'Bilgi Güçtür' Francis Bacon

13 Temmuz 2008 Dergi: Ocak-Şubat 2007
IT sektöründeki devrim niteliğindeki gelişmeler, bilginin, tasnif, kontrol, organizasyon ve karar süreçlerinin elektronik ortama atılması ve özellikle internet kullanımının yaygınlaşması ’Bilgi Çağı’ kavramının ardından ’Bilgi Toplumu’ kavramını doğurmuştur.

Bilgi Toplumu’na dönüşümün temel taşını, "bilgiye erişim özgürlüğü" ve "bilginin toplum yararına kullanılması" oluşturmaktadır.

Bilgiye erişim özgürlüğü, politik iktidar yapılarından ekonomik üretim sistemlerine, toplumsal yapılardan düşünsel yapılara kadar değişiklikleri getirmiş ve getirmektedir. Günümüzde bilginin ulaşılabilirliğinin ve şeffaflığının anayasa düzeyinde tanımlanması demokratik hukuk devletinin gereği haline gelmiştir.

e-Türkiye

Türkiye’nin "Bilgi Toplumu" olmasını hedefleyen e-Türkiye Projesi, e-Avrupa Girişimi sürecinin sonuçlarından birisidir. Mart 2000’de toplanan Avrupa Konseyi, 1999 yılında "Avrupa’daki bölgesel dengesizlikleri ortadan kaldırmak" için oluşturulan e-Avrupa Girişimi’ni geliştirerek destekleme kararı almıştır. Girişim, 2002 sonunda gerçekleşmesi planlanan ve 3 temel hedefi olan "Eylem Planı"nı hazırlamıştır.

Bu Hedefler;

1. Daha ucuz, daha hızlı ve daha güvenli internet

2. İnsanlara ve yeteneklere yatırım

3. İnternet kullanımının teşviki

15 AB ülkesi tarafından karar altına alınan hedefleri, AB üyelik adayı Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri de benimseyerek, e-Avrupa Girişimi’nin bir parçası olma doğrultusunda, benzer hedeflerden oluşacak ’Eylem Planı’nı hazırlama kararı almışlardır. Avrupa Komisyonu, Türkiye, Malta ve Güney Kıbrıs’ı da bu oluşum içine davet etmiştir. Aday ülke ekonomilerinin yenilenmesinin ve kurumsallaşmasının koşullarının oluşturulması için yapılanan e-Avrupa + Eylem Planı, e-Avrupa Eylem Planı’na ek olarak;

1- Herkes için uygun iletişim hizmetleri sağlamak

2- Bilgi toplumu ile ilgili AB Müktesebatı’nı uyarlamak ve uygulamak konularına öncelik verilmiştir.

Türkiye, 2001 yılının başlarında Avrupa Birliği Müktesebatı’nın üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programı’nı oluşturarak AB’ye sunmuştur. Ulusal Program "Türkiye’de Bilgi Toplumu’nu oluşturmak amacıyla e-Türkiye girişimini başlatıp yönlendirmeyi" taahhüt etmiştir.

e-Devlet

e-Türkiye’nin bileşenlerinden olan e-Devlet, Eylem Planı’nda geçen "Elektronik Devlet: Kamu hizmetlerinde elektronik erişim" maddesine uygun anlayışıyla organize edilmeye başlanmıştır. Kamu hizmetlerinin iyileştirmesi, hızlandırılması, kolay erişilebilir olması ve isteklere yanıt verilebilir hale getirilmesi çalışmaları tüm kamu kurumlarının öncelikli çalışması olmuştur. Amaç; bilginin doğru ve hızlı kullanılmasıyla verimliliğin arttırılması, bürokratik işlemlerin azaltılarak ekonomik büyümenin hızlandırılması, şeffaf ve etkileşime açık devlet yapısıyla vatandaşların demokratik süreçlere katılımının sağlanması ile "Vatandaş Odaklı Hizmet" anlayışının oluşturulmasıdır.

e-Belediye / Kent Bilgi Sistemi

e-Belediye kavramı ülkemizde birkaç yıldır tartışılmakta ve sürekli gündem oluşturmaktadır. e-Belediye Çoğunlukla, internet üzerinden kentlilere statik birtakım bilgilerin yanında borç vb bilgilerinin de verilmesi, bazen de bunların yanında internet üzerinden tahsilat yapılması olarak algılanmış veya sunulmuştur.

