Kentsel dönüşümde dinamitin fitili ateşlendi…

31 Ekim 2012 Dergi: Eylül-Ekim 2012

Kentsel dönüşüm, 5 Ekim günü 35 ilde, 65 ayrı noktada bulunan 6 bin 500 kamu binasının yıkımıyla resmen başlatıldı… Afet riski altındaki yapı ve alanların “dönüştürülmesi” talimatını Van depreminden sonra vererek süreci başlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yıkım çalışmalarına başlanması dolayısıyla Esenler’de  düzenlenen ''Kentsel Dönüşüm Başlıyor'' etkinliğinde yaptığı konuşmada, rant değil insan odaklı bir proje yürütüldüğünü, afet riskli alanlarda çok yönlü bir değişim hedeflediklerini söyledi.

Yeni yapılar ve hayat alanlarının çevreyle uyumlu, enerji verimliliğini esas alan, doğal kaynakları koruyan bir anlayışla inşa edileceğini belirten Başbakan Erdoğan, “Teknik olarak riskli bulunanların kısa bir süre içinde yıkılıp, yerine sağlıklı yapılar inşa edilmesi için gerekli mekanizmaları kurduk. Yıkımların yapılacağı bölgeler daha sonra inşa edildiklerinde yeşille konutları bir araya getirecek. Yeni yapılaşma anlayışımızın ekonominin canlandırılmasına, işsizliğin ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik bir boyutu da var. Ama elbette hepsinden önemlisi, mevcut güvensiz yapıların yerini, can ve mal emniyetini temin eden yeni yapıların alacak olmasıdır” dedi.
Vatandaşlardan ekonomik ömrünü tamamlamış, yıkılma veya ağır hasar riski taşıyan yapılarını bir an önce tespit ettirmelerini isteyen Erdoğan, “Siz yapmazsanız, bunu ilgili kamu kuruluşları yapacak ve o binalar mutlak surette yıkılacak. Vatandaşımızın sağlıksız binalarda yaşamaya devam etmesine göz yumamayız, yummayacağız” dedi. Ülkede1950 sonrasında başlayan köyden şehre göç dalgasının iyi yönetilemediğini, plansız-programsız büyüyen şehirlerde çarpık yapılaşma ve gecekondu alanlarının ortaya çıktığını belirten Erdoğan, “Gecekondu dediğimiz hadise, şehirleri yönetenler işlerini doğru ve tam yapmadığı için, vatandaşımızın kendi kendine, el yordamıyla bulduğu bir çözümdür. Şehirlerin bu plansız büyümesi beraberinde çevrenin tahribini, yoksulluğun derinleşmesini, afetler karşısındaki çaresizliği getirdi. Depremlerde, sellerde, toprak kaymalarında, bina çökmelerinde yaşadığımız kayıpların temelinde, büyük ölçüde şehirlerin sağlıksız büyüme süreci vardır” diye konuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde belediye şirketi KİPTAŞ’ın 4,5 yılda çarpık kentleşmeye alternatif yapıda 17 bin konut inşa ettiğini, daha sonra hükümete geldiklerinde bu defa TOKİ’yi harekete geçirerek, ülke genelinde planlı ve doğal afetlere dayanıklı konut üretimi konusunda örnek bir model ortaya koyduklarını söyleyen Erdoğan, 10 yılda projelendirilen 558 bin konuttan 450 bininin sahiplerine teslim edildiğini vurgulayarak, “Bu bir dünya rekorudur. Bunların içerisinde 10, 15 ve 20 yıl vade ile teslim ettiğimiz konutlar da bulunuyor” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da törende yaptığı konuşmada, “Şehirlerimizi salaş yapılardan, depreme, afete dayanıksız yapılardan, mühendislik hizmeti almayan yapılardan, gecekondulardan, enerjiyi savuran binalardan kurtarmak zorundayız” dedi. Kentsel dönüşümde gönüllülük esasını temel aldıklarını belirten Bayraktar, “Şimdi bizi eleştirenler var. Biz istemeyen, razı olmayan, gönlü razı olmayan, gönüllülük kazanmayan, gönüllülük esasını yakalamayan hiç kimsenin binasında dönüşüm yapmıyoruz. Önce gönül rızası, önce gönüllülük!'' diye konuştu. Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizde 24 bin 500 kilometreuzunluğunda dalga dalga çok ciddi bir diri fay var. Bu fay üzerindeki 6.5 milyon konutu elden geçirmek zorundayız. Bunun hesabını, kitabını yaptık. Bunların hepsini gözden geçirdik. Sıra şimdi bunların dönüşümünde… Bu iş sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın çalışmasıyla olmaz. Halkın empatisi, katılımı, desteği lazım. Ama bu işi 3-5 kişi geliyor, ‘Bizim evimizi yıkmayın!’ diyerek engellemek istiyor. Kardeşim biz kimsenin evini yıkmayız. Biz kimsenin evini yıkmayacağız. Biz yuva yapacağız yuva! Önce garibin gurebanın yuvasını, önce alt gelir grubunun, orta gelir grubunun yuvasını, barınmaya ihtiyacı olduğu halde ev alacak kadar parası olmayan insanımızın yuvasını yapacağız. Bizim derdimiz bu. Başbakanımızın taahhüdü var.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak bize güvenin. Biz boş konuşmuyoruz. 58, 59 ve 60. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri dönemlerinde 500 bin konut yaptı hükümetler. Ayrıca özel sektöre yatırım ortamı oluşturuldu ve 4.5 milyondan fazla konut da özel sektör tarafından yapıldı. Şimdi de diyoruz ki, o 6.5 milyon riskli konutu 20 yıl içerisinde inşallah ilk hedefimiz olan 2023 yılına kadar eden geçireceğiz. Bu çerçevede ilk iki yılda çok ciddi bir atılım yapacağız”. 
Esenler’de yapılacak kentsel dönüşümde evi yıkılacak vatandaşlara kira yardımı olarak verilmek üzere 10 milyon TL tutarında bir çeki Başbakan Erdoğan tören sırasında
Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya takdim etti. Başbakan daha sonra Çekmeköy’e video konferans sistemiyle bağlanarak, Sarıgazi askeri lojmanlarında bulunan 6 katlı 23 binadan 10’unun “emülit” adlı geliştirilmiş dinamitle patlatılarak yıkımı talimatını verdi. Yıkımı yapılan her bir bina için 40-50 kilogram patlayıcı kullanıldığı, diğer 13 binanın emülitle patlatılmaya uygun olmadığı için iş makineleriyle yıkılacağı bildirildi. Bölgedeki yıkım 110 gün içinde tamamlanacak ve arsa boş olarak TOKİ'ye teslim edilecek.

