Header Reklam
Header Reklam

Meclis'te muhalif sesler... 'TBMM tarihinin en riskli, en tehlikeli yasası...'

24 Temmuz 2012 Dergi: Mayıs-Haziran 2012

Mehmet Volkan Canalioğlu (CHP Trabzon MV)- Sayın Bakan, sizin iyi niyetinizi biliyorum, hemşehrimsiniz, Trabzon'da birlikte kentsel dönüşümler yaptık, ama söylemem gereken bir gerçek var ki, bu yasayla bu kadar yükü nasıl kaldıracaksınız? Bu yasa tasarısının her tarafı sakat olup ele alınacak tarafı yoktur. Bu yasanın 9'uncu maddesi, konuyla ilgili bütün yasaları uygulanmayacak mevzuat kapsamına almaktadır. Artık zeytinlikler, meralar, ormanlar, kültür ve tabiat varlıkları, koruma alanları, askerî bölgeler dönüştürülüyor, yani alınıp satılır hale getiriliyor.

Arif Bulut (CHP Antalya MV)- Bu tasarının hazırlanmasının altında yatan neden, AKP iktidarının zaman zaman hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldığı kentsel dönüşüm uygulamalarını afet riskini bahane ederek yasal bir çerçeveye oturtma arzusudur. Kentsel dönüşüm vasıtasıyla ortaya çıkacak rantın nasıl ve kimler tarafından paylaşılacağı meselesidir. Bu yasayla belediyeler ve farklı bakanlıklarda olan yetkiler merkezi hükümetin tek bir bakanlığında toplanacak, bu bakanlık aracılığıyla devlet içinde devlet haline gelen TOKİ'ye aktarılacaktır.(Bu yasa uygulamaya konduğunda) Bakanlık, bir sabah evinizin kapısını çalıp "Bu yapıyı yıkacağız. Burası kentsel dönüşüm kapsamına alındı" diyebilecektir ve bu noktadan sonra sizin hiçbir hakkınız yoktur. AKP iktidarı her şeyi Şehircilik Bakanlığı'nın eline vermekte, vatandaşın elinde en ufak bir hak bile kalmamaktadır. Görüşmekte olduğunun kanun; mülkiyet hakkının ihlali, yürütmeyi durdurma kararının alınmasını engellemek, tescil dışı alanları, yani devletin dahi hak iddia edemeyeceği alanları kentsel dönüşüme sokabilmek, yerel yönetimlerin imar yetkisini ortadan kaldırmak, imar projesinde ilan şartını kaldırmak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma yetkisini ortadan kaldırmak bakımından Anayasa'ya aykırı düzenlemeler içermektedir. Peki, ne yapılmalı? Bu tasarı olduğu gibi zararlı mıdır? Bu sorulara da bir göz atmak gerekirse; böyle bir düzenlemenin yapılması gerektiği ortadadır. Ancak belediyelerin imar hakkını almadan, o yöredeki halk tarafından seçilmiş ve bütün partilerin temsilcilerinin olduğu belediye meclislerinde onaylanarak, askıya çıkartılarak, yürütmeyi durdurma kararı alınmasını engellemeden yapılacak kentsel dönüşüm o yörede yaşayan insanlar için daha faydalı olacaktır.

Sadir Durmaz (MHP Yozgat MV)- Halk tarafından seçilmiş yerel yönetimlerin yetkisizleştirilmesi, bütün yetkilerin Bakanlığa verilmesi sonucunda AKP kendi belediyelerini korurken, muhalefet belediyelerini çalıştırmamak için her türlü engeli çıkaracaktır. Pek çok kentin gelişme alanlarında, bazen de gelişme yönünün aksine, kentin nazım planlarıyla çelişen konumlarda Bakanlığın ve TOKİ?nin belediyelere rağmen yapacağı uygulamaları görmek sürpriz olmayacaktır. Bu yasayla kentin rantı yükselen bölümlerinde yer alan hazine mülkiyetindeki alanların, Bakanlık, TOKİ ya da AKP?li belediyelerce talan edilmesinin de önü ardına kadar açılmaktadır. AKP?li yerel yönetimlerin 2004'ten bu yana gerçekleştirdiği siyasal istismara dayalı uygulamalar, tarım, orman ve yeşil alanların imara açılması ve sözde "atıl durumdaki kamusal alanların ekonomiye kazandırılması" adı altındaki icraatlar dikkate alındığında, asıl muradın kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu ezip geçen bir tank kanunudur, garibanın mülkünü zengine dağıtan dünyanın en adaletsiz kanunudur. "Ne orman, ne tarım, ne felaket, ne güvenlik, ne turizm, ne kültür ve tabiat varlıkları, ne kıyı, ne de toprak kanunu, hiçbir şey dinlemem. Gücüm varken her şeyi alır, ezer geçerim" demektesiniz. XIV. Louis'in "Kanun benim!" anlayışının 21'inci asırdaki versiyonudur bu düzenleme.

