Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı’na eleştirileri yanıtlayan Bakan Bayraktar:“Can emniyeti ve yaşam hakkı, mülkiyet hakkından daha önemlidir!”

04 Mayıs 2012 Dergi: Mart-Nisan 2012

Hükümetin Van depreminden sonra gündeme getirdiği “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın 12 maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda Mart ayı ortasında yapılan görüşmelerde kabul edildi. Daha sonra Genel Kurul gündemine giren diğer çalışmalar nedeniyle tamamlanamayan “Kentsel Dönüşüm” Yasa Tasarısı’nın görüşülmesine şu günlerde devam edilmesi bekleniyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Meclis gündeminde üst sıralarda beklemekte olan tasarının, Genel Kurul’daki görüşmelerin tamamlanmasıyla kısa süre içinde yasalaşacağını söyledi. Türkiye’nin kentsel dönüşüm konusunda büyük bir gayret içinde olduğunu belirten Bayraktar, mülkiyet hakkını yok saydığı yönünde eleştiriler alan kanun tasarısını savunurken, “Biz afet riski altındaki binaları ve afet riski altındaki alanları dönüştürmek için bir öncelik getirmeye çalışıyoruz. İnsanların mülkiyet hakkı anayasa ile güvence altına alınmıştır. Fakat can emniyeti, yaşam hakkı, daha önemli bir haktır. Şimdi biz bu yasanın vitrinine yaşama hakkını koymak suretiyle birtakım pratiklikler, birtakım basitlikler, insanlarımızı koruma yönünde kolaylıklar sağlamak için önemli adımlar atacağız” dedi. Mühendislik, mimari ve yapı kanadında bir dizi yenilik ve pratiklik getirme çabası içinde olduklarını kaydeden Bayraktar, “Bu işi halkımızla bütünleşerek yapmak zorundayız. Bu çalışmalar hem yeşil binalar getirecek, hem enerji savurganlığına son verecek, şehirlerimizi düzenleyecek, inşaat sektörünü geliştirecektir. Yasamızın yarısı Meclis’ten geçti. Diğer maddeler de inşallah önümüzdeki günlerde geçecektir” diye konuştu.

Kentsel dönüşüm konusunda 50 daireden 45'inin anlaşıp, 5 dairenin karşı çıkması halinde, bu dairelerin bedelini tespit ettirerek açık artırma ile satışının yapılacağını ve satış bedelinin de o kişilerin hesabına resen yatırılacağını; dairelerin satılmaması halinde ise Hazine adına tapusu yapılarak anlaşma yapanlara "Biz sizin anlaşmanıza amadeyiz" denileceğini belirten Bayraktar, "Bu konu kanunun en önemli ayaklarından biridir. 2-3 kişi projelerin önünü tıkıyordu. Nitelikli çoğunluk anlaştığı zaman anlaşma sağlamayanların elimine edilmesini teminen devlet devreye girecek. Kentsel dönüşüm alanında kiracı varsa kendisine kira yardımı yapılacak. Binadaki hak sahiplerine de kredi yardımında bulunulacak." diye konuştu.

“15 milyon konutun yarısı yenilenmeli!”  

Yapı-Endüstri Merkezi’nce düzenlenen EKODesign Konferansı açılışında konuşan Bakan Erdoğan Bayraktar, Bakanlığının önündeki en önemli meselenin “kentsel dönüşüm” olduğunu söyledi. Türkiye’de son dokuz yılda “kentsel dönüşüm” kapsamında 5 milyon yeni konut üretildiğini, bunların her birinin mühendislik yönü güçlü, “hesaba kitaba dayalı” projeler olduğunu belirten Bakan Bayraktar, ancak hâlâ “elden geçirilmesi” ve “yarısı da yenilenmesi gereken” 15 milyon konutun bir mesele olarak önlerinde durduğunu söyledi. Gelişmiş ülkelerde 18. yüzyıl sonlarında yaşanan sanayileşmenin Türkiye’de 20. yüzyılda başladığını, bu süreçte şehirlere yönelen hesapsız göçün ve yığılmanın önlenemediğini kaydeden Bayraktar, insanların artık bulundukları yerden başka yere gitmek istemediklerini belirterek şöyle sürdürdü: “Ruhsatlı yapılarda düzensiz, denetimden yoksun, enerjiyi savuran binalar üretildi. Şimdi nüfusu 350-400 binin üzerinde olan şehirlerde, şehrin ana yapısı içerisinde dönüşümü yapmak çok zor. Büyük bir gayretle bu işe girişmiş vaziyetteyiz. Ancak çok ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. İnsanlarımız olduğu yerden başka yere gitmek istemiyor. Böyle bir açmaz içerisindeyiz. Bunu en az hasarla, en ince hesapla nasıl çözeriz diye araştırmalar yapıyoruz. Bu konuyu ilgili tüm aktörlerle, ülkemizin uygun şartları içinde çözmek zorundayız”.

