Header Reklam
Header Reklam

Afete Karşı Dönüşüm, En Çok Hangi Şehir İstiyorsa, Oradan Başlayacak…

07 Eylül 2012 Dergi: Temmuz-Ağustos 2012

Riskli yapıların saptanması

Yönetmeliğe göre… Riskli yapılar, İdare tarafından veya müracaatları üzerine lisanslandırılacak üniversiteler, inşaat, jeoloji ve jeofizik mühendisleri odaları ve yapı denetimi kuruluşları tarafından saptanacak… Ayrıca sermayesinin en az yüzde 40’ı kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan şirketler ve depremden korunma, deprem zararlarının azaltılması ve deprem mühendisliğinin gelişmesine katkı gibi konularda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri veren (6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca büro tescilini yaptırmış) tüzel kişiler de, riskli yapıları tespit etmek üzere Bakanlıkça lisanslandırılabilecek. Riskli yapı tespitine ilişkin faaliyetleri denetleme yetkisine sahip olan Bakanlık, gerçeğe aykırı “riskli yapı” değerlendirmesi yapıldığının anlaşılması halinde, bu tespiti yapan üniversite, meslek odası, kurum, kuruluş veya şirketin lisansını iptal edecek. Gerçeğe aykırı tespit yapan mühendis hakkında TCK uyarınca işlem yapılmak üzere suç duyurusunda bulunulacak. Riskli yapıların ve yapılarda şiddetli depremlerde can güvenliğinin sağlanıp sağlanamayacağının tespiti, (binaların deprem öncesi ve sonrası performanslarının değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi için gerekli minimum koşulları belirleyen) 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (Yedinci Bölüm) hükümlerine göre yapılacak. “Riskli yapı” tespitine ilişkin raporların bir örneği, tespit tarihinden itibaren en geç iki gün içinde, tespiti yapan lisanslandırılmış üniversite, meslek odası, kurum, kuruluş ve şirketçe, tespite konu yapının bulunduğu ildeki Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne gönderilecek. Müdürlük, raporları inceleyecek, riskli olarak tespit edilen yapıları, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde ilgili tapu müdürlüğüne bildirirken, bu konuda Bakanlığa da bilgi verecek.

‘Riskli Yapı’ saptamasına itiraz

Riskli yapı tespitine karşı malikler veya kanunî temsilcileri, 15 gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne bir dilekçe ile itiraz edilecek. Riskli yapının bulunduğu ilde itirazı değerlendirecek teknik heyetin oluşturulmamış olması halinde, itiraz dilekçeleri ile itiraz edilen tespite ilişkin raporlar, riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlük tarafından o il için yetkilendirilmiş teknik heyetin bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilecek. Riskli yapı tespitlerine karşı yapılacak itirazları değerlendirmek üzere, ihtiyaca göre Bakanlıkça gerekli görülen yerlerde yeteri kadar teknik heyet oluşturulacak. Teknik heyetler, üniversitelerden bildirilen dört üye ile en az ikisi inşaat mühendisi olmak üzere, Bakanlık teşkilâtında görevli üç üyenin katılımıyla (yedekleriyle birlikte) yedi üyeli olarak oluşturulacak.

Geçici konut veya işyeri tahsisi…

Riskli olduğu anlaşılan taşınmaz sahiplerinin yıkım süreci öncesinde İdarece belirlenecek takvime göre 15 gün içinde su, elektrik, telefon ve doğalgaz gibi hizmet ve emlak vergisi gibi vergi borçlarını ödeyerek yapıyı boş olarak idareye teslim etmeleri gerekiyor. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine tahliye tarihinden itibaren konut ve işyerlerinin teslim tarihine veya idarece belirlenecek tarihe kadar, mümkün olması halinde geçici konut veya işyeri tahsisi, mümkün olmaması halinde ise İdarece kararlaştırılacak aylık kira bedeli yardımı yapılabilecek. Bu yapılarda kiracı veya sınırlı aynî hak sahibi olarak ikamet edenlere veya işyeri işletenlere ise, İdarece belirlenecek oranda defaten kira yardımı yapılabilecek.

Yıkılacak taşınmazın değerinin belirlenmesi…

İdare, afet riski dolayısıyla yıkılacak taşınmazların değerini kendi bünyesinde oluşturacağı kıymet takdir komisyonları eliyle veya dışardan hizmet satın alarak belirleyecek. Taşınmaz değerinin belirlenmesinde, bu konuda uzman kişi veya kuruluşlar ile uygulama bölgesindeki emlak bürolarından alınacak bilgilerden de yararlanılacak. Yıkılacak yapının yerine yenisinin inşası sürecinde, uygulama alanı içinde kalacak konut ve işyeri sahipleriyle, “öncelikle uygulama alanında yapılacak konut ve işyerlerinden verilmek üzere” sözleşme imzalanacak...

