Türkiye'nin Su Ayak İzi Raporu açıklandı

01 Mayıs 2014 Dergi: Mart-Nisan 2014

Unilever Türkiye markalarından OMO ve uluslararası doğa koruma kuruluşu WWF-Türkiye, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın desteği ile “Türkiye’nin Su Ayak İzi”ni çıkarmak için el ele verdi.

Bu kapsamda hazırlanan raporla düzenlenen basın toplantısı ile tanıtıldı. Raporda ülkemizin toplam su ayak izinin yanı sıra doğrudan ve dolaylı su kullanımı, sektörlerin su ayak izi ve suyun ekonomi içerisindeki rolü ortaya konuldu.

Unilever Operasyonlardan Sorumlu Dünya Başkanı Harish Manwani, “Unilever olarak, yaptığımız işlerde her zaman geniş kapsamlı, sürdürülebilir ve sorumlu büyümeye göre düşünür ve hareket ederiz. Bugün lansmanını yaptığımız Türkiye Su Ayakizi Raporu’nun sadece bir başlangıç olduğu unutulmamalı. Bu noktadan daha da ileriye giderek, su yönetimi ve sürdürülebilir yaşamın önemi konusunda farkındalığı artırmaya devam etmeliyiz. Bugün burada, özel sektörün, hükümetin ve STK’larının böylesine yakın temas içinde çalışması bir tesadüf değil.” Dünya üzerindeki su kaynaklarının haksız dağılımına dikkat çeken Manwani; “BM bir insanın içmek, yemek yapmak ve temizlik için günde yaklaşık 50-100 litre suya ihtiyacı olduğunu belirtiyor, oysa şu anda günde sadece 10 litre su ile yaşamını sürdüren milyonlarca insan var. 2025 yılına kadar dünyanın üçte biri su sıkıntısı çekilen koşullarda yaşamak zorunda kalacak. 2025 yılına kadar ise 1.8 milyar kişi tam bir su kıtlığı yaşayacak” dedi.

Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakım Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Dinçer, “WWF-Türkiye ile çalışmalarımız, Sudaki Ayak İzim Projesiyle, bireysel ölçekteki su ayak izi hesaplamasından; daha makro ölçekteki Türkiye’nin su ayak izi hesaplamasına doğru geliştirdik. Projemizle, Türkiye’nin su ayak izi kavramını, su yönetimine entegre etmesine destek veriyoruz” diye konuştu. OMO ve WWF-Türkiye’nin 2009 yılında gerçekleştirdikleri ‘Sudaki Ayak İzim’ Projesi ile kamuoyunun dikkatini konuya çekmeyi başardıklarını belirten Dinçer, düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, “O günlerde açtığımız www.sudakiayakizim.com sitesinde, 90 binden fazla kişi sudaki ayak izini ölçtü. Kendilerine sunduğumuz pratik bilgiler ise bireysel su ayak izlerini düşürmek yönünde tetikleyici oldu. Uzun yıllardır, doğru yıkama alışkanlıkları konusunda tüketicilerimizi harekete geçirmek için çok sayıda kampanya yürütüyoruz. Yapmış olduğumuz bilinçlendirme çalışmalarımız sayesinde, Türk kadınları arasında ön yıkama oranı yüzde 44’ten yüzde 29’a geriledi” dedi.

Su ayak izi kavramının su yönetimi açısından strateji geliştirilmesi için çok önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak da “ Türkiye’nin su ayak izi, üretim ve tüketim süreçlerinin hem iklim koşullarına karşı duyarlı olduğunun, hem de su kaynaklarının sürdürülebilirliğiyle ilişkili olduğunun altını çizer. Bu anlamda, su kaynaklarının akılcı kullanımı ve iyi yönetimi çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik ile doğrudan ilişkilidir. Su kaynaklarının iyi yönetiminin sağlanması, bu kaynakları kullanan tüm kesimlerin birlikte hareket etmesini gerektirir. Karar vericiler, su ayak izinin ve etkilerinin üstesinden gelebilmek için daha uygun stratejiler geliştirirken, iş dünyası ve bireyler farklı ölçeklerde somut adımlar atmalıdır” diye konuştu.