"e" simgesi bütün dünyada ve bilişim literatüründe "iş süreçlerinin elektronik ortamda ve ilişkisel yürütülmesi"ni temsil ederken, ülkemizde yukarıda tanımlandığı biçimde sunulması ve algılanması dikkat çekici hatta ilginçtir.

Oysa e-Belediye; e- Devlet kapsamında,"yerel yönetimlerin ilgili birimlerinin bilgi teknolojileri paralelinde yeniden yapılanması"dır. Belediye iş süreçleri ve hizmetlerinin elektronik ortama alınarak, doğrudan internet üzerinde hızlı ve etkin yürütülmesi; söz konusu hizmetlerin bütünleşik bir otomasyon altında toplanması ve elektronik ortamdaki iş süreçlerinin internet kullanıcılarına sunularak iş ve hizmetlerin "zaman ve mekandan" bağımsız hale getirilmesidir.

Kent Bilgi Sistemi ise; kente ve kentliye ait bilgilerin yasalarla belirlenmiş sınırlar içerisinde ve yasaların güvencesinde, yine kentin ve kentlinin gelişmesine yönelik politikaların oluşturulması amacıyla kullanılmak üzere oluşturulan bir sistemdir. Belediyelerin, "kentteki taşınmazlar" ve "canlı yaşam" olmak üzere temel iki amaç grubu vardır. Kent Bilgi Sistemi bu iki amaç grubunun karar süreçlerinde kullanılmak üzere elektronik ortamda ilişkilendirilmesi ve düzenlenmesidir. Bu tanıma diğer kent kurumlarının da (tapu, kadastro, nüfus md., muhtarlıklar vb.) sistemden yararlanması gerekliliğini eklemek gerekir. Hizmetler ve iş süreçlerini elektronik ortama alan yerel yönetimler diğer kent kurumlarınca toplanan, saklanan bilgileri paylaşarak, Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinde taraf olduğu "Avrupa Kentsel Şartı" na uygun kent yaşamını organize etmekle yükümlüdürler. Avrupa Kentsel Şartı, Avrupa Konseyi’nin kentsel politikalarından yola çıkılarak oluşturulmuştur. Şart’ın kentsel gelişmenin yönetiminden sorumlu, tanımlı yükümlülükleri olan, kesin bir Yerel Yönetim boyutu vardır. Avrupa Kentsel Şartı; Avrupa Konseyi’nin temel hak ve özgürlüklerin korunması çağrılarına paralel olarak, kentsel gelişmenin niteliksel özellikleri ve yaşam kalitesiyle doğrudan ilgilidir. Yaşam kalitesinin arttırılması, kente ve kentliye ait somut durumun bilinmesinden geçer. Yani kente ve kentliye ait yerel yönetimlerin ve diğer kent kurumlarının elindeki bilgiler.

Altyapıdan üstyapıya, sağlıktan ulaşıma, eğitimden güvenliğe kadar kent kullanımını ilgilendiren konularda sağlıklı-bilimsel planlama yapabilmek ve politikalar üretmek için, somut durumu içeren karmaşık bilgilerin, çeşitli sorgular yapılarak kısa zamanda analiz edilmesi gerekir.

Hızlı ve sağlıklı analizler yaparak politikalar üretmek için bilgilerin işleneceği araçların da bu yeteneklere haiz olması gerekmektedir. İşte burada önümüze Kent Bilgi Sistemleri (KBS) araçlarının özelliklerinin nasıl olması gerektiği sorusu önem kazanmaktadır.

Kent Bilgi Sistemi (KBS) araçlarının özellikleri nasıl olmalıdır?

Canlı bir organizma gibi değişen / gelişen kent ve kentliye ait envanterin, gerek belediyelerin kendi iş süreçleri için oluşturdukları veri yapısında gerekse diğer kent kurumlarının kurdukları ve belediyenin kullanabileceği veri yapılarında güncel olması ya da güncellemenin ayrı ayrı girişleri gerektirmeyen bir yapıda olması KBS’nin olmazsa olmazlarındandır. Örneğin; nüfus hareketlerini takip eden muhtarlıkların, sistemlerine yer değişikliklerini işledikleri zaman aynı değişikliğin belediye bilgilerine de eş zamanlı işlenmesi gerekmektedir. Tapu sicil değişiklikleri online olarak belediyenin sisteminde de değişikliğe uğramalı, bunun için ayrıca veri girişi olmamalıdır. Yine belediyenin, herhangi bir müdürlüğünde yapılan tahakkuk, tahsilat imar değişiklikleri, ifraz, tevhid, 18 uygulaması vb. her türlü işlem, ilgili diğer işlem ve birimlerde otomatik güncellenmeli, yetki tanınmış personel tarafından takip edilebilmelidir. e-Belediye kapsamında oluşturulan ve eşzamanlı çalışan grafik ve sözel uygulamalardan doğalgaz, içme suyu, elektrik, telefon, kanalizasyon vb. konusunda diğer kent kurumları da güncel bilgilerden yararlanabilmeli ve yatırım planları bu veriler ışığında yapılmalıdır.

