Header

Devlet ve yerel yönetimler arasında sağlam bir koordinasyonun önemi, böyle bir zamanda çok daha net ortaya kondu

21 Nisan 2020 Dergi: Mart-Nisan 2020

Belediyeler… Gündelik, sıradan bir hayatın “hay huyu”nda ne zaman işimiz düşer ve bize ne gibi hizmetler sunar? Çöplerimiz toplanır, ağacımız devrilecek gibi olsa onu ararız, nikâh ve cenaze işleri de onda. İşte tüm bunlar, sıradan zamanların, kimseciklerin anlamına odaklanmadıkları “öylesine” faaliyetler... Ama bir şey oldu ve öylesine hızlı oldu ki, dünyanın hiçbir ülkesi, Türkiye dahil, bunun için, bırakın Ğ planını, A planına bile sahip değildi. COVID-19: Sadece bir virüs değil, insanlık tarihinin, “insanlığın” sınavı ve yerel yönetimlerin insanlar için hangi hizmetleri sunduğunun bir “turnusol kağıdı”. Şimdi, üniversite mezunu, “kuru zamanların” eliti! kişiler, market yağmalıyorken, panik duygularına gem vuramaz ve evrim kurallarını sorgulamamıza neden oluyorken şunu anlıyoruz: “COVID-19: İnsanlığın kaldığı bir sınav oldu”. Herkes, firmalar, kurumsal tanıtım mesajları “evde kalın” diyor. Tabii ki evde kalın! Çöpleriniz atılıyorsa, 65 yaş üstü insanlarınızın “ev dışındaki ihtiyaçları”nın karşılanmasını sağlayabiliyorsanız, yani Yerel Yönetimler iş başında ise evde kalın.

Dünyanın hemen her yerinde COVID-19 gündemi doğrultusunda belediye hizmetlerinin güvenli sürdürülebilirliği tartışılıyor ve farklı çözümler uygulamaya alınıyor. Ülkemizde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü, birbiri ardına genelge yayımladı. Sonuncu (23 Mart 2020/Korona Virüs_Covid-19 Genelgesi-2020/8) genelgede, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Koronavirüs Bilim Kurulu’nun “mezkûr hastalığın ülkemizdeki yayılımının önlenmesine dair tavsiyeleri hasebiyle ilave tedbirlerin alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur” denmiş ve bu ilave tedbirler üç başlık altında toplanmıştır: Nikâh işlemleri, 65 yaş ve üstü vatandaşlarımızın toplu taşıma hizmetleri ve atıkların toplanması. Bir A4 kağıda sığan ilave tedbirler için olabilecek en geniş genelleme cümleleri yer almıştır: “Çevreye atılan veya bırakılan ya da atılması zorunlu olan herhangi bir madde veya materyalin toplanmasında azami hijyeni sağlamaya yönelik tedbirler alınması,...Tıbbi atıkların toplanması, taşınması, sterilizasyonu sürecinde daha hassas davranılması…” gibi.  

CÖ’de (Covid Öncesi), yani normal ve güzel zamanlarda “sosyal” hizmetlerin büyük bir kısmı yerel yönetimlerce sağlanmakta. Ancak böylesi olağandışı durumlar için merkezi ve yerel yönetimlerin (ve mümkün olan tüm kurum ve kuruluşların) güçlü bir işbirliği içinde olması gerekiyor. Covid-19 ile mücadelenin gücü, işte bu işbirliğinin gücü kadar olacak. Bu, siyasetler-üstü bir dönem olduğu için, sadece el temizliğinde değil, söylemler ve tutumlarda da siyasetten arındırılmış “hijyenik” bir yaklaşım, büyük önem taşımaktadır. “El ele, hep birlikte” sözcükleri, sözcük olmaktan çıkıp ete kemiğe bürünmelidir. Avrupa Komitesi Yerel ve Bölgesel Demokrasi (CDLR)
Raporu’nda; merkezi ve yerel yönetimlerin halka yardım etmek için işbirliği yapmaları konusunun altı belirgin biçimde çizilmiş ve “Paylaşılan yeterlilikleri yerine getirirken, vatandaşların ihtiyaçlarına etkili bir şekilde cevap verebilecek en yakın seviye seçilmelidir” denmiştir.  Merkezi ve yerel yetkililer arasındaki işbirliği ilkesi, birçok Devletin anayasal veya yasal hükümlerinde (Finlandiya, Litvanya, Portekiz, İspanya) mevcuttur. Bu ilkenin temelinde karşılıklı anlayış ve vatandaşların yararına destek için genel bir görev anlayışı vardır. Karşılıklı bilgi ve istişare ilkesi (Litvanya, Norveç, Slovak Cumhuriyeti, İspanya, İsviçre), yerel ve merkezi otoriteler arasındaki etkileşimlerde tanımlanabilecek iyi uygulamaların çoğunun temelini oluşturmaktadır.
Özetle, bir şarkının sözlerindeki gibi “Bu da geçer, neler neler geçmedi ki” ama nasıl geçecek ve Covid’den geçip gerçek yardımlaşma, dayanışma, insanlık sınavından kalacak mıyız? İşte bu da bir başka merak konusu…

e-Belediye Dergisi