 

 

 

Türkiye'nin Su Ayak İzi Raporu

 

WWF-Türkiye tarafından T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın işbirliği ile Unilever ve OMO’nun desteğiyle hazırlanan “Türkiye’nin Su Ayak İzi Raporu”; su, üretim ve uluslararası ticaret ilişkisini ele alarak, Türkiye’nin su ayak izini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Günümüzde yaşanan küreselleşme süreci, hızlı nüfus artışı, kentleşme ve iklim değişikliği etkileri göz önünde bulundurulduğunda, tatlı su kaynaklarının miktarı ve farklı sektörler arasındaki uygun paylaşımı, karar vericilerin en fazla üzerinde durduğu konulardan biri haline gelmiştir. Buna bağlı olarak, ülke içinde tüketilen mal ve hizmetlerin üretiminde o ülke içinde ve küresel ölçekte kullanılan suyun miktarını ve kalitesini ölçmek önem kazanır. Sektörler arasında verimlilik oluşturarak ekonomik bağlantıları kurmak ve geleceği bu çerçevede planlamak; kalkınmanın çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir bir biçimde gerçekleşmesini sağlayacaktır.

“Su Ayak İzi”, suyun ekonomi içerisinde oynadığı rolün ve su yönetiminin ekonomik kalkınma süreçlerinde bir araç olarak kullanımının anlaşılmasını sağlayan, yeni bir kavramdır. Bir ülkenin su ayak izinin incelenmesi, suyun ekonomik faaliyetlerdeki yönünü izleyerek plancıların, karar vericilerin ve yatırımcıların tahsis, ticaret, rekabet avantajı ve ekosistem desteğine yönelik kararlarının zeminini oluşturan bilgiyi temin eder. Bu bağlamda, su ayak izi kavramı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından nehir havzaları yönetim planı süreçlerini destekleyici bir araç olarak tanımlanmıştır.

Türkiye’nin su ayak izi değerlendirmesi, Türkiye’de üretimde ve tüketimde kullanılan su kaynaklarının korunmasına ve etkin kullanımına yönelik çalışmaları desteklemeyi amaçlamaktadır. Raporun başka bir amacı da; su kaynakları, üretim ve uluslararası ticaret arasındaki ilişki üzerinden yeni bir tartışma ortamı yaratmaktır. Bununla birlikte, Türkiye’nin Su Ayak İzi Raporu’nun sonuçları, ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerine su olgusunun yerleştirilmesine katkı sağlayacaktır.

 

 

Su Kullanımına Yönelik Alternatif Bir

Gösterge: Su Ayak İzi

“Su Ayak İzi” kavramı, ilk kez 2002 yılında UNESCO-IHE’de Arjen Hoekstra tarafından ortaya koyulmuştur. Bir ürünün su ayak izi; ürünün sanal su içeriği veya ürünün saklı, gömülü, harici ya da gölge suyu diye adlandırılan farklı terimlerle benzerlik gösterir (Hoekstra and Chapagain, 2008). Sanal su içeriği veya gömülü su, yalnızca ürünün içerisindeki saklı suyu ifade eder. Bu kavram, uluslararası veya bölgeler arası görünen su akışları bağlamında kullanılır. Bir ülke veya bir bölge bir ürünü ithal ediyorsa veya ihraç ediyorsa, suyu da sanal olarak ithal/ihraç etmektedir. Bu da genel olarak sanal su akışı ya da ticareti olarak adlandırılır.

Su ayak izi ise yalnızca su hacmini değil, aynı zamanda kullanılan suyun türünü (yeşil, mavi, gri), ne zaman ve nerede kullanıldığını da gösterir. Bu bakımdan bir ürünün su ayak izi, çok boyutlu bir göstergedir. Saklı su içeriği ve gömülü su ise yalnızca kullanılan suyun miktarını ifade eder. Miktar, su kullanımının yalnızca bir boyutudur. Suyun kullanıldığı yer ve zaman aralığı ile kullanılan suyun türü de miktar kadar önemlidir. Bir tüketicinin ya da üreticinin sanal su içeriğinden değil, su ayak izinden söz etmek mümkündür.

