Belediyelerde İç Denetçi Atamaları

25 Mart 2022 Dergi: Mart-Nisan 2022


Sezgin Erözbağ

Ankara Büyükşehir Belediyesi
ASKİ Genel Müdürlüğü İç Denetim Birimi Başkanı
 


I)    Giriş

Bilindiği üzere 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kamu yönetiminde yeniden yapılanma ve Avrupa Birliği kriterlerine uyum sağlama çalışmaları kapsamında çıkarılmış olup, harcama reformu niteliği taşıyan bir kanundur. Bu kanunun mali saydamlık ilkesini hayata geçirmek, hesap verebilirliği daha etkin kılmak, bütçe sürecini ve denetimini strateji ve performans ayaklarıyla donatmak, etkin bir iç kontrol mekanizması sağlamak temelleri üzerine kurulmuş olduğu söylenebilir.

5018 sayılı Kanun ile kamu yönetiminde önem ve farkındalığı artan ve bazıları yeni olan; “iç kontrol” ve “iç denetim” kavramları yerini almış, ayrıca, “üst yönetici”, “harcama yetkilisi”, “gerçekleştirme görevlisi”, “muhasebe yetkilisi” ve “mali kontrol yetkilisi ” gibi görevler ön plana çıkmıştır.

5018 sayılı Kanun’un 55’nci maddesinde iç kontrol tanımlanır iken, “…idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütünüdür” denilmek suretiyle iç denetime yer verildiğini görmekteyiz. 

Belediyeler ile büyükşehir belediyelerine bağlı kuruluşlarda üst yönetici konumunda olan belediye başkanları ve genel müdürlerin söz konusu kanunun öngördüğü iç kontrolle ilgili gerekli talimatları verme, uygulamaları izleme ve gerekli tedbirleri alma gibi görevleri olup, bu görevin gereğinin yerine getirilebilmesinde üst yönetici adına denetim görevini ifa eden iç denetimin de önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. 

Bu bağlamda makale içeriğinde belediyeler için iç denetçi atamalarının gerekliliği ve önemi anlatılmaya çalışılmıştır. 

II)    İç Kontrol Farkındalığı ve İç Denetim

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 5’nci kısmında “iç kontrol sistemi” düzenlenmiş, kanunun 55’nci maddesinde de iç kontrol, “idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, mali bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan mali ve diğer kontroller bütünü” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan 5018 sayılı Kanun’da iç kontrole ilişkin dört ana husus üzerinde durulduğu anlaşılmaktadır.

Bunlar; 

  • İdarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini,
  • Varlık ve kaynakların korunmasını,
  • Muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, 
  • Malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini,
     

sağlamaktır. 

5018 sayılı Kanun yukarıda belirtilen bu amaca ulaşabilmek için kurumların “iç kontrol” sistemlerini kurmalarını bir gereklilik olarak görmüş, iç kontrolü bir sistem olarak isimlendirmiş ve değerlendirmiştir.  Kurumların harcama yetkilileri, görev ve yetki alanları çerçevesinde iç kontrolün işleyişinden sorumlu tutulmuş, malî yönetim ve kontrol süreçlerine ilişkin standartlar ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca, iç denetime ilişkin standartlar ve yöntemlerin de İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenip, geliştirilip uyumlaştırılacağı mevzuat ile düzenlenmiştir. 
İç kontrol bir kurumun tüm faaliyetlerini kapsamakta olup tüm çalışanlarına rol ve sorumluluk verir. Bu öyle bir rol ve sorumluluktur ki stratejik kararların yönetişim anlayışı içinde alınmasını ve operasyonel işlerin şahıslara bağlı olmadan bir sistem üzerinden yürümesini bünyesinde barındırır. Böylece hem hata yapma riski en aza iner hem de kurumsal hedeflere ulaşmak kolaylaşır.  Bu sistemin içinde; etik değerler ve dürüstlük, misyon, organizasyon yapısı ve görevler, personelin yeterliliği ve performansı, yetki devri, planlama ve programlama, risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, kontrol stratejileri ve yöntemleri, prosedürlerin belirlenmesi ve belgelendirilmesi, görevler ayrılığı, hiyerarşik kontroller, faaliyetlerin sürekliliği, bilgi sistemleri kontrolleri, bilgi ve iletişim, raporlama, kayıt ve dosyalama, hata, usulsüzlük ve yolsuzlukların bildirilmesi vs. her biri belli standartlara bağlanmıştır. 

Bu sistemin odaklandığı iki husus kurumsallaşma ve risk yönetimidir. Bu anlayışın yerleşmesi kurumların hem stratejik hedeflerine ulaşmasına, hem de soruşturmalar ve Sayıştay sorgularına muhatap olunmamasına veya en asgari düzeyde olunmasına makul bir güvence sağlar. 

