Tarihi Kentler Birliği Kayseri Buluşması gerçekleştirildi

04 Kasım 2014 Dergi: Eylül-Ekim 2014

Tarihi Kentler Birliği, bu yıl ikinci buluşmasını Kayseri’de gerçekleştirdi.

Yılın ilk buluşması geçtiğimiz Mayıs ayında İstanbul’da yapılmış, Birlik Başkanlığı’na da Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz seçilmişti.

Kayseri’de yapılan ikinci buluşmada ise 10 yeni belediye daha Birlik üyeliğine kabul edildi. Böylece Birlik üye sayısı da 362’ye yükseldi. Yeni üyeler şöyle: Han Belediyesi/Eskişehir, Ihlara Belediyesi/ Güzelyurt-Aksaray, Ayaş Belediyesi /Ankara, Eflani Belediyesi/ Karabük, Hacılar Belediyesi/ Kayseri, Doğanyurt Belediyesi/Kastamonu, Eyyübiye Belediyesi/Şanlıurfa, Gümüşhacıköy Belediyesi/Amasya, Taşkent Belediyesi/Konya, Emirgazi Belediyesi/Konya

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Tarihi Kentler Birliği (TKB) buluşmasına, başta Birlik üyesi belediyelerin belediye başkanları, meclis üyeleri olmak üzere, bürokratlar ve akademisyenlerden oluşan çok sayıda davetli katıldı.

TKB’nin 14 yıllık deneyim ve tecrübelerinin paylaşıldığı toplantılarda Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, TKB Danışma Kurulu ve ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, ÇEKÜL Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Faruk Göksu ve Cumhurbaşkanlığı Eski Genel Sekreteri Mustafa İsen önemli açıklama ve değerlendirmelerde bulundular.

 

Kayseri Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Özhaseki:

“Günümüzde çok boyutlu ve çok hızlı bir değişim var. Değişimi anlarsanız ayakta kalıyorsunuz”

Tarihi Kentler Birliği Kayseri Buluşmasına ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Tarihi Kentler Birliğinin tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkmak adına bir araya gelmiş bir grup olduğunu söyledi. Geçmişte bilinç oluşmaması ve modern mimarinin gelmesi adına tarihi eserlerin yok edildiğini dile getiren Başkan Özhaseki, 2000'li yılların başında tarihi eserlere yerel yönetimlerin sahip çıktığını ve yüzlerce insanda bu bilincin oluştuğunu kaydetti. Haseki şöyle devam etti: “Günümüzde çok boyutlu ve çok hızlı bir değişim var. Değişimi anlarsanız ayakta kalıyorsunuz. Kişiler, kurumlar için olduğu kadar şehirler için de durum aynı. Gelişme potansiyeli olan şehirler dışındaki Anadolu'da bulunan 75 vilayet için söylüyorum. Bu vilayetlerden birçoğu eski medeniyetlerin merkezi olmuş. Ancak şimdi o şehirlerin birçoğu büyükşehirlerin ilçeleri gibi bile değiller. Emekliler şehri gibi oldular. Bu yüzden o şehirlerde bu işi sahiplenecek biri olmalı. O şehirlerde o topraklarla bağı olanlar belediye başkanları. Risk almaları gerekiyor. İş yapmak kolay değil. Örneğin Kayseri'ye yaptığımız stadyum ömrümden en az beş yıl götürmüştür" dedi.

Belediye başkanlarından öncelikle kendilerine ve şehirlerine hedef koymalarını isteyen ve "Geminin kaptanının hedefi yoksa, ona hiçbir rüzgar yardım edemez" diyen Başkan Özhaseki, başkanların gayretli çalışmaları halinde tarihe iz bırakabileceklerini ve şehirlerini geliştirebileceklerini kaydederek, belediye başkanlarının neler yapması gerektiği hakkında da şunları söyledi: “Birincisi ortak aklı kullanacaksınız. Şehrinizin avantajlarını, dezavantajlarını ortak akılla tespit edeceksiniz. Nereye varmak istediğinizi belirleyeceksiniz. İkincisi uyumu sağlayacaksınız. Şehirde herkes aynı şekilde düşünmeyebilir; ama şehir menfaatlerinin ön plana çıkması için uyumu sağlayacaksınız. Sonra iç dinamikleri harekete geçireceksiniz. Her şeyi devletten beklemek olmaz. Bunları gayretli yaparsanız tarihe iz bırakırsınız ve şehriniz gelişir”.