Su ayak izi kavramı, Hollanda’daki Twente Üniversitesi ile Su Ayak İzi Ağı (Water Footprint Network-WFN) tarafından geliştirilmiştir. Bir mal veya hizmet üretmek için gerekli tatlı su miktarının tüm tedarik zinciri içindeki ölçümünü ifade eden su ayak izi; hammaddenin işlenmesinden, doğrudan operasyonlara ve tüketicinin ürünü kullanmasına kadar geçen tüm süreci kapsar. Böylece, su ayak izi kavramı hem doğrudan su kullanımını hem de üretim sürecindeki dolaylı su kullanımını hesaba katar. İlk su ayak izi çalışmaları, sanal su çalışmalarına benzer şekilde, bir ülkenin su kaynaklarını ve doğrudan üretimdeki su ihtiyacını karşılayacak miktarı ortaya koymak için ülke çapında yapılmıştır. Giderek daha fazla popüler olan su ayak izi çalışmaları; ürünler, şirketler ya da ticari mallar özelinde gerçekleştirilerek, şirketlerin tedarik zincirlerinin incelenmesinde özel sektör tarafından da kullanılmaya başlanmıştır.

 

Su Ayak İzi, birim zamanda harcanan (buharlaşma dâhil) ve/veya kirletilen su miktarı ile ölçülmektedir. Bir bireyin, toplumun veya iş kolunun su ayak izi; bireyin veya toplumun tükettiği malların ve hizmetlerin üretimi için kullanılan veya üreticinin mal ve hizmet üretimi için kullandığı toplam temiz su kaynaklarının miktarıdır. (Water Footprint Network, 2012)

 

Su ayak izi kavramı su kullanımına yönelik alternatif bir göstergedir. Sistemden çekilen su miktarı yerine tüketilen su miktarını inceleyen su ayak izi, bu anlamda geleneksel su istatistiklerinden farklıdır (Hoekstra, 2003). Mavi, yeşil ve gri su ayak izi; su ayak izinde su kullanımını ve kalitesini temsil eden üç bileşendir.

 

Mavi Su Ayak İzi, bir malı üretmek için ihtiyaç duyulan yüzey ve yeraltı tatlı su kaynaklarının toplam hacmi için kullanılır ve geleneksel olarak tatlı su denildiğinde akla gelen su kaynaklarıdır.

Yeşil Su Ayak İzi, bir malın üretiminde kullanılan toplam yağmur suyudur. Ancak, yeşil su ayak izinde sözü edilen yağmur suyu kaybolmaz ya da yeraltı sularına karışmaz; toprakta ya da bir süre için toprak üstünde saklanır. Yağış miktarı, yeşil su arzını ve talebini etkilediği için, bir bölgenin yeşil su gereksinimi değerlendirilirken iklim değişikliği ve değişkenliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Gri Su Ayak İzi, kirliliğe yönelik bir göstergedir. Mevcut su kalitesi standartlarına dayalı olarak, kirlilik yükünün bertaraf edilmesi ya da azaltılması için kullanılan tatlı su miktarını ifade eder. Bu nedenle, gri su kavramı nüfus ve endüstriyel büyüme ile ilişkili olarak ele alınır.

 

Bir ülkede üretimin su ayak izi, yalnızca o ülkeye ait su kaynaklarının kullanımını dikkate alır. Ancak, tüketim açısından bir ülkenin su ayak izi ele alındığında, su ayak izinin iç ve dış bölümleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bir ülkede tüketimin iç su ayak izi, ülkedeki su kaynaklarının tüketim amacıyla kullanılan bölümünü belirtir (mal ve hizmet üretiminde). Tüketimin dış su ayak izi ise, başka bir ülkede üretilen ve ithal edilen mal veya hizmetler için kullanılan suyu belirtir.

 

Türkiye’nin Su Ayak İzi

Türkiye’nin su ayak izi hesaplamaları, ülkedeki üretimin ve tüketimin yüzde 80’inin iç su kaynaklarına dayandığını ortaya koymaktadır. Bu durum, tatlı su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin ülke ekonomisini doğrudan etkilediğini gösterir.