Bilindiği üzere riskler geleceğe dönük, hedeflere ulaşılmasını engelleyebilecek olaylardan kaynaklanan potansiyel sonuçlardır. İşte bu noktada kurumun risklerini nasıl yönettiği iç denetimin ana odağıdır. Faaliyetin olduğu her yerde riskin de olacağı gerçeğinden hareketle, hataların tespiti kadar bu hataların ortaya çıkmasına neden olan risklerin üzerinde durulduğu risk odaklı bir denetim anlayışı ve uygulamalarına şiddetle ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Dolayısıyla, iç denetimin en önemli fonksiyonu da risk ve kontroller olmaktadır. Bu denetim anlayışı kurumun stratejik amaç ve hedeflerine ulaşmasında üst yönetime yardımcı olduğu gibi kurum faaliyetlerine de değer katar. 

III)    İç Denetçi Atamaları Açısından Belediyelerimiz

5018 sayılı Kanun’un 63 – 67'nci maddeleri iç denetimle ilgili hükümleri kapsamakta olup, söz konusu kanunun 63’ncü maddesinde iç denetim, “kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız, nesnel güvence sağlama ve danışmanlık faaliyetidir. Bu faaliyetler, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile mali işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve disiplinli bir yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun olarak gerçekleştirilir” şeklinde tanımlanmıştır. 

5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 2003 yılında yasalaşıp Türk Kamu Mevzuatında yerini almasıyla birlikte, bu kanunun en önemli aktörlerinden biri de iç denetçiler olmuştur. Belediyeler dahil tüm kamu kurum ve kuruluşlarında iç denetçi atamaları 2006 yılından sonra yapılmaya başlanmıştır.

İç Denetim Koordinasyon Kurulunun WEB sitesinde 15.10.2021 tarihi itibariyle “İdareler İtibariyle Güncel Dolu-Boş İç Denetçi Kadro Sayıları”  ilan edilmiş olup, söz konusu liste incelendiğinde;

Belediyeler dahil kamu idarelerinin tamamına 2069 adet iç denetçi kadrosu tahsis edildiği, bu kadrolardan 898 adetine atama yapıldığı, 1171 adet kadronun boş olduğu, dolayısıyla %43 gibi bir doluluk oranının olduğu, 

İç denetçi atamaları belediyeler açısından değerlendirildiğinde; büyükşehir, il ve ilçe  belediyeleri ile büyükşehir belediyelerine bağlı genel müdürlükler dahil toplam 130 idareye 577 iç denetçi kadrosunun tahsis edildiği, bu kadrolardan 223 adetine atama yapıldığı ve doluluk oranının %38.6 olduğu,

Dolayısıyla belediye ve bağlı kuruluşlarda iç denetçi atamalarının oransal olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarından daha düşük olduğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar iç denetim faaliyetlerini kurumsal etkinlik ve değer katma açısından sayısal rakamlarla değerlendirmek tek başına yeterli olmasa da, iç denetçi atamaları açısından baktığımızda iç denetim faaliyetlerine yaklaşımın özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir’deki belediyelerde diğer illere göre daha fazla olduğu, Kahramanmaraş ve Mersin gibi bazı büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyelerinde iç denetçi kadrolarının tamamına atama yapılır iken bazı il ve ilçe belediyelerinde hiç atama yapılmadığı görülmüştür. 

IV)    Sonuç

5018 sayılı Kanun ve bu kanun uyarınca çıkarılan ikincil ve üçüncül düzey düzenlemelerle, kamu idarelerinde uluslararası kabul görmüş standartlarda bir iç denetim sisteminin kurulması öngörülmüş, iç denetçi kadrolarının tahsisi sonrasında atama işlemlerinin gerçekleştirilmesiyle birlikte İç Denetim Birimi Başkanlıkları oluşturulmuştur. 

Kurumların stratejik hedeflerini daha rahat ve kolay gerçekleştirebilmek için güçlü bir iç kontrol sistemlerinin olması kaçınılmaz olup, iç denetimin esas gayesi de iç kontrol sisteminin etkinliğini, performansını ve yeterliliğini değerlendirmek ve sistem içerisinde aksayan yönlere ilişkin üst yönetime bildirimde ve tavsiyelerde bulunmaktır. 

Hal böyle olunca iç kontrol sisteminin izlenmesi, değerlendirilmesi ve sistem içerisindeki yetersiz noktaların tespiti için iç denetim faaliyetlerine ihtiyaç vardır. Ancak bu denetim anlayışının başarılı olabilmesi için kişi, olay ve mevzuattan ziyade risk odaklı bir anlayışla süreç ve sisteme odaklanması, açık ve hata aramaktan ziyade buna neden olabilecek hususları tespit edip öneriler geliştirmesi gerekir. Sonuç olarak, amacına ve kıvamına uygun bir denetim kurumsal faaliyetlere değer katar. 
 



Slider Altına