Header Reklam
Header Reklam

Yerel yönetimler teknokentlere kurucu ya da sonradan ortak olabilecek...

26 Nisan 2011 Dergi: Mart-Nisan 2011
Yerel yönetimler teknokentlere kurucu ya da sonradan ortak olabilecek...

Yeni yasalaşan kanun hükümlerinden biri de, yerel yönetimlerin "Teknoloji Geliştirme Bölgesi"ni yöneten şirkete kurucu ya da sonradan ortak olabilmesine imkan sağlıyor...
Buna göre Teknoloji Geliştirme Bölgesi'ni yöneten şirkete; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne bağlı odalar ve borsalar, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu'na bağlı odalar, birlikler ve federasyonlar, bankalar ve finansman kurumları, yerli ve yabancı özel hukuk tüzel kişileri, ar-ge ve teknoloji geliştirme ile ilgili vakıf, kooperatif ve dernekler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birliklerinin yanısıra yerel yönetimler de kurucu ya da sonradan ortak olarak katılabilecekler. Yerel yönetimler, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendi meclis kararına binaen yönetici şirkete ortak olabilecek.

Kanuna göre, Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nin (TGB) yönetimi ve işletmesinden sorumlu yönetici şirketin kurucuları arasında, TGB'nin bulunduğu ilde kurulu en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu ar-ge merkez veya enstitüsünün bulunması gerekiyor.
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında CHP Grubu adına değerlendirmeler aktaran Adana milletvekili Tacidar Seyhan, yerel yönetimlerin teknokent yönetimlerine katılabilmesinin önemine işaret ederek; "Teknokentlerde kamu-özel sektör işbirliğinden, üniversiteler ve sanayi sektörünün buralarda etkin olarak yer almasından hep söz ediyoruz. Türkiye'de asıl eksik olan, yerel yönetimlerin bu sürece katılımıdır; bunu mutlaka sağlamalıyız. Böylece teknopark yönetimlerinin iş geliştirme ve atılım konusundaki deneyimlerini yerel yönetimlere ve kamuya aktarma imkanımız olacaktır" dedi.

Teknoparklara Türkiye'nin büyük ihtiyacı olduğunu, ancak uygun altyapı ve liyakatli personel olmadan her yere teknopark kurmanın bir faydası olmayacağını kaydeden Seyhan şöyle devam etti: "Yeni buluşların dünyaya açılımını sağlamak ve bu alanda bilgi paylaşımını gerçekleştirmek teknoparkların ana hedefi olmalıdır. Oraya bilim adamı götüreceksiniz, oraya liyakatli çalışan götüreceksiniz, oraya sermaye aktaracaksınız, üstelik o sermayede risk sermayesi problemini çözeceksiniz. Bunu yapamadığınız sürece teknoparklarınız içinde üç tane işletme ile kalakalıyorlar. Teknoparklarımızı 'İlerde gelişir!' diye temelini atıp bırakırsak harabe sanayi sitelerine dönüştürürüz ki, Türkiye'nin yüz akı olarak göreceğimiz bu yerler Türkiye'nin umutlarının kırıldığı alanlar olur. Türkiye'deki tablonun bir başka yüzü de şudur: Oraya giren işyeri, ben oraya girip vergi muafiyetinden yararlanayım, temel vergilerden de muaf olayım, ucuz kira ödeyeyim diye girmemeli. Üniversiteler de orayı bir rant kapısı, bir kiralama merkezi olarak görmemeli... Toplumsal bir paydada buluşturabilmek için iki tarafın da haklarını koruyacak doğru sınırlar çekmek zorundayız. Bizim inovasyon merkezimizi, teknoloji merkezimizi kimse meşgul etmesin! Oralar arsa alıp boş bırakan, bina yapıp boş bırakan gelişmemiş organize sanayi bölgeleri statüsüne dönmesin!"

"Büyük firmaları en çok ar-ge faaliyetinde bulunan ülkelerden biri: Türkiye"

 