 

Su potansiyeli:

Yıllık ortalama yağış           : 643 mm/yıl

Türkiye’nin yüzölçümü      : 783.577 km2

Yıllık yağış miktarı               : 501 milyar m3/yıl

Buharlaşma                         : 274 milyar m3/yıl

Yeraltına sızma                   : 41 milyar m3/yıl

Yüzey suyu akışı                 : 186 milyar m3/yıl

Kullanılabilir yüzey suyu   : 98 milyar m3/yıl

Yeraltı suyu çekilmesi        : 14 milyar m3/yıl

Net kullanılabilir tatlı su kaynağı: 112 milyar m3/yıl

Kişi başına düşen tatlı su miktarı3: 1.519 m3/kişi/yıl

 

Türkiye’nin 2030 Yılında Su Sıkıntısı Çeken Bir Ülke Olacağı Tahmin Edilmektedir

Türkiye su zengini bir ülke değildir. Artan nüfusu, gelişen sanayisi ve hızla büyüyen kentleriyle Türkiye’nin 2030 yılında su sıkıntısı çeken bir ülke olacağı tahmin edilmektedir. Bu açıdan, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve yönetimi Türkiye için çok önemlidir. Su kaynakları üzerindeki tartışmaları zenginleştirmek ve anlamlı kılmak için Türkiye’nin su ayak izi dikkatle incelenmelidir. Türkiye’nin su ayak izini değerlendirirken, üretimin ve tüketimin su kullanımıyla Türkiye’nin ithalat ve ihracatında yer alan su miktarı incelenmiştir.

 

Üretimin su ayak izi Bir ülke içerisinde üretilen tüm ürünler için gereken toplam su (yeşil, mavi ve gri) miktarıdır.

İhracatın su ayak izi (Sanal su ihracatı) Bir ülkenin ihraç ettiği mal ve hizmetlerin üretimi için gereken toplam su (yeşil, mavi ve gri) miktarıdır.

İthalatın su ayak izi (Sanal su ithalatı) Bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetlerin üretimi için gereken toplam su (yeşil, mavi ve gri) miktarıdır.

Tüketimin su ayak izi Ülke içerisinde tüketilen mal ve hizmetlerin üretimi için kullanılan toplam su (yeşil, mavi ve gri) miktarıdır.

 

Türkiye’de tüketimin su ayak izi ile üretimin su ayak izi neredeyse eşittir. Benzer şekilde; ülkeye ithalatla giren sanal su, ihracatla çıkan sanal su miktarına denktir. Türkiye’nin sanal su ithalatının ve ihracatının birbirine neredeyse eşit olması, sanal su bütçesinin denkliğini ifade eder. Su ayak izi hesaplamaları, üretimde ve tüketimde kullanılan su miktarını ortaya koymanın yanı sıra kullanılan suyun bileşenleri (yeşil, mavi ve gri) hakkında da bilgi vermektedir. Geleneksel su kullanımı hesaplamaları yalnızca kullanılan yüzey ve yeraltı suyu miktarını ele alır. Bu da, su ayak izinde mavi su ayak izi ile ifade edilir. Su ayak izi hesaplamaları ise, mavi su ayak izinin yanında yeşil ve gri su ayak izlerini de dikkate alarak toplam su ayak izini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin üretiminde ve tüketimindeki mavi, yeşil ve gri su ayak izi oranlarına bakıldığında, yeşil su ayak izinin en büyük bileşen olduğu görülmektedir. Bu durum, ülkenin üretiminin ve tüketiminin yağışlara ve iklim koşullarına duyarlı olduğunu göstermektedir. Daha sonraki bölümlerde, tüketimin ve üretimin su ayak izleri ayrıntılarıyla incelenerek, Türkiye’nin büyüyen ekonomisi ile ilişkisi ortaya konacaktır.

 