Bu çark nasıl dönecek?

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Esenler’deki törenden iki gün önce Adana’da (Kıyıkent Evleri Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Projesi temel atma töreninde) yaptığı konuşmada, kentsel dönüşümün boyutu ve yöntemi üzerine önemli açıklamalarda bulundu... Türkiye’deki şehir ve kasabalarda bulunan 20 milyon konutun 8,5 milyondan fazlasının deprem fayı üzerinde yer aldığını, bunlar arasından da 6,5 milyon adedinin deprem ve heyelan riski taşıdığı için yenilenmesi gerektiğini tekrarlayan Bayraktar, bu süreçte vatandaş - özel sektör işbirliğinin önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Bu projenin (Kentsel Dönüşüm projesinin) göreceli olarak hesabı bugünden belli değil. Ama yapılacak olan 6,5 milyon konutu ortalama 80 bin lira ile çarparsanız 500 milyar Lira eder. Bunu vatandaş kendisi yapacak, kendi evini kat karşılığı kendi yapacak, arsa karşılığı verecek. Bu çark böyle dönecek. Devlet olarak bu işin dönüşmesi için gerekli ortamı sağlayacağız. Özel sektör, müteahhitler, belediyeler olmadan, vatandaşlar bu işe destek vermeden bu iş tek kanatla uçmaz, tek bacakla yürümez. Hep birlikte bu işe sarılmamız gerekir”.