‘Alacak-Verecek’ hesaplanması…

Yıkılan taşınmaz ile ilgili olarak belirlenmiş değer, İdare tarafından taşınmazın sahibine verilecek konut veya işyerinin inşaat maliyet bedelinden düşülecek. Bu şekildeki hesaplama sonucunda eğer taşınmaz sahibi İdareden alacaklı çıkarsa, İdare bu meblağı nakit olarak veya kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmazlarından vererek ya da imar hakkını başka bir alana aktarmak suretiyle ödeyebilecek. Taşınmaz sahibinin İdareye borçlu çıkması halinde ise, borca konu olan meblâğ, taşınmaz sahibince İdareye taksitler halinde ödenecek. Taksitlendirmenin esasları proje bazında idare tarafından belirlenecek...

Birden fazla konut veya işyeri alma hakkının olduğu durumlarda, taşınmaz sahibi eğer idareye borçlu çıkarsa, bunu verilecek konut veya işyerinin saptanmasına yönelik kur’a sonrası (İdare’nin belirlediği tarihte) peşin olarak ödeyecek. Taşınmaz maliklerinden kendisine işyeri verilecek olanlara müstakil işyeri yerine işyeri hissesi de verilebilecek.

İnşaat maliyeti bileşenleri…

Yönetmelikte İdare tarafından verilecek konut veya işyerinin inşaat maliyetinin nasıl hesaplanacağı da detaylı olarak açıklanıyor. Buna göre inşaat maliyeti, yeni yapının inşası için yapılan ihalede oluşan bedel, arsa edinim bedeli, proje giderleri, yıkım ve nakliye giderleri, zemin iyileştirme giderleri ve müşavirlik giderleri gibi giderler dikkate alınarak hesaplanacak.

Yıkılan taşınmazların maliklerine konut veya işyerlerinin verilmesinden sonra, arta kalan başka konut veya işyerlerinin bulunması halinde, belirtilen yapılarda ‘kiracı’ veya ‘sınırlı aynî hak sahibi’ olarak en az bir yıldır ikamet edenler veya işyeri işletenler ile bu süreçte (6306 sayılı Kanun uyarınca) taşınmazları kamulaştırılmış olanlara da satış yapılabilecek. Artan konut ve işyeri sayısı, bu nitelikteki taleplerin tamamını karşılamaya yetmiyorsa, noter huzurunda kura çekimi yapılacak.

İmar hakkı artışı verilebilecek…

Yönetmelik, yıkımları izleyecek ikinci aşamanın “planlanması” süreciyle ilgili hükümler de içeriyor. Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediyelerce, dışında ise il özel idarelerince hazırlanacak olan plan revizyonu veya değişikliği teklifleri, belediye meclisi veya il genel meclislerince karar altına alınacak. Büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan ilçe belediyelerince hazırlanan plan teklifleri hakkında ilgili büyükşehir belediyesinin görüşü de alınacak… İdarenin hazırladığı plan teklifleri; gerekli tüm bilgi ve belgeler ile hazırlanan imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüd raporu ve kurum görüşleriyle birlikte Bakanlığa iletilecek. Bakanlık uygun gördüğü plan tekliflerini aynen veya değiştirerek onaylayacak. Afet riskine karşı dayanıklı ve yaşam kalitesi yüksek bir çevre oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, parsellerin birleştirmesi şartı ile imar hakkı artışı verilebilecek.

“Vatandaşa her türlü destek verilecek”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, deprem riski altındaki yapıların dönüştürülmesi için devletin her türlü argümanı ve desteği vatandaştan esirgemeyeceğini söyledi… Kira yardımı yanında, enkaz bedeli ve kredi desteğinin de söz konusu olabileceğini belirten Bayraktar, “Riskli binada oturmakta ısrar eden ve dönüşüme izin vermeyen vatandaşlar olursa da biz devlet olarak o binayı yenilemek zorundayız” diye konuştu. Gönüllülüğü esas aldıklarını vurgulayan Bakan Bayraktar şöyle sürdürdü: “Vatandaş gelip benim binam riskli deyip, bu yasadan yararlanmak isterse gerekli kolaylık sağlanacak, kredi imkânı sağlanacaktır. Devlet yasayı yaparak, vatandaşların bu işi daha iyi yapması için işin önünü açmıştır. Örneğin, nitelikli çoğunlukla karar almayı getirmiştir. Riskli binaların tespitini getirmiştir. İnsanların anlaşmalarını sağlamış ve kentsel tasarımlarda, ruhsatlarda kolaylık getirmiştir. İşin esası, vatandaşın, ‘Benim evim risklidir veya benim evim riskli olabilir!’, ‘Ben evimi tespit ettireceğim, evimi kendim yıkıp, yapacağım' demesidir. Yasanın özü ve ruhu budur. Ancak biz de devlet olarak vatandaşa, belediyeler, TOKİ, kamu ve bakanlık eliyle yardımcı olacağız. Bunun yanında vatandaş riskli binada direniyorsa, ‘Ben binamı yıkmıyorum, can benim değil mi?’ diyorsa ve eğer o bina bir deprem ve afet karşısında duramayacak kadar riskli binaysa, netice olarak o binayı biz izole etmek ve yenilemek zorundayız”.