Üretimin Su Ayak izi

Türkiye’de üretimin su ayak izinin yaklaşık olarak yüzde 90’ı tarım sektöründen kaynaklanmaktadır. Tarım sektörünün su ayak izinin en büyük bileşeni olan yeşil su ayak izi, tarımsal üretimin iklim koşullarına hassasiyetini vurgular. Tarımın su ayak izinin ikinci büyük bileşeni olan mavi su ayak izi ise, sulama uygulamalarına dikkat çekerek, mevcut su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sektör için önemli kılmaktadır. Üretimin su ayak izinde evsel ve endüstriyel su kullanımı gri su ayak izi ile ön plana çıkar. Bu da, Türkiye’de endüstriyel ve evsel su kullanımının, su kalitesinde büyük rol oynadığını ortaya koyar. Üretimin su ayak izi, ülkede suyun nasıl kullanıldığının ve bu kullanımın uygun ve sürdürülebilir olup olmadığının anlaşılmasını sağlar. Türkiye’de üretimin su ayak izi yaklaşık 139,6 milyar m3/yıl’dır. Türkiye’de üretimden kaynaklanan su ayak izinin %64’ü yeşil su ayak izidir; mavi su ayak izi %19 ve gri su ayak izi %17’dir. Tarım %89 ile en büyük payı oluşturmaktadır. Evsel su kullanımı ve endüstriyel üretim, tüm su ayak izinde sırasıyla, %7 ve %4’lük bölümleri kapsar.

 

Evsel ve Endüstriyel Su Ayak İzi

Türkiye’de toplam su ayak izi içinde endüstriyel ve evsel su ayak izinin payının düşük olması, su kaynakları üzerindeki etkinin de düşük olması anlamına gelmez. Tarımın su ayak izi değerlendirilirken mavi ve yeşil su ayak izleri ön plandadır. Evsel ve endüstriyel su ayak izinde ise durum değişir, gri su ayak izine odaklanılır. Türkiye’de, evsel ve endüstriyel su ayak izlerinde gri su ayak izi, sırasıyla %87 ve %92 gibi büyük oranlara sahiptir. Gri su ayak izi, yeşil ve mavi su ayak izinden farklı olarak, su kalitesine yönelik bir gösterge olup, fiziksel su miktarını belirtmek için kullanılmaz. Bunun yerine gri su ayak izi, atıksuyun temizlenmesi için ihtiyaç duyulan tatlı su miktarını ifade eder.

Türkiye’de endüstriyel ve evsel su ayak izinde gri su ayak izinin baskın olması, ülkedeki ekonomik büyüme ve nüfus artışı tahminleriyle birleşince, gelecekte su kalitesi açısından gri su ayak izinin risk oluşturacağı söylenebilir. Nüfus yoğunluğunun ve artışının yüksek olduğu havzalarda evsel su kullanımının gri su ayak izi ön plana çıkar. Endüstriyel yapıların ve faaliyetlerin yoğun olduğu havzalarda ise, endüstri kaynaklı gri su ayak izi önemlidir. Her havzadaki gri su ayak izinin etkisinin birbirinden farklılık göstermesi nedeniyle, planlama süreçlerinde gri su ayak izinin etkileri her bir havza için tek tek ele alınmalıdır.

 

Tüketimin Su Ayak İzi

Tüketimin su ayak izi, dünyanın herhangi bir yerindeki tüketimle, bambaşka bir yerindeki su sistemi arasındaki bağlantıyı ortaya koyar. Türkiye’de tüketimin su ayak izinin büyük oranda ülke içindeki su kaynaklarının kullanımına dayanması, Türkiye’de suyun ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik çerçevesinde ele alınmasını gerektirir. Bir ülkede tüketimin su ayak izi; ülke içinde tüketilen malların ve hizmetlerin üretiminde kullanılan tatlı su miktarı olarak tanımlanır. Türkiye’de tüketimin su ayak izi yaklaşık 140,2 milyar m3/yıl’dır. Tüketimden kaynaklanan su ayak izinin % 66’sı yeşil su ayak izidir; mavi su ayak izi % 17, aynı şekilde gri su ayak izi de % 17’lik paya sahiptir. Ttüketimin su ayak izinin en büyük bölümü % 89 ile tarımdan kaynaklanmaktadır. Endüstriyel ve evsel su kullanımı, tüketimin su ayak izinin sırasıyla % 6’sını ve %5’ini oluşturur.

