Slider Altına

Hazır değiliz!

31 Ekim 2019 Dergi: Eylül-Ekim 2019

Geçtiğimiz sayıda 1999 Marmara Depremi’nin 20. yılına özel olarak hazırladığımız dosya konusunu yayınlamamızın üzerinden henüz birkaç gün geçmişken İstanbul 5.8’lik depremle sarsıldı. Beklenen ama hep çok uzakmış gibi gözüken, 20 yıldır ne yapılması gerektiği konusunda yazılan çizilen ancak başımıza geldiğinde ne yapacağımızı bilmeden çaresizlikle sağa sola koşturduğumuz depremi neyse ki can kaybı olmadan yeniden hatırladık. Ve gördük ki konuşulan, yazılan, açıklanan herşey teoriden ibaretmiş. 5.8 şiddetinde yaşadığımız depremde yollar kilitlendi, iletişim ağları çöktü ve insanlar çaresizce toplanma alanları bile bulamayarak, bulabildikleri küçücük açık alanlarda kendini güven altına almaya çalıştı! Beklenen büyük İstanbul depreminde neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Deprem sonrası gündemde olan en önemli konu ise toplanma alanlarıydı. AFAD bu konuya ilişkin yaptığı açıklamada toplanma alanı sayımızın 2 bin 864 adet olduğu bilgisini verdi. Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası ise 2002 yılında belirlenen 496 alanın dörtte üçünün imara açıldığını ve bu alanlarda yapılaşma yer aldığını bildirdi. Şu anda ise kriterleri karşılayan toplanma alanları sayısını 77 olarak açıkladı. Bu tartışma sonucunun neye vardığını bilmemekle beraber, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da 800 yeni toplanma alanı belirlediklerini ve bu konu hakkında çalışmalara başladıklarını ifade etti. Konuya ilişkin hazırladıkları afet planını da Belediye Meclisi’nde gündeme getirdi. Bir an önce bu konuda yol alınması hepimizin içini biraz olsun rahatlatacak, yaşanacak gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz.

Bunun sonucu olarak bir kez daha gördük ki depreme hazır değiliz. Halk olarak bilinçli değiliz, kamu kurumlarının çalışmaları bu konuda yeterli değil, iletişim altyapısının bunun için hazırlığı yok, binalar hala çürük… Yapmış olmak için birşeyleri yapmanın kimseye bir faydası olmayacak. “Bir şey olmaz” mantığı yaşayacağımız can ve mal kaybının yanı sıra zaten çok da iyi durumda olmayan ülke ekonomimizin  tamamen çökmesine sebep olacak. Bu konuda gerçekten sistemli, ihtiyaçları belirleyerek planlar yapılması hayat kurtaracak. Harekete geçme zamanı!

Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere…

Didem TAŞBAŞI