Durum böyle iken, ülkemizde yıllardır kurulması için kayda değer ölçüde kaynak harcanarak kurulmaya çalışılan Kent Bilgi Sistemleri’nin (KBS) neden bir türlü kurulamadığı da anlaşılmaktadır. Bugüne kadar bu çalışmalarda, birbirinden bağımsız, tasarımları ve sistemleri farklı uygulamalarla KBS gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Belli bir ölçeğin üzerindeki bütün belediyelerde, teknik birimlerde kullanılan CAD-harita uygulamaları (programları), yine bir çoğunda Coğrafi Bilgi Sistemi uygulamaları, hemen hemen bütün belediyelerde de mali ve idari (muhasebe, personel, gelirler, imar, zabıta vb.) uygulamalar bulunmasına rağmen bu uygulamalar birbirlerinden habersiz, veri paylaşmadan, aralarında bir etkileşim olmadan kullanılmaktadırlar.

İlginç olan ise, bugün bile, yukarıda sözü edilen özelliklerdeki uygulamalarla KBS’nin kurulamayacağının bunca deneyimden sonra hala anlaşılamamış olması, hala benzer uygulamalara kaynak ve emek harcanmasında ısrar edilmesidir. KBS amaçlı yapılan ihalelerin şartnamelerinde uygulamaların eşzamanlı, entegre, onlineÉ çalışması gerekliliğinden çok, her bir grup uygulamanın (CAD / GIS / MIS / IMSÉ) teknik özelliklerine ilişkin koşullar sıralanmaktadır. Oysa KBS kurulabilmesinin ön koşulu, bu uygulamaların teknik yeteneklerinden çok, birlikte eşzamanlı ve ilişkisel çalışabilmesidir.

Sonuç

Bütün bunlardan sonra, KBS’nde kullanılan, sistemin doğal bileşenleri olan uygulamaların (CAD, GIS/CBS, YBS/MIS VB.) asgari gerekleri;

 Uygulamalar eşzamanlı çalışacak biçimde tasarlanmış olmalıdır,

 Uygulamalar entegre çalışacak biçimde tasarlanmış olmalıdır,

 Uygulamalar veri tekrarına gerek bırakmayacak biçimde tasarlanmış olmalıdır,

 Uygulamalar bir birimde yapılan "iş"ten kaynaklı olarak, diğer birimlerde gereken güncellemeleri otomatik güncelleyebilecek biçimde tasarlanmış olmalıdır,

 Uygulamalar KBS amacı ile tasarlanmış olmalıdır,

 Uygulamalar bütün belediye birimlerinin, hatta kentin diğer kurumlarının ortak veritabanı kullanımını hedefleyerek tasarlanmış olmalıdır.

Elbette bilişim, yazılım ve internet teknolojilerinin bugünkü gerekleri uygulamaların tasarımında göz önünde bulundurulmalıdır. Bu gerekler üzerinde bu yazıda durulmamıştır ve ayrı bir yazı konusu olabilirler.

Unutmamak gerekir ki demokratik, şeffaf, katılımcı, verimli, yaşam kalitesini yükselten yeni kent yönetimi vizyonu, e-Belediye ve KBS ile olanaklıdır. AB ortalaması % 50-60’larda olan e-Devlet / e-Belediye uygulamalarının, ülkemizde henüz % 5’lerde olması bizleri ümitsiz yapmamalıdır. Belediyelerimiz ve hizmet üreticilerimiz bu vizyonu gerçekleştirecek birikime sahiptir.

Kentlerimizi dünyaya sığdırabiliriz.

Abdullah Şengörenoğlu

Belsis, Genel Müdür Yardımcısı

as@belsis.net

Etiketler