Header

Tohumu koru, su ve tarım alanlarına havzalarına sahip çık!

20 Ekim 2017 Dergi: Eylül-Ekim 2017

İklim değişikliğine bağlı olarak yaşanılan olumsuzlukların kentlerde verdiği zarara geçtiğimiz sayımızda açıkladığımız bir raporda değinmiştik. Yine geçtiğimiz günlerde iklim değişikliğinin etkileri üzerine Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) tarafından da, “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Tarımda Sürdürülebilirlik” raporu bu tehditle tarımın karşılacağı etkileri ortaya koydu.

Raporun sunumunu yapan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “İş işten geçmeden sürdürülebilir bir tarım ve gıda güvencesi için günübirlik politikalara göre değil, uzun vadeli ve bilimsel bir yaklaşımla şimdi harekete geçmeliyiz” dedi. Prof. Dr. Kadıoğlu, şehir kurulacak, fabrika yapılacak, su ve tarım arazisi olarak kullanılacak alanların iklime göre belirlenmesi ve buraların çakıl taşına kadar korunması gerektiğini söyledi. Bunlar yapılmadığı takdirde bizi daha fazla gıda ithalatı, daha pahalı gıda ürünleri ve daha fazla köyden kente göç ve işsizlik artışı beklediğine dikkat çeken Kadıoğlu, rapordan bazı önemli başlıkları da şöyle açıkladı:

  •          “Türkiye’de hava sıcaklıkları en kötü iklim senaryosuna göre 2100 yılına kadar yaz aylarında 4-7 °C aralığında artacak. En yüksek sıcaklık artışları; Güneydoğu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde meydana gelecek.
  •          Toplam yağış̧ miktarlarında, Karadeniz Bölgesindeki 150 mm civarındaki küçük artış hariç, 2050’den itibaren özellikle kış aylarında 250-300 mm’ye varacak olan azalmalar yüzünden, Ege ve Akdeniz kıyılarında, Güneydoğu ve Doğu bölgelerinde yağış eksikliği/kuraklık yaşanacak.
  •          Karla kaplı alanlarda, kar yağışlı gün sayısı ve kar yağışı miktarlarında azalmalar olacak, kıyılarımızda deniz su seviyesi yükselecek.
  •          Meteorolojik afetler, Türkiye’nin güneyinden kuzeyine doğru sayı ve şiddet bakımından artış̧ gösterecek.
  •          Artan nüfus, iklim değişikliği ve azalan su kaynakları nedeniyle kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının ~1.000 m3’ün altına inmesi ile Türkiye’nin ‘su fakiri’ olması bekleniyor.”

Rapor, ülkemizin tarım ve gıda üzerine beklediği tehlikeyi ortaya koyarken, yine geçtiğimiz günlerde düzenlenen Sürdürülebilir Gıda Konferansı’nda da iklim değişikliği ile etkilenen gıdanın sürdürülebilir geleceği için göçün önlenmesi ve kırsalda istihdamın desteklenmesi gerektiği vurgulandı.

İklim değişikliği önlenemez bir gerçek. Bunun için doğru politikalar ve uzun vadeli bilimsel planlar, doğru yerel yönetim politikaları bu konuyu en az hasarla karşılamamızı sağlamada olması gerekenler. Devlet ve yerel yöneticilere düşen bu görevleri layığıyla yapmak. Sırbistan’dan gelen eti, Kosta Rika’dan gelen kavunu yemek istemiyorsak, vatandaş olarak bize de düşen görev de toprağımıza gözümüz gibi bakmak.

Özetle, tohumu koru, su ve tarım havzalarına sahip çık!

 

Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere…