Belediyelerimizin Geleceği

05 Kasım 2012 Dergi: Eylül-Ekim 2012

Gelişmiş ülkelerde belediyeler, bütün yerleşim alanlarındaki vatandaşlarına belediye hizmetlerini sunabilmektedir. Bizim ülkemizde ise belediyelerin hizmet alanları ve hizmet sınırları mücavir alan olarak belirtilen alanla sınırlı kalmıştır. Ülkemizde yaklaşık 35 bin köy olup, ülke nüfusumuzun yaklaşık 2/7’si köylerde yaşamaktadır. Köylerde yaşayan vatandaşlarımız doğrudan, tam olarak belediye hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Yine gelişmiş ülkelerde arazi kullanım oranları çok yüksek olup, ülkenin her metrekaresi en iyi şekilde değerlendirilmektedir. Ülkemizde en son yürürlüğe giren 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi  Kanunu ile büyükşehir belediyelerinin mücavir alanları 20 km genişletilmiştir. Ayrıca İstanbul ve Kocaeli il sınırları, büyükşehir belediyesi hizmet alanlarının sınırlarını oluşturmuş ve mücavir alan sınırlaması kaldırılmıştır. Bu sayede İstanbul ve Kocaeli hem planlama-denetim-kontrol hem de daha etkin yönetilmesi ve belediye hizmetlerinin sunulması bakımından daha sağlıklı bir yapıya kavuşmuştur. Bu düzenleme diğer büyükşehir belediyeleri için de bir model teşkil etmiştir. Ayrıca, 06.03.2008 tarih ve 5747 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a bağlı olarak yapılan değişiklikler ve İstanbul’da belde belediyelerinin kapatılarak yeni ilçe belediyelerinin kurulmasıyla ilgili düzenlemeler de son derece doğru alınmış kararlardır.

Ülkemizde; toplam nüfusu 750 bini geçen illerimizde büyükşehir belediyesi kurulması ve bütün büyükşehir belediyelerinde mücavir alan sınırlarının kaldırılması için çalışmalar yapılmaktadır. Şüphesiz bu gelişmeler belediyeciliğimizin gelişimi açısından çok önemli olacaktır. Burada asıl belirtmek istediğim, önümüzdeki süreçte ülkemizdeki bütün iller için mücavir alan sınırlamasının kaldırılarak il sınırlarının, belediye hizmet alanı sınırı olmasıdır. Ya da en azından ilk etapta mücavir alan sınırlarının genişletilmesi gerekir. Bu durum tıpkı büyükşehir belediyelerinde olduğu gibi il belediyelerimiz için de büyük bir fırsat olacaktır. Düzenleme ile bütün illerimiz, hem planlama-denetim kontrol hem de daha etkin yönetilmesi ve belediye hizmetleri sunulması bakımından daha sağlıklı bir yapıya kavuşacaktır.Bu sayede, ülkemizdeki bütün illerde, belediyeler arasındaki çok başlılık önlenirken, illerin bir bütün olarak ve daha doğru planlanması sayesinde, bu illerdeki iş hacmi, iş potansiyeli ve hizmet üretme ve proje yapma kapasitesi çok daha fazla artacaktır. Ayrıca, ülkemizde hem demokrasinin daha da güçlenmesine neden olacak hem de halkın yerel yönetimlere daha etkin bir şekilde müdahil olmasını ve katkı vermesini sağlayacaktır.

Bütün bunlar yapılırken, belediyeciliğimizin daha da güçlendirilmesi bakımından bir şeyin daha yapılması elzemdir. Bu da ülkemizdeki bütün illerdeki köylerin en yakın olduğu belediyeye bağlanarak bu belediyelerin mahallesi olmasıdır. Böyle yapıldığı takdirde, hem ülkemizdeki bütün vatandaşlara belediye hizmetleri verilecek hem de küçük ilçe belediyeleri bu sayede daha güçlü bir yapıya kavuşacak ve kapatılma riskleri ortadan kalkacaktır. Ayrıca ülkemizdeki bütün illerde bir bütün olarak nazım imar planları, çevre düzeni planları ve diğer planlamalar yapılacağı için ülkemizdeki arazi kullanım oranı hızlı bir şekilde artacaktır. Yine köylerimizde yaşanan problemlerin çözülmesini ve köylerimizin en etkin ve verimli bir şekilde gelişmesini ancak belediyecilik yapısı içerisinde sağlayabileceğimize inanıyorum. Bu süreç tamamlandığında ülkemiz sıçrama yaparak gelişmiş ülkeler seviyesine doğru ilerlerken birkaç basamak birden atlayacak, çok daha etkin bir şekilde gelişme sağlayacaktır.Burada, böyle bir düzenlemenin yapılmasına itirazlar olacaktır.

