminde. Dünyanın en uzun tünelleri arasında ilk üçe giren Ovit Tüneli de dahil olmak üzere bir çok yeni tünelin havalandırmasında kullanılan tünel fanları, Türkiye’nin yerli üreticisi Aironn’a ait. “Fan Mühendisliği”ni uzmanlık alanına dönüştüren Aironn şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Akgül ve Ar-Ge Grup Yöneticisi Efe Ünal, bu alanda işin en can alıcı kısmının; doğru mühendislik yaklaşımı ile her bir proje için özgün ve hassas hesaplama olduğuna dikkat çekti.

Tünel havalandırma projelerinde hesaplamalar “kopyala-yapıştır” zihniyeti ile yapılmamalı

Aironn, fan mühendisliğine odaklı bir ihtisas kuruluşudur. Kapalı otopark havalandırması alanında Türkiye’nin en büyük ölçekli projelerinde varız. Son dört yıldır, tünel ve metro havalandırması alanına ağırlık verdik ve burada da dünyada sayılı referanslar arasına girdik. Ovit Tüneli, Sabiha Gökçen Tüneli, Ordu çevreyolu tünelleri, 3. Havalimanı bunlardan bazıları. Yaptığımız iş malzeme satışı değil, yüksek nitelikte mühendislik hizmeti gerektiren proje bazlı sistem satışı olarak tanımlanabilir.

Tünel havalandırması hesaplarında hatasızlık ve çabukluk konusunda avantajlar sağlayan “Air Selection T”, Aironn Ar-Ge ekibi tarafından geliştirilen özel bir yazılım. Aynı formüllerle belki uzun sürecek sürecek hesaplamayı, bu yazılım sayesinde çok kısa sürede yapmak mümkün. Tünel havalandırma projelerinde şartnamelerin çoğu “kopyala-yapıştır” şeklinde, tünel karakteristiğine bakılmadan  hesaplama yapılmadan hazırlanmış.

Biz bu yeni tünel hesaplama programımızla sektöre bu alanda gerçekten çok ciddi fayda sağlamış olacağımıza inanıyoruz. Bir tünelde oldukça fazla sayıda parametre bulunuyor. Her tünelin karakteristiği kendine göre değişiyor. Hatta geliş ve gidiş olarak çift tüpten oluşan tünellerin, geliş ve gidiş tüplerinin karakteristiği bile farklıdır, onu bile “kopyala-yapıştır” şeklinde yapamazsınız. Duvar malzemesine göre duvar pürüzlülük katsayısı bile sizin bir çok parametrenizi etkiliyor. Eğim, sıcaklık,dış rüzgâr hızı, yangın yükü, geçen araç sayısı, tipi vs. gibi pek çok faktör var. Bunların doğru analiz edilmesi lazım.

Projeye özgün hesaplama ve mühendislik yapılmaması, tek tip motor ve tek tip fanla ilerlemiş olunması temel eksiklerimiz arasında. İkincisi, yapılan hesaplamaların CFD analizi ile doğrulanması gerekiyor ki çoğu projede bu hiç yapılmamış. Oysa ki tünel havalandırması gereklerinin biri de yangın anlarıdır. Bu alanda bilgi açığı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun bir nedeni de bu alanda satış yapan kuruluşların büyük çoğunluğu, Türkiye’de üretimi, mühendislik birimleri bulunmayan, bir ofisten ibaret yabancı satış şirketleri. Dolayısıyla, satan kişi de bu alanda yeterli bilgiye sahip değil. Böyle oluşları bizler için de bir handikap. Zira müşteride tereddüte yol açabiliyor. Örneğin bir projede 100 adet fan belirlemiş, teklif vermişler, ama biz hesapladığımızda oraya sadece 70 adet gerektiğini görebiliyor, ona göre teklif veriyoruz. Biz de hiç uğraşmayıp 100 adet fan için teklif verebiliriz, kazançlı çıkabiliriz. Ama neden doğru projelendirilerek 70 adet fanın ihtiyacı karşıladığı yere neden 100 adet satmaya çalışalım? Milli servet olarak bu yine bizden çıkacak.