Davetlilere Kayseri hakkında da bilgi veren Özhaseki, onlarca medeniyetin kurulduğu Kayseri'de ticaret geleneğinin yüzyıllardır sürdüğünü, günümüzde de hakim bir ticaret kültürü bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: “Kayseri’de ilk planlama 1943’lerde yapılıyor. Planlamacılar, tarihi Kayseri’yi bir kenarda tutalım size yeni bir şehirleşme alanı açalım diyor.  Şehir meclisi toplanıyor ve bu öneriye, planlara itiraz ediyor. Ve eski şehrin üstüne yeni şehri inşa etmeye o yılarda başlanıyor. 70-80’lerde ise göç başlıyor. Şehrin çeperleri doluyor. Gecekondu mahalleri oluşuyor. Alt yapı yok. Kanalizasyon kanalları açıkta… Sonra işin başına geçince imar hareketleri ve alt yapı çalışmalarıyla işe başladık. 40 kadar gecekondu mahallesi vardı ve her gün 15-20 gecekondu yapılıyordu. Kaçak yapılaşmayı önlemek için milyonlarca metrekarelik bir araziyi gecekondu önleme alanı ilan ettim. 250 metrekarelik parseller oluşturdum. Üzerine 88 metrekarelik tip projeler geliştirim. Evim yok diyen, tapusu olmayan herkese 25 lira peşin, 5 lira taksitle bu arsaları dağıttım. Parası olmayanlar bir oda tuvalet yapıp oturmaya başladı. İkinci sene köyden parası gelince evini tamamladı. Şimdi bu alanda 17 bin civarında konut var. 50 bine yakın gecekondu yakıldığı halde bir kavga olmadı. Raylı sistemin bir ucunu kentin doğusuna götürdüm. Böylece kent doğuya doğru gelişti ve konutlar sağlam zeminlere yapılmaya başladı. Günümüzde  % 99 kaçak yapıdan arınmış bir Kayseri var artık.  Sıra parklara geldiğinde işgalci mafyalarla uğraştık ve işgali önledik. 26 parktan 817 park alanı yarattık. Artık bu parklarda sabah sporları yapılıyor. Ali Dağını ağaçlandırmaya başladık. 600 kilometre su borusu döşeyerek sulama yaptık. Tarihi eserlerimizin hepsini elden geçirdik. Kayseri ticaret merkezi. Ticareti biraz daha hareketlendirmek için Serbest Bölge kurdum. Şimdi yüzden fazla firma ihracat yapıyor. Fikirlerimizi geliştirip belki de görevimiz olmayan işler yaptık. Örneğin, yaşlılar için huzur evi yaptık, spor merkezleri, stadyumlar, yaşlılar için hobi bahçeleri hazırladık. Kayseri ticaret merkezi. 3 organize sanayi alanımız var. Bu alanlarda bir gün içinde 139 fabrikanın temelini attık. Beş tane üniversite kuruldu. Bunlardan bir tanesi devlet üniversitesi. Diğerleri Kayserili hayırseverlerin katkılarıyla yapıldı. Hepsine teşekkür ediyorum. Erciyes Dağına bir kayak merkezi projesi hazırladık. Sadece bu projenin olup olmayacağını olgunlaştırmak bir yıl sürdü. Uzmanlar araştırmalar yaptı. Yağışlar, rüzgâr, güneş hepsi hesaplandı. Uzmanlardan onay gelince 5 yıl da proje süreci sürdü. Ve şimdi 5 bin kişinin kalabileceği kayak merkezi projesi başladı.