Trabzon gezisi sırasında gazetecilere verdiği iftar yemeğinde de Bayraktar, “Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi yasası, Türkiye’nin salaş, kaçak ve depreme dayanıksız, mühendislik hizmeti almamış yapılardan kurtulmasının yanında, Türkiye’de bir ekonomik canlanmadır. Türkiye’de insanlarımızın aidiyet duygusunun artırılması, vatandaşların güven kazanması, devletine güvenmesi, komşuluk ilişkilerinin artırılması hamlesidir” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin şehir ve kasabalarından kaçak, dayanıksız, afet riski taşıyan yapıları söküp atmak zorunluluğu olduğunu belirten Bakan Bayraktar, kentsel dönüşümün başarıya ulaşması için sorumluluk mevkiinde olanların siyaseti bir kenara bırakmaları gerektiğini dile getirdi. Bayraktar, İzmir Kaya Termal Otel’de “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümü” konulu bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada ise, kentsel dönüşüm yapmak için büyük çaplı kaynak gerektiğini belirterek, “Bugün dünyanın 6. büyük ekonomisi olan Brezilya kentsel dönüşümle uğraşıyor; inanın bizim 10’da birimiz kadar başarılı değil. Biz bu tip acil işlerde birleşebiliyor, siyaseti arka plana atıp yapabiliyoruz” dedi. Bayraktar, Marmara depremi sırasında Türkiye ekonomisinin “birkaç saniye içinde” yüzde 10 küçüldüğünü anımsatarak, “Bir deprem olduğunda binaların yıkılmasını artık istemiyoruz. Bunun kaynağını bulacağız. Ama halkın da kentsel dönüşüme sahip çıkması, ‘Yasa çıktı, ben bu salaş dairemden nasıl iki-üç tane daire çıkarırım’ anlayışı içinde olmaması lazım.” diye konuştu.

“Yeni bir konsept ortaya koyacağız!”

Bayraktar, Bursa Valiliği’nde “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” ile ilgili düzenlenen bilgilendirme toplantısında da, “sıfır gecekondu, kaçak ve salaş yapı” anlayışıyla, depreme dayanıklı, mühendislik hizmeti almış, mimari dizaynı güzel, tarihi ve yöresel unsurları barındıran bir konsept ortaya koyacaklarını belirtti. Bu doğrultuda vatandaşlara imkânlar ölçüsünde kredi, finans, faiz sübvansiyonu desteği sağlanacağını söyleyen Bayraktar, “Ama bu, bugünden yarına olacak iş değil... 2, 5, 8, 10, 15 ve 20 senelik bir projeksiyonumuz var. Bu süre içinde nasıl gelişmiş dünya ülkeleri yaptıysa, Japonya, Güney Kore, Amerika, Almanya, İspanya, Fransa yaptıysa, biz de artık bunu başarma noktasına geldik. Ülke olarak şimdi kişi başına düşen gelirimiz 10 bin Dolar’ı aştı, ekonomik olarak belli bir seviyeye ulaştık. İnşaat sektörü, inşaat malzemesi bakımından ciddi manada geliştik; teknik eleman ve müteahhitlik hizmetleri bakımından belli bir düzeye geldik. Onun için artık afet riskinden kurtulacak boyuta geldiğimizi söyleyebiliyorum” diye konuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Razı olan yerden başlayacak ve gönüllülüğü esas alacağız. 6,5 milyon konutu elden geçireceğiz. Bu işte bizden önde olan ve bu işi başaran İspanya ve Güney Kore var. İspanya AB’ye girdi, kişi başına düşen gelir 18 bin Dolar’a çıktı, ondan sonra yaptı. Güney Kore 30 yılın ekonomik mucizesini yaşattı, ondan sonra halletti. Brezilya, Meksika gibi ülkeler var. Brezilya ekonomik olarak bizden güçlü, ancak kentsel dönüşümle başa çıkamıyor. Biz bu işi onlardan çok daha iyi biliyoruz. Çok zor bir iş kentsel dönüşüm. Eğer biz bu konuda vatandaşları inandırırsak, açık gözlere, fırsatçılara, rant bekleyenlere ekmek kalmayacak. Bu konuda çok ciddi şekilde denetime, hesap verebilmeye açık olacağız, şeffaf olacağız”.

 


Etiketler


Slider Altına