Yerli üretim desteklenirse, Türkiye kazanır

Bir yandan “Türkiye üretmiyor” diye serzenişte bulunuyoruz, öte yandan yerli üretimi desteklemiyoruz. Türkiye kalkınacak ayakları üzerinde duracak diyoruz, ama bu üretmeden nasıl olacak? Bu anlamda “yerli üretici” olmanın, bizim için bir idealizm ve yurtseverlik boyutu da olduğunu söylemeliyiz. Yerli üretici olmadan da para  kazanmak mümkün, önemli olan ardımızda güçlü bir Türk markası bırakmak. Bu sektördeki oyuncuların çoğu yabancı menşeili. Geçmiş dönemlerde Türkiye’de 5 bin Euro’ya satılan fanlar şimdi 1000 Euro’ya satılıyor. Tünel fanları 30 bin Euro’lardan 10 bin Euro’lara düştü. Ne oldu? Yurt dışında motor fiyatları ya da işçilik mi düştü? Şimdi yerli üretimden dolayı pazar, daha reel kârlara geri çekildi. Türkiye kazandı. Tüketici tercihini yerli malından  yana kullandıkça, üretici daha çok yatırım yapacak, daha çok teknoloji geliştirecek, daha çok katma değer üretebilecek. Bizim cihazlarımız, bir mühendislik ürünü, yani kalitesi; teknik olarak kendisini ispatlayabilir, ölçülebilir. Üstelik dış pazarlarda marka bilinirliği olduğu için satılan cihazlar karşısında rekabetçiliğini artırmak için çok daha üstün niteliklere sahip komponent kullanılarak üretiliyor. Uluslararası geçerliliği olan, gereken tüm kalite belgelerine sahip, daha üstün nitelikli bir ürüne, “yerli malı” konusunda geçerliliğini çoktan yitirmiş bir ön yargıyla yaklaşmak Türkiye’ye kaybettirir. Yapımı devam eden en büyük havalimanı projesi olan 3. havalimanı projesinde Aironn var. Bu projede müşterimiz küresel bir teknoloji deviydi. Kılı kırk yaran titizlikle, burada, birlikte her bir fan için sayısız test ve kontrolleri gerçekleştirdik, iddialarımızı ispatladık. Bizim diğer bir avantajımız da teslim süresi. Biz motoru stoklu çalışırız. Gerekmesi halinde tekrar sahaya ürün gönderebiliyoruz. İthal ürünlerde sipariş vereceksiniz, 2 ay sonra gelecek. O iki ay içinde yangın çıkarsa ne olacak? Bunların hepsi yerli üretimin avantajlarıdır. Devlet politikası olarak sürekli “yerli malı kullanın” söylemi var, bununla ilgili bildiriler yayınlanıyor ama uygulamaya gelince kamu projelerinde bile zorluklarla karşılaşabiliyoruz.

Tünel fanlarının yangın esnasında çalışmaması riski ortadan kaldırılmalıdır

Tünel fanları, iki amaç için, iki türlü çalışır; birincisi konfor havalandırması dediğimiz araç çalışırken gaz atıklarını süpürmek için, ikincisi yangın anında duman ve zehirli gazların tahliyesi içindir. Yangın durumunda bu fanlara zaten bir kere ihtiyaç olacak ve o an çalışmadığında ise bunun geri dönüşü olmayacak. Metrolarda, tünellerde, otoparklardaki fanların ve sistemin gerektiğinde çalışmaması gibi bir riskin olmaması lazım. Biz firma olarak bu sorumluluğu sonuna kadar hissediyoruz. Biz yerli firmayız, kaçma şansımız yok, cihazlarımızın her zaman arkasında durmak zorundayız. 3. Havalimanı apron altı tünellerinde, 3 bin 500 yataklı şehir hastanelerinin kapalı otoparklarında bir yangın çıkması, korkunç bir facia demek. İçerde binlerce kişi olacak nasıl tahliye edeceksiniz?

Periyodik bakım şart

Aironn olarak sadece imalat değil  proje de yapıyoruz. Bir işi tamamen mimariden alıp anahtar teslim olarak tamamlıyoruz. Devreye alma sürecinde soğuk duman testleri yapıp, işletme personellerine gerekli eğitimi verip şantiyeden o şekilde çıkıyoruz. 2 yıl garanti kapsamımız var. Bir çok projede, işletmeye alındıktan sonra bakım anlaşması yapıyoruz. Satış sonrası hizmetlerimiz devam ediyor. Otoparklarda günlük havalandırmada kullanılıyor ama yangın anında çalışıyor olması için düzenli kontrollerinin ve bakımının yapılıyor olması gerekiyor. Bu da aslında Türkiye’de tam oturmuş bir şey değil. Bu sistemler otomasyona bağlı olduğu için arıza oranı da daha yüksek olabiliyor. Belli periyotlarda, örneğin 6 ayda bir sistemin bakımının yapılması gerekiyor. Tünellerde bakım yapılıyor ama yapılan bakım çoğu kez yalnızca duvarların yıkanmasından ibaret kalıyor. Düzenli sistem bakımı yapılmayan, uzun yıllarhizmette olan tüneller var. Bu tüneller çoğunlukla merkezden uzak olduğu için yangın anında itfaiyenin ulaşması saatler sürebiliyor.