Bu itirazlardan birincisi, doğu ve güneydoğu bölgesindeki belediyelerin güçlenmesine bağlı olarak, doğuda bölücü ve ayrılıkçı yapıların güç kazanacağı gerekçesidir.   Yıllarca da hep bu gerekçe gösterilerek yerel yönetimlerdeki gelişmelerin önüne geçilmiştir. Hâlbuki ülkemizin bölücülük ve terörle mücadelesi, ülke güvenliğinin sağlanması meselesi yerel yönetimlerden ayrı bir konudur. Hükümetlerin bu alanda alınması gereken bütün kararları alması ve yapılması gereken bütün çalışmaları yapması için önünde hiçbir engel yoktur. Devlet yönetimi her konuda olduğu gibi özellikle bölücülük ve terör konusunda da hiçbir zafiyeti kabul etmez. Tam tersine yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, demokratik taleplerin karşılanması, bölgenin ekonomik açıdan geliştirilmesi ve halkın bu konularda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi terör ve bölücülüğün panzehiri ve teröre karşı mücadele etmenin en önemli yoludur.

İkinci itiraz, il belediyelerinin hizmet alanlarının il sınırları olmasına ve bütün köylerin en yakınındaki belediyelere bağlanmasına dayalı olarak il genel meclislerinin ve il özel idarelerinin durumunun ne olacağı konusudur. İl genel meclisleri ve il özel idareleri halen illerde mücavir alanlar dışına ve köylere hizmet götürmek için çalışmaktadır. İllerimizde mücavir alan sınırlarının kalkmasına ve köylerin en yakınındaki belediyeye bağlanarak belediye kapsamına alınmasına paralel olarak, il genel meclisinin ve il özel idarelerinin görevlerinin önemli bir kısmı belediyeler tarafından üstlenilmiş olacaktır. Ayrıca bir ilde hem belediye meclisi hem de il genel meclisi gibi iki ayrı şehir meclisinin olması çift başlılığa da sebep olmaktadır. Bunun yerine illerimizde, il genel meclislerinin kaldırılarak tek şehir meclisinin belediye meclisinin olmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Üçüncü itiraz ise; özellikle köylerin en yakındaki belediyelere bağlanması sonucunda, köylerin belediye kapsamına alınmasına köylülerin pek sıcak bakmayacağının öne sürülmesi, köylülerin emlak vergisi, temizlik vergisi gibi vergileri veremeyeceği, belediyecilik düzenlemelerine köylülerin uyamayacağı gibi bir yaklaşımın sergilenmesidir.

Bu itirazlar haklı gibi görünse de özünde haklı itirazlar olarak kabul etmek mümkün değildir. Eski alışkanlıkları, eski yapıları ve eski statüleri hep olduğu gibi koruyarak devam ettirmek, doğru bir yaklaşım değildir. Bu düzenlemelerin yapılması sonucunda, ilk zamanlarda belirli sıkıntılar ve problemler yaşanacaktır. Önemli olan problemlerden kaçmak değil, problemleri ertelemeden çözerek, doğru yolda devam etmektir. Bu dönüşümler, eski geleneksel anlayışlarla hayvancılık ve tarım yapma alışkanlıkları yerine, belediye hizmet mantığıyla köylerin altyapısını güçlendirip, daha bilimsel hayvancılık ve tarım yapılması için fırsat olarak görülmelidir.