Bitkisel üretim ve otlatma kategorilerinden oluşan tarım sektöründe yeşil su ayak izi ön plana çıkmaktadır. Endüstriyel ve evsel su kullanımı ise neredeyse tamamen gri su ayak izinden oluşur. Tüketimin su ayak izinde en büyük paya sahip olan tarım sektöründe % 92’lik bölümü oluşturan bitkisel üretimi daha yakından incelemek gerekmektedir. Bitkisel üretimde ürün kategorilerine göre tüketimin su ayak izi ele alınmaktadır. Burada, tahılların %35’lik bir bölümü oluşturduğu görülmektedir. Tahılları %34 ile yem bitkileri takip etmektedir. Türkiye’de tüketimin su ayak izi büyük oranda ülke içerisinde üretilen ürünlerden kaynaklanmaktadır. İthal ürünlerden kaynaklanan su ayak izi, tüketimin su ayak izinin %17’sini oluşturur. Başka bir deyişle, Türkiye’ye ithal edilen mal ve hizmetlerle ilişkilendirilen sanal su miktarı, ülkedeki tüketimin su ayak izinin yaklaşık %17’sidir.

1996-2005 yılları verilerine göre, Türkiye’nin kişi başına düşen su ayak izi 1.642m3/yıl olup, dünya ortalaması olan 1.385m3/yıl’ın yaklaşık %20 üzerindedir. Su ayak izi bileşenlerine göre incelendiğinde, Türkiye’de kişi başına düşen mavi su ayak izinin de dünya ortalamasının üstünde olduğu görülmektedir. Bu durum, Türkiye’de tüketilen ürünlerin mavi su yoğunluğunun, diğer ülkelere kıyasla daha yüksek olduğunu ifade eder. Mavi su ayak izi, tüketilen ürünlerin türüne ve yetiştirildiği iklim koşullarına bağlıdır. Mavi su ayak izinin gerçek etkisini anlamak için tüketilen ürünlerin nerede yetiştirildiğini ve üretim sürecinin su kaynakları üzerinde yarattığı etkiyi daha detaylı incelemek gerekir.

Türkiye’nin Su Ayak İzi Raporu’nda, 2006-2011 verileri kullanılarak Türkiye’nin kişi başına düşen su ayak izi yeniden hesaplanmıştır. Buna göre, Türkiye’de kişi başına düşen su ayak izi 1.977m3/yıl’a çıkmıştır. Kişi başına düşen su ayak izindeki artış, değişen tüketim alışkanlıklarına ve artan üretim hacmine bağlıdır.

Türkiye’de içme ve kullanma amacıyla günlük kişi başına düşen su miktarı 216 litredir (TÜİK). Su ayak izi yaklaşımı çerçevesinde sanal su dikkate alındığında Türkiye’de bir kişinin günlük doğrudan ve dolaylı su tüketiminin 5.416 litre olduğu görülmektedir. Bu da, doğrudan tüketimin yanı sıra dolaylı olarak mal ve hizmetler aracılığıyla tüketilen su miktarını ifade eder.

 

 

Sonuçlar ve Öneriler

 

Su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamak su kaynaklarını kullanan tüm kesimlerin birlikte hareket etmesini gerektirir. Karar vericiler, yüksek su ayak izinin ve etkilerinin üstesinden gelebilmek için daha uygun stratejiler geliştirirken, iş dünyası ve bireyler farklı ölçeklerde çeşitli adımlar atmalıdır.

 

Su ayak izi kavramı suyun nereden, ne zaman ve ne amaçla kullanıldığıyla ilişkilidir. Su ayak izinin yüksek ya da düşük olması tek başına bir anlam ifade etmez. Üretim ve tüketim süreçlerinin su kaynakları üzerindeki etkisini anlamak için ilgili havzadaki koşulların bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekir. Suyun bol olduğu bir havzada su ayak izinin topluma, ekosistemlere ya da ekonomiye etkisi görece az olabilmektedir. Ancak, su kıtlığı yaşayan bir havzadaki yüksek su ayak izi; sağlıklı ve yeterli içme suyuna erişim, nehirlerin kuruması, bazı canlı türlerinin yok olması ve geçim kaynaklarının azalması gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

Türkiye, ağırlıklı olarak ülke içerisindeki su kaynaklarına bağlıdır; üretimi uygun olmayan ürünleri ithal eder ve su yoğun, katma değeri yüksek ürünleri ihraç eder. 2023 yılına yönelik İhracat Stratejisi’nde Türkiye, ihracatını 500 milyar dolara yükseltmeyi ve uluslararası ticarette %1,5 pazar payına sahip olmayı hedeflemektedir. Bu strateji doğrultusunda Türkiye, bir takım önlemleri ve eylemleri öncelikli hale getirmiştir. Özellikle, tarımsal ürünlerde katma değeri yüksek ürünlere öncelik verilmesi hedeflenmektedir. Öte yandan Türkiye, tekstil ve hazır giyimi, uluslararası ticarette önemli bir yere sahip olan yükselen endüstriler olarak konumlamıştır. Ekonomik hedefleri doğrultusunda ilerleyen Türkiye, artan nüfusun ve büyüyen ekonominin, tarımın ve imalatın su ayak izleri üzerinde yaratacağı baskıyı dikkate almalı, su konusunu makroekonomik kararlara entegre etmelidir.