Kentin içinde görünmez hale gelen eserlerin rahat gezilebilmesi için Kültür Yolu Projesini hazırladık. Rotayı takip ettiğinizde tüm tarihi eserleri görebiliyorsunuz. Anlatım levhaları, bakı terasları hazırlandı. Hiç kimseye ihtiyaç kalmadan yolu takip ederek kentin içinde gezebiliyorsunuz. İlk Selçuklu Uygarlığı, Gevher Nesibe Darüşşifasında açıldı. Gezi rotasının en önemli duraklarından biri burası. Müzede Selçukluya ait eserleri sergilemeye çalıştık. Rota güzergahındaki Kale içinde 400’den fazla esnaf vardı. Yenilemek için proje yarışması açtık. Birinci olan projenin uygulama çalışmaları başladı. Alt kısım arkeoloji müzesi, üst kısım ise kültür sanat merkezi olacak. Kale surlarını bozmayan, tarihi eseri gölgede bırakmayan bir anlayışla yapılan proje ile kale ve çevresi hareketlenmeye başlayacak. Hunat Hatun Külliyesi ise Türk İslam sanatlarının uygulandığı ve sergilendiği bir alan olarak işlevlendirildi.  Tarihi Kayseri Lisesi (Milli Mücadele Müzesi), sivil mimari örneklerinin olduğu Kayseri Mahallesi de Kültür Yolu Rotası kapsamında gezilebiliyor.”

TKB Danışma Kurulu ve ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen:

“Geçmişin gücüyle geleceği tasarlamak istiyoruz”

Başkan Özhaseki'den sonra kürsüye gelen Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Başkanı ve Çekül Vakfı Başkanı Metin Sözen de konuşmasına, bir Kayseriliden sonra konuşmanın çok zor olduğunu belirterek başladı ve “Çünkü Kayserililer akıllı insanlardır” dedi. Kültür öncelikli yeni bir dünya isteklerini dile getiren Sözen, geçmişin gücüyle geleceği tasarlamak istediklerini söyledi. Prof. Dr. Metin Sözen, toplantıyı Kayseri'de yapmalarının gerekçesinden de bahsederek, "Yeni belediye başkanı seçilen arkadaşlar için büyük bir deneyim olması için Kayseri'yi seçtik" dedi. Sözen şöyle konuştu: “Türkiye yerel yönetim meselesini ihmal etmiştir. Yerelden kalkarak gelişmemiş ulusal ve evrensel boyut, sağlam temeller üzerine oturamaz. Kültür ve sanatın toprakları olan Anadolu’da, halkın kültür alımını yükselten bir geleceği belediye başkanları yüklenmek zorundadır. Tarihi kentler geçmişe öykünerek, geçmişin yanlışlarının sorumluluğunu alarak bugünü kuramaz. Kültür öyle yapıştırmaya gelmez; kolaj değildir. Kültürün başka girdileri vardır. Seçildiğiniz 5 yıl süresince TKB ile dirsek temasını sonuna kadar götürmek zorundasınız. Kendi başınıza ayakta durma süreci bitmiştir. Onun için ittifak ve barış dolu kentler diyoruz. İttifak yapan kentler diyoruz. Türkiye berberliği ve sevgiyi unutmamalıdır. Türkiye dayanışmaya, komşuluğa ve hemşeriliğe önem veren bir toplumdur.

TKB’nin bir dili oluştu. Dil akıl ve bellekten geçen bir birikimin sonucudur. Sözcükler, kelimeler değişmeye başladı. Söylediğim sözün önü ve arkası bağlanır oldu. Bu görünmeyen mirastır. Somut olmayan mirastır. Ve gelenekten geleceğe dili olan bir ulusun dili Türkçe’yi çok seviyorum. Çok özel ve güzel, gerektiği zaman gerektiği sözcüğü bulunan bir dile sahibiz. Yerel yönetimlerin halka göre bir dile ihtiyacı var. TKB üyesi belediyelerinin başkanlarının % 50’si değişti. Tecrübeli başkanlarımızın geçmişten bugüne konuşurken hangi kültüre, sanata ve diğer konulara bağlı cümleleri ve sözcükleri seçtiğine dikkat edin. Örneğin Mehmet Özhaseki’nin konuşmasını %100 anladım. Kullandığımız dil önemli arkadaşlar; samimiyet önemli. TKB toplantılarında beraber gelecek umutlarımızı arttırıyoruz ve gittiğimiz her yerde başarı kazanmış arkadaşlarımızın, farklı uygulamalarını dinliyor, birlikte inceliyoruz; deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu Türkiye’nin yeni haritası olmalıdır”.