Gönüllük esas, ama bir yere kadar…

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye Müteahhitler Birliği’nce düzenlenen “kentsel dönüşüm” konulu toplantıda yaptığı konuşmada ise 20 yıl içinde ülkenin tamamını, depreme dayanıksız, kaçak ve salaş yapılardan kurtaracaklarını dile getirdi. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un eksikleri veya yanlışları olabileceğini, ancak özünde uygulama kabiliyeti yüksek bir yasa olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Kanunun önemli bir hususu, gönüllülük esasıdır. Önce isteyen vatandaşlardan başlayacağız. ‘Benim evim riskli, heyelan, deprem tehlikesi var’ diyen insanların elinden tutacağız. Devlet olarak elimizden geleni yapacağız. Önce rızaya ve gönüllülüğe dayalı bir yapıyla yürüyeceğiz. Ancak ev yüzde 100 afet riski altında bulunan bir yapıysa, devlet olarak onu da tespit etmek zorundayız. Netice itibarıyla vatandaş yıkmıyorsa, biz yıkmak zorundayız. Kimse kusura bakmasın!” diye konuştu. Vatandaşın canını malından daha önemli saydıklarını kaydeden Bayraktar, “Mal hakkı, mülkiyet hakkı kutsaldır. Ama yaşama hakkı daha kutsal, daha önemlidir. Yasanın ruhunda ve yaptırım gücünde bu var” diye konuştu.

Muhalif çevrelerin yasayı “rant yasası” olarak nitelediğinden de söz eden Bayraktar, “İnsaf diyorum. Bu yasanın yanına rant kelimesini getirmek çok büyük haksızlık. 500 milyarlık ekonomi doğacak. Peki bunu kim yapacak? Özel sektör. İhaleyi kim yapacak? Özel sektör. Arsasını, arazisini kim müteahhide verecek? Özel sektör. Biz ne yapacağız? Devlet olarak evini boşaltan fakire kira yardımı yapacağız. Bunun neresinde rant? Vatandaş ucuz konut alacak da rant sağlayacaksa helali hoş olsun, sağlasın! Ben de ancak faizlere destek olacak, kira yardımı yapacak kadar para var” diye konuştu.
Bakan Erdoğan Bayraktar, Van’da düzenlenen “Kentsel Dönüşümde Sektörler Buluşuyor” toplantısında da konuyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. İllerde işin esas sahibi ve sorumlusu olarak valilerin tayin edildiğini, afet riski bulunan veya deprem karşısında ayakta kalma mecali olmayan yapıların sorumlusunun valiler olacağını söyleyen Bayraktar, “Vali bu binayı ya belediyeye veya özel sektöre yıktıracak. Bu sebeple bir afet karşısında bir risk taşıyan binaların sahipleriyle konuşarak önce elektrik, doğalgaz ve suyunu keseceğiz. Belli bir süre sonra da yıkımını yapacağız” dedi.

Kentsel dönüşümde yıkımlara 1. derece deprem kuşağında bulunan illerden başlandı.  İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'nın aralarında bulunduğu 35 ilde karargah, emniyet müdürlüğü hizmet binası, ilköğretim okulu, devlet ve kadın doğum hastanesi, sağlık ocağı ve lojman gibi kamu binalarının yıkımıyla süreç başladı. İlk yıkımlar Adana, Afyon, Ağrı, Amasya, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bitlis, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kırıkkale, Kırşehir, Kocaeli, Malatya, Nevşehir, Samsun, Sinop, Tekirdağ, Tunceli ve Van'da gerçekleştiriliyor.


Kentsel dönüşüm hakkında kim ne diyor?

Recep Altepe (Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı): “Hem estetikten yoksun, hem de fen ve mühendislik kurallarına uymayan mevcut yapı stoku yalnızca şehirlerimizi değil, buralarda yaşayan insanların sosyal hayatını ve iç dünyasını da tehdit ediyor. Sağlıksız bir mekânda sağlıklı nesillerin yetişmesi mümkün değil. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümü Hakkındaki Kanun bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Yasanın ruhunda, ‘Bakanlık yapar, devlet yapar, TOKİ yapar.’ deniyor. Ancak Kentsel Dönüşüm, belediyeler devreye girmeden, vatandaşı ikna etmeden gerçekleştirilemez. Bu iş sadece ve sadece örnek projelerle, vatandaşın ikna edilmesiyle çözülebilir. Aksi takdirde vatandaş belediyenin kapısından ayrılmaz. Bursa’da vatandaşı ikna ederek 2300 bina yıktık; (ikna olduğu için) halkımızın arasında gönül rahatlığıyla dolaşıyoruz”.

İbrahim Karaosmanoğlu (Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı): “Halkı kentsel dönüşüme inandırmak büyük önem taşıyor. Demokrasilerde halka rağmen icraat yapılmaz. Vatandaşı ikna etmek en önemli gayemiz olmalı. Kentsel Dönüşüm, halkla bütünleşerek yapılmalı. Kentsel Dönüşüme eğitim ve tespitle başlamalıyız. Halkımızı ikna ederek ve doğru faaliyetlerle Kentsel Dönüşüme inandırmalıyız”.