Deprem kuşağı üzerinde bulunan Marmara’dan başlamak üzere Kocaeli, Bolu, Düzce, Bursa, Eskişehir, İzmir, Elazığ, Erzincan, Van, Bingöl ve Hakkari gibi afet riski altındaki alanlarda binaların dönüştürülmesine öncelik vereceklerini dile getiren Bayraktar, “Çok ciddi bir seferberlik arefesindeyiz. Afet riski taşıyan binaların Türkiye’nin köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden sökülüp atılması bizim önceliğimizdir” dedi. Bayraktar şöyle sürdürdü:

“Meclis gündeminde bulunan ve yarısı kabul edilmiş olan yasanın en önemli ayağı can güvenliğidir. İnsanlarımızın canını, hayat hakkını korumaya endeksli bu kanundaki diğer bir argüman da mal emniyetidir. Yani insanlarımızın binalarını yıkacaksınız ve bu bir tepki doğuracak. Çok zor bir iş, dünyanın en zor işi. Diğer taraftan can güvenliği daha da önemli. Burada ana gayemiz insanımızın yaşama hakkını, can emniyetini güven altına almak. Daha mutlu, huzurlu ve refah seviyesi yüksek bir topluma erişme gayreti içerisindeyiz. Bu işi vatandaşlarımızla birlikte, ağırlıklı olarak vatandaşlarımıza yaptıracağız. Zihnimizdeki en önemli husus, Türkiye’deki yapı stoğunu rehabilite etmek. Güzel güzel yerleşim birimlerimiz, sağlam binalarımız olsun. Hem binalarımız hem de binalarımızın çevresi güvenli olsun, site tarzında olsun istiyoruz. Çocuklar apartmanlara tıkanıp kalmasın, bahçelerinde rahat rahat oynasın. Emekli insanlar da oradaki bahçelerde, parklarda otursun dinlensin, komşuluk ilişkileri artsın diye yeni bir gayretin, yeni bir mekansal tarzın strateji planlaması arefesindeyiz. Çevreye duyarlı, yeşil binalar yapacağız. Suyu daha ekonomik kullanan, yağmur suyundan, atıksudan, rüzgar enerjisinden, güneş enerjisinden istifade eden binalar yapacağız. Bunun için hazırlıklara hızla devam ediyoruz”.

Dönüşüm sadece gecekondular için değil…

30 Mart günü Riskli Yapıların Tespit Edilmesine Dair Yöntem Belirleme Çalıştayı’na katılan Bakan Erdoğan Bayraktar, burada yaptığı konuşmada da, Türkiye’deki binaların hatırı sayılır bir bölümünün afetlere karşı dayanıksız olduğunu vurguladı ve çok büyük bir seferberlik halinde kentsel dönüşüme başlamak gerektiğinin altını çizdi. Bu işin büyük kaynak gerektirdiğini ve zor olduğunu dile getiren Bayraktar, “Dönüşüm yapacağımız yerler sadece gecekondular, kaçak yapılar değil, ruhsatlı, iskanlı yapıların da dönüştürülmesi gereken bir fotoğrafla karşı karşıyayız” diye konuştu. Getirilmesi planlanan sistem içerisinde riskli alanı ve riskli yapıyı Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşların belirleyeceğini, ilmi bir heyetin de devrede olacağını belirten Bayraktar, işleyişle ilgili bazı ipuçlarını şöyle aktardı:

“Riskli bölgelerdeki vatandaşlara belediyeler tebligat yapacak; ‘Riskli binalarınızı tespit ettirin, tespit ettirdikten sonra kendiniz yıkın’… Eğer riskli yapı ise veya riskli alan ise bu kanunun bütün haklarından istifade edeceksiniz. Ancak riskli bir alanda kentsel tasarım yapmak lazımsa o zaman tabii ki devlet oraya girebilir. Tespit ettiğimiz riskli alan içerisinde sağlam bina varsa bu bina kalacak. Riskli alan içerisinde tarihi yapı varsa, o yapı da kalacak. Bir binanın riskli bina olması durumunda kiracılarına eğer ihtiyacı varsa kira yardımı yapılacak. Bina sahibi olup da yeni bina yapacak parası yoksa ona da kredi vereceğiz. Gecekondu bölgelerinde oturanlara da uzun vadeli düşük taksitlerle ev vereceğiz”.

Kentsel dönüşümün kaynağını oluşturma çabası içinde olduklarını belirten Bayraktar, bu işe “korkunç para” gideceğini, ilk etapta 15-20 milyar TL, zaman içerisinde ise 150-200 milyar Dolar civarında bir yatırım gerekliliği olduğunu ifade ederek şöyle sürdürdü: “Hangi belediye başkanı becerikliyse, hangi belediye başkanı insanları ikna etmişse o bölgeden başlayacağız. Gidip de orada milleti incitmek yok. Hazırlıklı olan bölgelerden, insanlarımızdan, belediye olarak da hangi belediyemiz projesini planını hazırlamışsa oradan başlayacağız. ‘Ben şurada 200 dönüm bir yerde insanların yüzde 90’ı ile anlaşma sağladım. Burada rezerv alanım var, sen gel, 2 bin konuta başla!’ dediği an hemen vereceğiz belediyeye yetkiyi. Elimizden geldiği kadar, paramız varsa para vereceğiz. Samimi söylüyorum, Başbakanım da bana bunu defaten söylemiştir. Kesinlikle benim partimden olmuş, başka partiden olmuş, hiç fark etmez. Hangi belediye başarılı olmuşsa, hangi belediye getirmişse, hangi partiden olursa olsun, BDP’den olmuş, CHP’den olmuş, MHP’den olmuş, AK Parti’den olmuş, bağımsız olmuş hiç fark etmez, gidip oradan başlayacağız. Afet riski eksenli kentsel dönüşümü Türkiye’de başlatmak zorundayız”.

‘Yürütmeyi durdurma’ yok!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Okan Üniversitesi’nde düzenlenen “Kentsel Dönüşüm, Alternatif Model Arayışları” Sempozyumu’ndaki konuşmasında da, Türkiye’de kentsel yerleşim alanlarında bulunan 20 milyon konutun yarısının gerekli mühendislik hizmetleri alınmadan inşa edildiğini dile getirerek, “Derdimiz riskli binaların yıkılmasıdır. Burada anlaşma eksenli bir yapıyla gidiyoruz. Mülkiyet hakkı anayasal bir hak. Ama hayat hakkı daha önemli bir haktır. Burada kanunu biraz definitif (kesin) hale getiriyoruz; riskli bina hakkında verdiğimiz karar için yürütmeyi durdurma kararı alınmamasını öneriyoruz” dedi. Türkiye ekonomisine büyük ölçüde katkı yapan İstanbul ve çevresinin yenilenmesinin büyük önem taşıdığının altını çizen Bakan Bayraktar, bölgede bir deprem olması halinde bazı hesaplara göre 100 milyar Dolar, bazı hesaplara göre de 500 milyar Dolar kayıp olacağını, yıllarca bu yaraların sarılamayacağını, ciddi can kayıpları olacağını ifade ederek, “Bu işte bütün aktörlerin rol alması ve siyasi düşüncelerin üzerinde bir anlayışla bu işe sarılınması gerekiyor. Yoksa bu işi tek başına hükümet yapamaz, belediyeler de yapamaz. Bu işi topyekûn halkla beraber yapacağız. Van depreminden sonra çok ciddi bir bilinç oluştu. Türkiye gecekondu dönüşümünü sağlamak zorundadır” diye konuştu.


Etiketler