 ÇEKÜL Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Faruk Göksu:

“Kentlerimizi farklı vizyonlarla nasıl kurgularız, buna kafa yormamız gerekiyor”

Kentlerin geleceği-Yeni Yaklaşımlar ve Yeni Yöntemler konulu bir sunum yapan Faruk Göksu, Türkiye'de kentlerin üçüncü dönüşüm sürecine girdiğini ve 60-65 yılda üç kez yıkılıp, üç kez yapıldığını, dünyanın hiçbir yerinde bunun görülmediğini söyleyerek şöyle konuştu: “Türkiye’de hala yık-yap süreci yaşanmaya devam ediyor. Üçüncü evrenin son dönüşüm süreci olması gerektiğine inananlardanım. Kentlerimizi farklı vizyonlarla nasıl kurgularız, buna kafa yormamızın zamanı geldi. Bugün 6K stratejisinden bahsetmek istiyorum. Her belediye bu kavramın içini doldurarak hangi süreçte olduğunu rahatlıkla görebilir.

1K Kimlik: Yaşadığımız coğrafya farklılıklar coğrafyası. Yüz yıl önce bu farklılıklar görülebiliyordu. Ancak kentlerimiz giderek birbirine benzemeye başladı. Kayseri’nin Urfa’dan, Urfa’nın Muğla’dan farklılıklarını nasıl ortaya çıkaracağız düşünmemiz gerekiyor.

2K Kapasite:  Kentler kapasitelerini doldurdu. Örneğin İstanbul kapasitesini doldurdu. Doğa ve suyu dikkate alarak kentlerin yapılaşmasını yeniden ele almalıyız.

3K kalkınma: Avrupa kentleri, kentsel ölçekte kalkınma modelleri ortaya koyuyor. Bizim de turizm, ticaret, finans,  gayrimenkul gibi kalkınma temalarının yanı sıra yenilik, yaratıcılık üzerine yeni temalar ortaya çıkarmamız gerekiyor.

4K Kalite: Bahsettiğim dönüşüm süreçlerinde çok kalitesiz çevreler yarattık. Yaşamsal dokunuşlarla, farklılıklarla kaliteli çevreleri, mekânları yaratmamızın zamanı geldi.

5K Katılım: Yeni yüzyılın olmazsa olmaz temel ilkesi ‘işbirliği’nin gücünün artık neler yarattığını biliyoruz. Bu nedenle kentlilerin, uzmanların, tasarımcıların katılımıyla yeni modeller üretmeliyiz.

6K Kurgu: Artık kentlerimizi parsel bazında, ada bazında, proje bazında kurgulama dönemini geride bıraktık. Bütüncül bakarak, vizyonlarımızı geniş kesimlerle paylaşarak, ortaya koyarak, uygulanabilir stratejiler üreterek yeniden kentlerimizi kurgulamalıyız.

6K’nın barındırdığı kavramlara ister stratejiler değin, ister performans kriterleri değin tüm belediyeler bu ‘K’ ların içine doldurarak hangi seviyede olduklarını, nelerin eksik olduğunu tespit emeli, ileri hedeflerini yeniden gözden geçirmelidir.

Dünyada bazı kentsel akımlar var. 1990’lardan buyana Avrupa kentleri Kentsel Rönesans yaşadı ve bu süreçte akıllı büyüme stratejiler geliştirdi. 90’ardan itibaren çeperlerden kent merkezlerine dönüşün yaşandığı, şehirciliğin ön plana çıktığı, kültürel ve tarihi değerlerin korunduğu, yayalaşma hareketlerinin başladığı bir dönemi yaşıyoruz. Bütün Avrupa başkentleri bu süreç içinde yenilendi. Akıllı büyüme dediğimiz kavram ile ekonomi ile kentsel büyüme ilişkisini kurarak ilerlediler. Yeni yüzyıl kentleri, 24 saat yaşayan çalışma ve yaşama alanı birlikteliğini yarattı.

Türkiye de yeni kent modellerini ortaya koymalı.  Gelişen kentler, kültür kentleri, bahçe kentler, paylaşan kentler gibi akımları TKB gündemine almalıdır. Anadolu kentlerinin zengin değerlerini ve yaşama biçimlerini göz önünde bulundurarak kendine özgü yöntem ve yaklaşımlar geliştirmelidir”. Faruk Göksu konuşmasının ikinci bölümünde, ÇEKÜL, Kadıköy Belediyesi ve Kentsel Strateji şirketi ortaklığında kurulan Kadıköy Tasarım Atölyesinden (TAK) uygulama örnekleri verdi.