Erol Dora (BDP Mardin MV)- Yaşanan depremler göstermiştir ki, aynı alan içerisinde yanyana iki yapıdan birisi yıkılırken, diğeri depremi hasarsız olarak atlatabilmektedir. Deprem bir doğa olayıdır, depremi afete dönüştüren, hiç mühendislik hizmeti almamış veya yeterli mühendislik hizmeti almamış yapılardır. Bu bağlamda, afet riski altındaki alanlarda öncelikli olarak yapılması gereken, bilimsel çalışma yöntemleri ve değerlendirme kriterleri kullanılarak riskli yapıların belirlenmesidir. Yasa tasarısında dikkat çeken en önemli tasarruflardan biri de, sistemin güvencesi altında olan mülkiyet hakkının zedelenmesidir. Yasa tasarısının bütününde oluşturulmaya çalışılan anlayışa bakıldığında, Bakanlığın, TOKİ'nin ve idarelerin gayrimenkuller üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahip olacakları görülecektir. Bu demektir ki, yasa tasarısı mevcut haliyle yasalaştığı takdirde gayrimenkullere dair her türlü tasarruf yürütme erkinin insafında kalacaktır. Siyasi iktidar, vatandaşına ucuz, güvenli, sağlam konut edinme hakkını temin etmek bir yana, vatandaşının dişinden tırnağından artırdığı paralarla edindiği mülkünü dahi elinden almayı planlamaktadır. Üstelik de uygulamaları kuruluş amacı dar gelirli vatandaşlara konut üretme olan TOKİ'nin üzerinden yapılacaktır. Yürürlükteki tüm yasal mevzuatı devre dışı bırakacak şekilde tasarlanan bu yasa tasarısıyla öngörülen kentsel dönüşüm uygulamaları, sağlıklı bir kentsel yenilenmeyi sağlayamayacağı gibi, başta metropol kentlerimiz olmak üzere tüm ülkemizi bir rant alanı haline dönüştürecektir. Kentsel dönüşüm uygulamaları yapılırken, afet riskinin yanısıra bölge halkının ve kamu yararının korunması gerekmektedir.

AK Parti Grubu adına İlyas Şeker (Kocaeli MV)- Hızla gelişen kentleşme süreci ülkemizin önemli sorunlarının başında gelmektedir. 1950'li yıllarda sanayileşmeyle birlikte İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli gibi kentler yoğun göç alarak kontrolsüz bir biçimde büyümüşlerdir. Planlama yapılmadan yoğun göçe maruz kalan kentlerde her türlü afet tehlikesi ve risklerini gözetmeyen kontrolsüz yerleşim alanlarının oluşması, çarpık ve sağlıksız yapılaşma, kentleşme, yetersiz altyapı ve sosyal donatı eksikliği gibi çeşitli nedenlere bağlı sorunlar yaşanmaktadır. Ve bilindiği üzere ülkemizin büyük bir alanı başta deprem olmak üzere tabii afetlerin riski altındadır. Buna rağmen mevcut yapıların büyük bir kısmının muhtemel afetlere karşı dayanıklı olmadıkları, orta şiddetteki bir depremde bile ağır derecede hasar görüp yıkıldıkları, bundan dolayı sosyoekonomik problemlerin yaşandığı, devletin beklenmedik bir anda büyük mali külfetlerle karşı karşıya kaldığı bilinmektedir. (...) Hem Marmara depreminde, hem de Van depreminde hasarlı olmasa bile binalar ciddi anlamda yorulmuştu. Olası bir depremde bugün sağlam görünen binaların birçoğunun yıkılabileceği düşünülmektedir. Onun için bu yasanın bir an önce kabul edilip uygulamaya geçmesi gerekmektedir. (..) Özellikle muhalefetten konuşmacı arkadaşlar genelde yapılmak istenen her düzenlemenin altında bir rant önyargısıyla hareket etmektedirler. Ben merak ediyorum, kendileri iktidar olsaydı çıkaracakları her kanunu bu eksene dayalı olarak mı, yani rant eksenine dayalı olarak mı çıkaracaklardı?



Etiketler


Slider Altına