Kanun tasarısını AKP Grubu adına değerlendiren Malatya milletvekili Mücahit Fındıklı ise yurt genelinde şu anda 26 teknoloji geliştirme bölgesinin faaliyetlerine başarıyla devam ettiğini; sanayici, araştırmacı ve üniversiteleri bir araya getiren uygulamanın "teknolojik bilginin üretilmesi, katma değeri yüksek ürünler üretilmek suretiyle ticarileştirilmesi, ürün ve üretim kalitesinin yükseltilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, ileri teknoloji yatırımı yapacak sermaye girişinin sağlanması ve nitelikli iş gücünün istihdamı" konularında ciddi katkı sağladığını söyledi.
Hükümet tarafından yürürlüğe konan ar-ge reformu ile verimliliği yüksek, inovasyona dayalı teknolojinin ve teknoloji yoğun üretimin desteklendiğini, 2002 yılında 46 Dolar olan kişi başına ar-ge harcamasının 2008 yılında 94 Dolar'a ulaştığını ve Türkiye'nin 500'den fazla çalışanı olan büyük firmalar bazında dünyada en çok ar-ge faaliyetinde bulunan ülkelerden biri haline geldiğini aktaran Fındıklı, 2001 yılından bu yana süren teknokent uygulamalarının dayanağı olan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'nda yapılacak değişikliğin sebebini ve neler getireceğini de şöyle özetledi: "4691 sayılı mevcut Kanun'un bazı maddeleri Anayasa Mahkemesi tarafından 2003 yılında iptal edilmişti. Nedeni de Kanun'la teknokent yöneticisi şirkete verilen kamulaştırma yapma yetkisi ve ruhsat izinlerinin kamu yararına aykırı bulunmasıydı. Dolayısıyla bu tasarı hem Anayasa Mahkemesi'nin iptali sonucu ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesine yönelik olarak hazırlanmış hem de daha etkin bir mekanizma kurulması amacıyla yeniden gözden geçirilerek diğer maddelerde de değişikliğe gidilmiştir. İptal edilen hükmün yerine, imar planları ile uygulama projelerinin, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri'nde yapılacak inşaatlara ilişkin izin ve ruhsatların Bakanlık tarafından onaylanması hükme bağlanarak Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesine uygun yeni bir düzenleme getirilmiştir. Yani yönetici şirket, ruhsat ve izin yetkilisi olmaktan çıkarılmıştır. Bu tasarının en önemli getirisi teknoloji geliştirme yatırımlarına gücü yetmeyen, tek başına ar-ge birimleri kuramayacak olan küçük ve orta ölçekli işletmelere hizmet verilerek yeni teknolojilerle uyumunun sağlanmasıdır. (...)

Teknokent yöneticisi şirketin yapısına ilişkin hükümleri içeren 5'inci madde değiştirilmiş; kooperatiflerin bu şirkete ortak olabilmesi hükme bağlanmış, ayrıca yerel yönetimlerin teknokent yöneticisi şirketlere ortaklığı ve bunun için belediye meclis kararının yeterli olduğu kabul edilmiştir".
TBMM Genel Kurulu'nda 235 milletvekilinin kabul oylarıyla yasalaşan Kanun Değişikliği ayrıca şu yenilikleri içeriyor: Teknoloji geliştirme bölgelerinde (TGB'lerde) ihtiyaç duyulacak araziler, Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabilecek. TGB alanları içinde yer alan üniversite arazileri, üniversitelerin uygun görüp izin vermeleri durumunda, mülkiyeti ilgili üniversitede kalmak şartıyla teknokent yöneticisi şirkete tahsis edilebilecek. Bu durum, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait araziler için de geçerli olacak.
Teknoloji geliştirme bölgesi içerisinde yer alan Hazine'nin mülkiyetinde veya devletin tasarrufu altında bulunan taşınmazlar üzerinde, Maliye Bakanlığı'nca yönetici şirket lehine ilk 5 yılı bedelsiz olarak, devam eden yıllar için ise yatırım konusu taşınmazın emlak vergi değerinin binde 2'si karşılığında
irtifak hakkı tesis edilecek ve kullanma izni verilecek. Kanun ayrıca teknoloji geliştirme bölgesi kurulacak alanda veya bölgenin bulunduğu ilde; üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü, kamu ar-ge merkezi ya da enstitüsünün olması, sanayi potansiyelinin bulunması ve finansal yeterlilik şartı getiriyor.
Yönetici şirket, teknoloji geliştirme bölgesine ait her türlü altyapı ve üstyapı hizmetlerini yürütecek; kuluçka merkezi ve teknoloji transfer ofislerinin kurulması ve bölgenin amacına uygun yönetilmesinden sorumlu olacak. Yönetici şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermediğinin tespiti halinde Bakanlık mahkemeye başvurarak, yönetici şirketin yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirilmesini, şirketin yönetimi için kayyum tayin edilmesini ve yönetici şirketin tasfiyesini isteyebilecek. Teknoloji geliştirme bölgelerinde ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yabancı uyruklu yönetici ve vasıflı ar-ge personeli çalıştırılabilecek. İşletmeler, teknoloji geliştirme bölgelerinde başlatıp sonuçlandırdıkları ar-ge projeleri sonucu elde ettikleri teknolojik ürünün üretilmesi için gerekli yatırımı teknokent (TGB) içerisinde yapabilecek. Söz konusu yatırıma konu olan teknolojik ürünün üretim izin belgeleri, ilgili kurum ve kuruluş tarafından öncelikle verilecek. TGB'lerdeki faaliyetler, Kamu İhale Kanunu hükümlerinden muaf tutulacak. Atıksu arıtma tesisi işleten teknokentlerden belediyelerce atıksu bedeli alınmayacak.
Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketlerinin kazançları, bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, yazılım ve ar-ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları, 31 Aralık 2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacak. Bölgede çalışan, ar-ge ve destek personelinin ücretlerindeki vergi muafiyeti de 31 Aralık 2013'den 31 Aralık 2023'e çekilecek.

 


Etiketler


Slider Altına