 Cumhurbaşkanlığı Eski Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen:

“Bütün şehirler tarihe ve kültüre karşı duyarlı olmalı”

 Bütün şehirlerin Kayseri örneğinde olduğu gibi tarihe ve kültüre karşı duyarlı olmasını arzu ettiğini ve Kayseri'yi örnek bir kent olarak dizayn ettikleri için Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye teşekkür ederek konuşmasına başlayan Prof. Dr. Mustafa İsen de “Eski bir kültür turizm bakanı müsteşarı olarak, TKB’nin giderek bir şemsiye kuruluşa dönüştüğü kanaatindeyim diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: “TKB’nin başarısı, teoriyi ve uygulamayı bir arada götürmüş olmasıdır. Burada Metin Hoca kural koyucu olarak belediye başkanlarıyla bir işbirliği gerçekleştirdi ve bu iş birliği ortaya güzel örnekler koydu. Bu süreç sonucunda Türkiye bir başarı hikâyesine tanık oldu. Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Buradaki belediye başkanlarımızın hepsinin çok daha iyi bildiği gibi, Türkiye’de altyapı problemleri büyük ölçüde tamamlandı. Üst yapı çalışmaları için de çok fazla tecrübemiz yok. TKB’nin bu çerçevede bir ar-ge merkezi oluşturması gerektiğini düşünüyorum. Ve bunun için de yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. Daha önceki yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı bir düzenleme yaptı ve kültürel faaliyetlerin büyük ölçüde yerel yönetimler tarafından yürütülmesi için mevzuatı düzenledi. Fakat bu mevzuat eksik kaldı. Bakanlığın taşra teşkilatının yerel yönetimlere devredilmesiyle ilgili bir işlem daha yapılması gerekiyordu. Bununla ilgili yasal düzenleme meclis gündemine kadar getirildi. Ondan sonra takip edilmedi ve kaldı. Önümüzdeki dönemde ciddi olarak bir düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Devlet merkezi yapı olarak sanat icra etmekten vazgeçecek. Sanatı destekleyen bir konuma bürünecek ve bu işlerin büyük ölçüde yerel yönetimler aracılığıyla yapılmasına imkân verilecek. Sayın Özhaseki durumdan vazife çıkararak, bunların bizatihi kendisine mevzuat olarak yüklenmeden de yapılması gerektiğine ve şehrin hangi kazanımlar elde edebileceğinin güzel örneklerini sundu. UNESCO’nun kalkınma kriterlerine göre artık kişi başına düşen milli gelir, kalkınma olarak yetmiyor. Buradaki en önemli kriterlerden bir tanesi insanların entelektüel beklentilerine, yaşadıkları şehrin, ortamın ne kadar izin verdiği. Ancak bu kriteri yerine getirebiliyorsanız, sizin ülkeniz, şehriniz kalkınmışlık açısından bir pozitif değerlendirmeye tabi tutulabilir.

Pek çok şehrimizde kent müzeleri kuruyorlar. TKB’nin bu kent müzeleri konusunda da bir merkezi olmalı. Ben kültür ve sanatın sonuçta bir amaç olduğu kanaatinde değilim, kültür ve sanat sonuç olarak insan kalitesinin yükseltilmesi noktasında bir araçtır. Şimdi biz insan kalitemizin yükseltilmesi için çalışmalar yapmak durumundayız. Kültür yönetimleri, kültürel altyapı, kültürel programlar konusunda önümüzdeki günler için bir çalıştay yapması gerektiğini düşünüyorum ve bu özel konuyu tartışmak üzere toplantıya kent planlamacıları, kentsel yapılar ve kültürel yapılarla ilgili alan uzmanları, kent müzeleriyle ilgili uzmanların, akademisyenlerin, korumacıların ve nihayet kültür kuramcıların katılmasını öneriyorum. Somut ve uygulanabilir bir eylem planı çıkarılarak, belediyelerin önüne konmasının uygun olacağı kanaatini taşıyorum. Bunun için de birkaç kentin pilot olarak seçilmesi, sonra kamuyla paylaşılmasının uygun olacağı düşünüyorum. Türkiye’de son 10 yıl içinde Cumhuriyet tarihinde yapılanın onarımların 100 katı kadar restorasyon gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta yıkılacağına hiç olmazsa restore edelim mantığıyla bakıyorduk. Artık doğru restorasyon yapalım gibi bir yaklaşım içinde olmalıyız. ”