Ayrıca belediye kapsamına alınan köylerden belirli bir dönem vergi de alınmayabilir. Amaç, vergi toplamaktan önce üretimi artırmak olmalıdır. Halkın temsilcileri; halka rağmen değil, halkın gerçeklerini bilerek,  halkla birlikte; halkın ihtiyaçlarına ve gerçeklerine uygun kararlar alarak bu problemleri çözeceklerdir. Dahası, problem olarak görülen bu konular, bir fırsata dönüşecek, köylerimizin yaşam kalitesi, üretim kapasitesi artacak, zaman içerisinde irili ufaklı kasabalar haline dönüşecektir. Konuyla ilgili daha başka itirazlar da öne sürülebilir. Bu itirazların haklı yönleri de olacaktır. Eğer hedef; daha doğru, iyi ve güzele ulaşmaksa, bütün fırsatları değerlendirmek için çok gayretli olmak ve çok çalışmak gerekiyor.

Belediyeciliğimizin dolayısıyla ülkemizin geleceği açısından, yerel yönetimlerle ilgili yapılması gerekenleri şu üç adımda belirleyebiliriz. Birinci olarak; bütün büyükşehirlerde mücavir alan sınırlaması kaldırılırken yani büyükşehir il sınırları belediye hizmet alanı olarak belirlenirken; bu şehirlerdeki bütün köylerin de en yakındaki belediyeyebağlanarak, belediye kapsamına alınmalıdır.

İkincisi; ülkemizdeki bütün illerde mücavir alan sınırları kaldırılarak bütün illerin il sınırları belediye hizmet alanı sınırı olmalıdır. Buna bağlı olarak yine ülkemizdeki bütün illerdeki köyler, kendisine en yakın belediyeye bağlanarak belediye kapsamına alınmalıdır.

Üçüncü olarak da bir sonraki aşamada bütün iller tek bir belediye yasasına, büyükşehir belediye yasasına tabi olarak yönetilmelidir. Burada ülkemizin şartlarına ve halkımızın ihtiyaçlarına ve belediyeciliğimizin gelişim evrelerine paralel olarak, dünyadaki belediyecilik uygulamalarını örnek alarak ve bu alanda yaşanan tecrübelerden de yararlanarak ihtiyaçlara uygun bir şekilde 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu yeniden revize edilmelidir.

Bütün bunlar gerçekleştiğinde yapısal  ve kurumsal olarak belediyeciliğimiz daha güçlü hale gelecektir. Böylece bütün illerimizde merkezde güçlü bir belediye; şehri bir bütün olarak planlayan, ilin çevre düzeni ve nazım imar planlarını yapan, bölgesel planların oluşmasında rol sahibi ve ilin sahip olduğu potansiyeli harekete geçiren ve ilin her metrekaresini en iyi şekilde değerlendiren bir il belediyesi var olacaktır. Bu yapıya bağlı olarak, ilin sınırları içerisinde bütün vatandaşlara belediye hizmetlerinin en etkin ve verimli  bir şekilde sunulması için ise ilçe belediyeleri hizmet sunmaya devam edecektir. Belediyeciliğimizin geleceği açısından, yukarıda belirtilen düzenlemeler yapılmadığı takdirde; köyden şehre devam eden göçler ve buna bağlı olarak şehirlerimizde yaşanan problemler devam edecektir. Yine ülkemizde arazi kullanım oranının düşük olmasına bağlı olarak ülkemizin üretim potansiyeli daha etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilememiş olacaktır. Ayrıca vatandaşlarımızın önemli bir kısmı belediye hizmetlerinden mahrum kalmaya devam edecek, bu duruma bağlı kültürel, sosyal ve ekonomik ve daha başka problemler ortaya çıkacak ve bu problemler sürekli artacaktır. Sonuçta ülkemizin daha hızlı ve verimli bir şekilde kalkınarak güçlenmesi durumu sürekli ertelenmiş  olacaktır.

Belediyecilik hizmetleri vatandaşlara hizmet sunmada; zamana, şartlara, teknolojik imkânlara ve vatandaşların ihtiyaçlarına göre her zaman gelişen, değişen ve farklılaşan yapısını sürdürecektir. Önemli olan her alanda olduğu gibi bu alanda da süreçleri iyi takip ederek gerekli düzenlemeleri, ilke ve kararları yerinde ve zamanında alarak iyi bir strateji ile hareket etmektir.

 


Etiketler