Su ayak izinin olumsuz etkilerini azaltmak ve su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamak, su kaynaklarını kullanan tüm kesimlerin birlikte hareket etmesini gerektirir. Karar vericiler, yüksek su ayak izinin ve etkilerinin üstesinden gelebilmek için daha uygun stratejiler geliştirirken, iş dünyası ve bireyler farklı ölçeklerde çeşitli adımlar atmalıdır. Bu anlamda Türkiye’nin Su Ayak İzi Raporu, su ayak izi kavramı etrafında tüm paydaşların katılımıyla yeni bir tartışma ortamı yaratmayı ve öneriler geliştirmeyi hedeflemektedir.

Karar vericiler Türkiye’nin birbirinden farklı özelliklere sahip olan 25 nehir havzası, havza ölçeğindeki su ayak izi çalışmalarıyla ayrıntılı olarak incelenmelidir. Hem yıllık ortalama yağış miktarı yılda 500mm’den az olan Orta Anadolu’daki kurak bölgelere, hem de yıllık ortalama yağış miktarı 1000mm’yi geçen nemli kıyı bölgelere sahip olan Türkiye, yağışların ve su kaynaklarının ülkeye dağılımı açısından değişkenlik gösterir. Tarım, batıdaki kıyı bölgelerde ve iç kesimlerde yoğunlaşmıştır. Sulama ihtiyacının (mavi su ayak izi) yüksek olduğu kurak ve yarı kurak havzalarda (Konya Kapalı Havzası, vb.) su kaynakları üzerindeki baskı da artmaktadır. Bu bölgelerde su sıkıntıları görülebilir; tarımsal üretim risk altına girebilir ve farklı sektörler arasında su için rekabet artabilir. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak, tarım politikalarının su kaynakları üzerindeki etkisi dikkatle ele alınmalıdır. Hâlihazırda, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımda suyun etkin kullanımı konusunda çeşitli destekleme mekanizmaları ve pilot projeler uygulanmaktadır. Söz konusu çalışmaların bütüncül bir bakış açısı ile havza yönetimi süreçlerine aktarılması ve genişletilmesi önemlidir. Endüstri ise Büyük Menderes, Gediz, Susurluk ve Meriç-Ergene gibi batıdaki nehir havzalarında yoğunlaşmıştır. Bu havzalarda, kentsel ve endüstriyel atık su nedeniyle su kalitesi bozulmuş olup, gri su ayak izi ön plandadır. Türkiye’nin su ayak izinde %4’lük paya sahip olan endüstri ve %7’lik paya sahip olan evsel kullanım, büyük kentlerin ve sanayinin yer aldığı bu tür havzalarda önem kazanmaktadır. Bu havzalardaki planlama süreçlerinde gri su ayak izinin öncelikli olarak ele alınması, havzadaki sektörlerin sürdürülebilirliği açısından gereklidir. Türkiye, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde su kaynakları konusundaki kurumsal yapısını ve mevzuatını AB Su Çerçeve Direktifi kapsamında nehir havzası ölçeğinde yeniden yapılandırmaktadır. Direktif, nehir havzaları yönetimini ve su kaynaklarının ekolojik ve kimyasal olarak “iyi durum”a ulaşmasını ve korunmasını hedefler. Bu çerçevede, 2011 yılında T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı’ndaki yeniden yapılanma sürecinde, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bu Bakanlığa bağlı olarak Su Yönetimi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Genel Müdürlüğün görevi, Türkiye’nin su politikalarını belirlemek ve nehir havzalarının yönetim planlarını hazırlamaktadır. Bu değişim sürecinde Bakanlık, su ayak izi kavramını, ekonomi politikalarında ve su yönetiminde kullanılacak yeni bir araç olarak görmektedir. Su kaynakları ve suyun ekonomide kullanımı arasında bağ kuran Türkiye’nin Su Ayak İzi Raporu, Türkiye’nin nehir havzası planlama sürecine katkıda bulunacaktır.