3. Havaalanı için gerçekleştirdiğimiz projede otomatik yağlama sistemi bulunuyor. Motorların içindeki rulmanın belli bir ömrü vardır. Bunların, belli periyotlarda yağlanması gerekiyor. Yağlanmadığı zaman rulman sıkışır ve fanı çalıştıramazsınız. Ya bunun periyodik olması ya da otomatik yağlama sistemi olması lazım. 3-6 ay veya bir yıllık süreçlerde motorun ihtiyacı olan yağlamayı otomatik olarak yapan bu sistemi ilk kez 3.havaalanı uygulamasında kullandık. Bu, şartnamede olmayan, sistemi garanti altına alması için bizim önerdiğimiz, ilave olarak ücretlendirmediğimiz bir katkı. Bugüne kadar kimsenin uğraşmadığı bir alan. Otomatik yağlama bir mühendislik, bir maliyet gerektiyor. Rulmanın sıkışması demek fanın çalışmaması demek bu da günlük havalandırmada da, yangın anında da mahali tahliye edememeniz demek. Kaldı ki bu 2-3 tonluk fanların değişimi de o kadar kolay değil, trafiği keseceksiniz, bakımını yapacaksınız, yeniden monte edeceksiniz, bunlar ciddi güçlüklerdir. Bu nedenle otomatik yağlama sistemlerinin de yaygın hale gelmesi gerekiyor.

İlgili kurumlara bilgi aktarıyoruz

Bu konularda belediyeler, karayolları gibi kamusal alanlarda da eğitim vermeye çalışıyoruz, bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Sistemlerin nasıl bir süreçten geçerek kurgulanması, doğru kullanılması ve doğru bakımın nasıl yapılması gerektiği konularda gerçekleştirdiğimiz bu sunumlarla yaptığımız bilgi paylaşımlarımızda ve çoğu kez bedelsiz hizmet verdiğimiz CFD analizlerimizde, firma olarak şahsi çıkar gütmüyoruz. Amacımız, doğru değerlendiriliyor olmak, bu konuların doğru biçimde ele alınmasının yaygınlaşmasını sağlamak.

Daha iyiye doğru yeni alışkanlıklar kazandırmaya çalışıyoruz

Bilgilendirme amaçlı yaptığımız ziyaretlerde her bir tünelin farklı parametrelerinden ötürü hesaplama farklılıklarını örnekleriyle anlattık. Jetfanları neye göre seçtiğimiz, otoparklarda yangın yükünü nasıl hesapladığımız gibi konularda çok soru geliyor. Hesaplamalarımızda PIARC, CETU, NFPA gibi birçok kuruluşun yayınladığı dökümanlardan yararlanıyoruz. PIARC bir arabanın yangın yükünü, otobüsün, bir petrol tankerinin yangın yüklerini belirtiyor. NFPA’da da bunlar var. Ama hangisinin esas alınması gerekliliği konusunda kafalarda bir takım soru işaretleri oluyor, bunlara yanıt getiriyoruz. Jet fanların yerleştirilmesi ile ilgili birçok soru geliyor. Bu zamana kadar şöyle gelmiş; tünel 1000 metre ve içinde 10 tane jetfan var, ikili grup olarak asılacaklar ve 5 tane grup var. Tüneli 5’e bölmüşler eşit aralıklarla çeşitli yerleşimler yapılmış. Jetfanın tünel içerisindeki pozisyonu da bir optimizasyon gerektiriyor ve jetfan sayısını direkt olarak etkileyen bir parametredir. Yeni yazdığımız program da aslında bu optimizasyonu sağlıyor. Bu optimizasyonla iki adet jetfan azaltabiliyorsak, milli servete bir katkı sağlamış olacağız. Alışılagelmişin dışında, bambaşka birşeyi tariflemeye çalışıyoruz.