Aziz Yeniay: (Küçükçekmece Belediye Başkanı): “İstanbul’da ya yaklaşık 1milyon yıpranmış konutu yıkıp yeniden inşa edeceğiz, ya da bir o kadar mezar yeri hazırlayacağız. Vahim ama gerçek...”
 
Emin Sazak (Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı): “Yasayı destekliyoruz, bunun en iyi şekilde uygulanması lazım. Hükümet dönüşümde vatandaş için doğabilecek mağduriyetlere doğru önlemler aldı. Faizsiz kredi ve kira yardımı çok önemli. Kamuya düşen çok önemli sorumluluklar var. Yasayı uygulayanlar iyi denetim yapmalı. Kamunun ya da belediyelerin kanunu deldiği yerde vatandaştan veya inşaatçılardan kanuna tam riayet etmelerini beklemek olmaz”.

Prof. Dr. Enver Ülger (Okan Üniversitesi, Mühendislik – Mimarlık Fakültesi): (Kentsel dönüşüm kapsamındaki) bir imar düzenlemesinde, hak sahibi ile anlaşma yoluna gidildiğinde, (hak sahibi tarafından) mevcut ve fiilen kullanımda olan alan ve onun değerinin esas alınması istenmektedir. Bunun nedeni; piyasada, pazarda ‘imara aykırı’ olup olmadığına bakılmaksızın mevcut alan ve ona ilişkin ‘değer/fiyat’ın dikkate alınmasıdır. Bu nedenle dağıtımın uygulama safhasında hak sahiplerini ikna etmek için meşruiyette mevcut alan ve ona ilişkin katılım değeri, üzerinde durulması gereken bir veri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum ülkemize özgü önemli bir olgudur. Yine de hukuk önünde yasal alan ve değerin geçerli olduğu tartışılamaz bir gerçektir. Bu nedenle; kentsel dönüşümlerde bu ikilik, imar uygulamalarında, kamulaştırmalarda sıkça karşılaşılan bir durum olarak kendini gösteriyor. Bu sorunun bertaraf edilebilmesi amacıyla imara aykırılığın, kaçağın değer azaltıcı olarak değerlendirildiği, yani mevcut değerin azaltıldığı, yasal değerin ise olumlanarak artırılmasına yönelik bir değerleme yöntemi geliştirilmeli, böylelikle arsa/kentsel dönüşüm uygulamalarında kullanılacak tek bir değerin belirlendiği bir yaklaşım ortaya konmalıdır. (…) Kentsel dönüşümde yoğunluk artırımının çözüm olarak görülmesi, kârlılık açısından en iyi imkanlara sahip mahallelerde dahi, anlaşma zeminini kaybedecek kaos ve sonuçları içermektedir. Bu durum çözümün bu olmadığını göstermektedir. Doğru olan değer esaslı paylaşım modelidir. Büyük sermaye gerektiren kentsel dönüşüm projelerinin sadece kamu eli ile gerçekleştirilmesi mümkün olmadığı açıktır. Bu mantalite artık herkes tarafından kabul edilmektedir. Kamu iştiraki veya denetiminde, özel sektörü de projeye paydaş yapacak modeller geliştirmenin, daha uygulanabilir olduğu görülüyor. Projenin tüm paydaşlarını güvence altına alacak olan kamu denetimidir. Bu yasa ve yönetmeliklerle sağlanmalıdır. Yanlış veya eksik yasa ve yönetmelik çalışmaları bu sürece zarar verebilir. Doğru yasa ve yönetmeliklerle kamu yararı gözetilerek, hak sahiplerinin de adil paylaşımdan yararlanabileceği, özel sektöründe ilgisini çekecek modeller geliştirilmesi, kent yaşamı ve geleceği için dolayısıyla ülke çıkarları için atılması gereken adım olarak ortaya çıkmaktadır. Doğru modeller geliştirildiğinde, hak sahiplerinin de artık eskisi kadar kentsel dönüşüm projelerine soğuk bakmadığı görülmektedir. Her proje kendi içerisinde fizibıl çıkmayabilmektedir. Bu nedenle, kent düzeyinde dönüşüm alanları bir bütün olarak ele alınmalı. Dönüşümde finansal çıkmazları olan projeler kârlı projeler ile sübvanse edilmelidir”.




Etiketler