 

Su yönetiminde karar vericilere yönelik öneriler:

  • Su sıkıntısı yaşanan havzalar öncelikli olmak üzere, nehir havzası ölçeğinde su ayak izi analizleri yapılmalıdır.
  • Ulusal ve bölgesel kalkınma planlarında sektörlere yönelik stratejilerin (tarım, sanayi, kentleşme, enerji ve turizm) su politikalarına entegre edilmesi ve bunlarla uyum içinde olması sağlanmalıdır.
  • Önümüzdeki dönemde hazırlanacak olan Türkiye’nin Ulusal Su Stratejisi ile Ulusal Havza Yönetim Stratejisi ve Eylem Planı’na su ayak izi yaklaşımı ve araçları dâhil edilmelidir.
  • Türkiye’nin artan nüfusu ve kısıtlı su kaynakları göz önünde bulundurularak, mevcut tatlı su kaynakları üzerindeki riskler ortaya konulmalı ve her bir nehir havzası planlama sürecinde söz konusu riskleri ortadan kaldıracak düzenlemeler getirilmelidir.
  • Türkiye’nin rekabet üstünlüğüne sahip olduğu sektörlerin sürdürülebilirliği ve bu sektörlerin geleceğe yönelik büyüme hedefleri kapsamında su kaynaklarına bağlı riskler ayrıntılı olarak incelenmelidir.
  • Su yönetimi süreçlerinde ve doğrudan su kaynaklarıyla ilişkili olan üretim alanlarında kamu dışı paydaşlarla güçlü işbirlikleri kurulmalıdır.
  • Havza yönetim planlarında zarar görmüş tatlı su ekosistemlerinin rehabilitasyonu öncelikli olarak ele alınmalıdır.

 

Su ayak izinin azaltılması için bireylere yönelik öneriler:

  • Bireyler, su ayak izlerini ölçmeli, su kaynakları üzerinde yarattıkları gerçek etkinin farkına varmalıdırlar. http://www.sudakiayakizim.com/default2.aspx
  • Bireyler, küçük değişikliklerle büyük farklar yaratmak için daha iyi yaşama alışkanlıklarını benimsemelidir. Örneğin, sürdürülebilir üretim süreçleriyle üretilen sertifikalı ürünleri tercih ederek ve evsel su kullanımında su tasarrufunu bir alışkanlık haline getirerek su ayak izini azaltmada önemli adımlar atabilirler.
  • İhtiyacın üstünde tüketimden kaçınmalıdırlar.
  • Her atığın çöp olmadığının farkında olmalı ve geri dönüşebilir atıkları uygun şekilde ayrıştırmalıdırlar.
  • Enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünleri tercih etmelidirler.
  • Su kaynakları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarına destek vererek ortak çabaya katkı sağlamalıdırlar.

 

Bazı ürünlerin su ayak izleri

1 porsiyon kırmızı et (200 gr) 3.100 litre

1 porsiyon beyaz et (200 gr) 780 litre

1 dilim ekmek 40 litre

1 bardak kahve (karton bardakta) 208 litre

1 bardak çay 30 litre

1 bardak süt (Bu miktar süt tozunda beş kat daha fazladır.) 200 litre

1 porsiyon pilav 150 litre

1 adet küp şeker 7,5 litre

1 porsiyon peynir (75 gr) 375 litre

1 paket patates cipsi (200 gr) 185 litre

1 bardak bira 75 litre

1 kadeh şarap 120 litre

1 hamburger 2.400 litre

1 adet portakal 50 litre

1 bardak portakal suyu (200 ml) 170 litre

1 adet A4 kağıt 10 litre

1 çift deri ayakkabı 8.000 litre

Sanayi ürünleri

80 litre x alınan ürünün fi yatı x 1,6 (Örnek: 20.000 TL’ye alınan bir arabanın sudaki ayak izi yaklaşık 2.587.478 litre)


Etiketler