Header Reklam
Header Reklam

Kentsel Dönüşümün Kalbi, “Yeşil Bina” Konsepti...

07 Eylül 2012 Dergi: Temmuz-Ağustos 2012
Enerjiyi ‘savuran’ değil, ‘koruyan’ ve ‘yenileyebilen’ projeler el üstünde tutulacak...

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “yeşil” ya da “akıllı” bina olarak adlandırılan yapı tarzının kentsel dönüşüm sürecinde öne çıkması için bu nitelikleri taşıyan projelere vergi ve kredi kolaylıkları getirileceğini söyledi. Gündemdeki kentsel dönüşümün, salt afet riski altındaki binaların dönüştürülmesi olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Bakan Bayraktar, bundan sonra çevre dostu, yeşil, enerjiyi savurmayan, tasarruf eden binalar yapılacağını, geleceğin fosil kaynaklar yerine ‘dönüşebilir’, ‘çevre dostu’ enerji kullanan yapı tarzında olduğunu söyledi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Yeşil binaların yapımı ve doğa dostu malzemelerin üretilmesi konusunda vergi, kredi ve diğer yönlerden birtakım kolaylıkları etap etap getiriyoruz” diye konuştu. Çevre dostu akıllı binaların yaygınlaşmasından hem bunların kullanıcılarının, hem de ülkenin kazançlı çıkacağını kaydeden Bayraktar, “Binalar ‘akıllı’ olunca, masraflar çok daha az olacak. Ve bu yoldan sağlanacak tasarrufla, enerji ithalatı için harcadığımız yıllık 55 milyar Dolar dövizin 10-12 milyar Dolar’ını geri kazanacağız!” dedi.

Belediyelere ödenen vergi ve harçlardan muafiyet…

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Bülent Ercan da, dergimize yaptığı açıklamada, “Bakanlık olarak enerji verimli, çevre dostu yeşil binaların teşvik edilmesi konusu üzerinde çalıştıklarını, özellikle yeni binaların bu yaklaşıma göre yapılması veya tadil edilmesi durumunda belediyelere ödenen vergi ve harçların kaldırılması ile ilgili mevzuat değişikliği çalışmasının sürdüğünü” ifade etti. Enerji verimliliği ve yeşil bina uygulamalarına özel önem verdiklerinin altını çizen Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Ercan, “marka” şehirler oluşturma hedefine yönelik kentsel dönüşüm sürecinde de aynı anlayış doğrultusunda hareket edeceklerini belirterek, “Kentsel dönüşümün kalbi enerji verimliliği ve kentsel yaşam alanlarına değer katan yeşil bina uygulamaları olacak” diye konuştu. Kentsel dönüşümün sadece depreme dayanıklı yapılar üretmenin değil, aynı zamanda “enerji savurganı” yapı tarzından yenilenebilir enerjiyle beslenen bina ve şehirlere geçişin de bir aracı olacağını vurgulayan Ercan şöyle sürdürdü: “Ülke olarak 2011 yılında enerji ithalatı için yurtdışına 55 milyar Dolar’lık bir kaynak aktardık. Bu konuda 2012 yılı ve sonrasına ilişkin öngörüler giderek daha kritik bir hal alıyor. Ülkenin büyüme hedefleriyle birlikte düşünüldüğünde, bu miktarın mevcut şartlar altında daha da artarak 70 milyar Doları geçeceği hesaplanıyor. Buradaki dikkat çekici noktalardan biri, halihazırdaki 55 milyar Dolar’lık enerji faturamızın 22 milyar Dolar’lık bölümünün binalarda tüketilen enerji ile ilişkili olmasıdır. Bu rakamın 2012 yılı sonu itibarıyla 28 milyar Dolar’a ulaşması bekleniyor. Oysa gerek kentsel dönüşüm kapsamında ve gerekse binaların tadil edilerek iyileştirilmesi sonucunda ısıtma, soğutma, havalandırma ve aydınlatmada aynı konfor şartlarını % 50 daha az enerjiyle elde etmemiz mümkün. Şu anda Türkiye’deki yapı stoğu incelendiğinde mevcut binaların çok büyük ölçüde yalıtımsız, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayan, enerji tüketimleri çok yüksek binalar olduğunu görüyoruz. Mevcut binaların tümü bir yıl içinde iyileştirildiğinde 14 milyar Dolar dövizin yurtdışına çıkması önlenebileceği gibi, bu sayede enerji verimli ürünler ve yenilenebilir enerji kaynakları sektöründe oluşturulacak yeni iş alanı ve olanaklarıyla birlikte, elde edilecek toplam yıllık kazanç 20 milyar Dolar seviyesini bulacaktır. Dolayısıyla Bakanlık olarak getirdiğimiz düzenlemelerle ülkemizde sanayi sektöründen sonra enerjinin en çok tüketildiği bina sektöründe yenilikçi bir yaklaşımla daha az enerji tüketerek konfor şartlarımızı geliştirmeye çalıyoruz.

‘Daha maliyetli’, ama ‘lüks’ değil…

Çevreye en düşük seviyede zarar veren, iç mekanları en üst kalite düzeyinde tasarlanmış, sağlıklı ve sürdürülebilir niteliklere sahip “yeşil” (“ekolojik” ya da “enerji etkin”) binaların ilk yapım maliyetinin geleneksel bina sistemlerine göre % 5 - 10 daha yüksek olabildiğini belirten Bülent Ercan, “Buna rağmen yeşil binalar lüks bir yatırım aracı olarak değil, tam tersine teknoloji üretilmesine olanak sağlamaları nedeniyle güçlü bir ekonominin önemli bir unsuru olarak düşünülmeli. İlk yatırım maliyeti bir miktar yüksek olsa da, tüm işletme ömrü göz önüne alındığında özellikle enerji tüketimini % 50’nin üzerinde düşürülebileceği de unutulmamalı” diye konuştu. Ercan şöyle devam etti: “Yeşil bina uygulamaları, Bakanlık olarak önem verdiğimiz bir konu ve yol haritamızın da bir parçasını oluşturuyor. Bu doğrultuda ülkemizin kendi yeşil bina kriterlerini oluşturma yönünde çalışmalarımız sürüyor. Bu alanda daha önce çalışmış olan diğer ülkeler gibi biz de yakın bir gelecekte kendi ulusal yeşil bina markamızı oluşturmayı hedefliyoruz. Ayrıca ‘Bütünleşik Yapı Tasarımı’ adı altında, Birleşmiş Milletler ile birlikte yürütülen bir projemiz de devam ediyor. Bu kapsamda hem yapım hem de işletme süreçlerinde çevre dostu ve sürdürülebilir bina tasarım kurallarını oluşturmayı hedefliyoruz. Ve Bakanlığımızın bir binasını ve bir okul binasını bu yaklaşımla tasarlayıp inşa edeceğiz. Kendi ulusal yeşil bina yaklaşımımızın ve markamızın oluşması ve yerli üretimin artmasıyla maliyete büyük ölçüde etki eden malzeme ve ekipman bedelleri de zamanla azalacak, bunun sonucunda engeller daha aşılır hale gelecektir. Ayrıca tasarım aşamasında yapılacak fizibilite çalışmalarıyla yatırım maliyetlerindeki artışın önlenebilmesi de mümkün olacaktır”.




Etiketler


Slider Altına