 

“Kayseri, şehircilik anlamında örnek bir şehir”

Tarihi Kentler Birliği toplantısına katılmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından Kayseri'ye gelen belediye başkanları, bürokratlar ve akademisyenler Kayseri'den fazlasıyla etkilenmiş olarak ayrıldı. Kayseri ile ilgili görüşlerini açıklayan katılımcılardan bazıları şu ifadeleri kullandılar:

Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın: “Daha önce Kayseri'ye gelmiştim. Çok büyük gelişmeler görüyorum Kayseri'de. Gerçekten Kayseri yaşanabilir bir şehir halinde. Bir Avrupa şehri haline getirilmiş durumda. Ben Sayın Başkan Mehmet Özhaseki'yi şehri bu hale getirdiği için tebrik ediyorum. Çalışkan bir başkan ve ne kadar çalışkan olduğu yapılanlardan görülüyor”.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan: “Başkan Mehmet Özhaseki'nin güzel bir sunumu vardı ve çok etkileyiciydi. Kendisini kutluyorum. Kayseri'de çok büyük bir atılım var. Altyapılarını bitirmiş olan şehirler için bir örnek. Kayseri'de beni her zaman iyi bir planlama etkilemiştir. Şimdi de iyi bir dönüşüm var. Başkan Özhaseki gerçekten ilgi çekici ve hayranlık uyandırıcı. Kendisini kutluyorum. Büyük bir özveriyle çalışıyor. Tecrübe de tabi önemli. Kayseri onun gibi bir belediye başkanı olduğu için şanslı. Kamu alanlarını çok iyi değerlendiriyor. Ranta açmıyor, halka açıyor”.

Kütahya Belediye Başkanı Kamil Saraçoğlu: “Kayseri çok farklı bir konuma geldi. Şehircilik anlamında Türkiye'deki örnek şehirlerden biri. Ben de yeni seçilen bir belediye başkanı olarak böyle örnek bir şehirde bulunmaktan mutluyum. Bizi en çok etkileyen büyük meydanları, caddeleri ve kavşakları. Raylı sistemi, yeşil alanları, otoparkları oldu. Kültür Yolu ve Selçuklu Müzesi ile kültürümüze sahip çıkılması da çok önemli. Tebrik ediyorum. Mehmet Başkan artık duayen bir başkan. Bizim için belediyecilik konusunda örnek alınacak başkanlardan biri. Kendime örnek aldığımı özellikle vurgulamak istiyorum. Güzel çalışmalar ve güzel eserlere imza attığını düşünüyorum”.

Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi ve Merkez Valisi Nurullah Çakır: “Kayseri kendi taşımış olduğu değerin farkında ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarma anlamında hepimize güzel örnekler sunan bir şehir. Belediyecilik faaliyetlerine yeni başlayan ve kendine bir yol haritası arayan belediyelerimiz için örnek olduğunu düşünüyorum. Sayın Başkanımızın liderliğinde yapılan bu çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum. Kayseri ayrı bir model ülkemizde. Kayak merkezinin dünya ölçeğindeki geleceği noktayı da düşündüğümüzde lider bir kentin göstergesi olarak görüyoruz. Kayseri'nin dinamizminden etkilenmemek mümkün değil”.    

Safranbolu Belediye Başkanı Vedat Aksoy: “Kayseri, dışardan göründüğünün çok çok üstünde bir şehir. Dışardan büyüyen, gelişen bir Kayseri algısı var. Ama içerden göründüğünde çok daha büyük olduğu görülüyor. Kayseri'yi gezdiğimizde ufkumuza sığmıyor. Çok daha büyük işler olacak. İnşallah buradan başlayan bu bilinç tüm Anadolu coğrafyasını kaplayacak. Her şey tıkır tıkır işliyor. Kendime Başkan Özhaseki’yi rehber ediniyorum. Onun yaptığı çalışmaları takip ediyorum ve o çalışmaların benzerini yapmaya gayret ediyorum”. 


Etiketler