Header Reklam
Header Reklam

Hiç bitmeyecek bir hikâye: İstanbul’da toplu taşıma çalışmaları – 2 Toplu taşımada vedalar ve yeni sayfalar

02 Kasım 2016 Dergi: Eylül-Ekim 2016
Hiç bitmeyecek bir hikâye: İstanbul’da toplu taşıma çalışmaları – 2 Toplu taşımada vedalar ve yeni sayfalar

Geçen sayıda içine girdiğimiz İstanbul’un toplu taşıma hikâyesinde yol almaya devam ediyoruz. 1950 durağında inmiştik. Şimdi tekrar otobüse biniyor ve 2000’lere doğru yola çıkıyoruz.

1950’lere kadar tramvayların başrol oynadığı toplu taşımada bu tarihten itibaren özellikle otobüslerin hâkimiyetine tanıklık edeceğiz. 2000’li yıllara kadar 50 yıllık sekansta otobüsler yükü omuzlayıp taşımışlar. 2000’lerden sonra ise metrolar, metrobüsler, Marmaraylar daha revaçta. Ancak biz yine de yıllarca kahrımızı çeken otobüslere hakkını verelim ve selam edelim 127’lere, 110’lara, 500T’lere ve daha nicelerine…

Nerede kalmıştık? 1950 durağında ve biraz soluklanmıştık değil mi? Şimdi tekrar yola koyulalım. Bu sefer tramvaydan ziyade otobüse bineceğiz. Şimdiden söylemesi…

1951 yılında İETT, altının çizilmesi gereken iki önemli çalışma yapar. Bunlardan ilki, Vali ve Belediye Reisi Fahrettin Kerim Gökay tarafından eğitim alması için 6 aylığına Fransa’ya gönderilen Doktor Abbas Erdoğan Noyan’ın açtığı ilk psikoteknik laboratuvardır. İETT Şişli Garajı’nda açılan laboratuvardaki tüm ölçüm aletleri Fransa’dan getirilir. Diğer çalışmada da yine Fransa etkisine rastlarız. İETT ve İTÜ, İstanbul’da kent içi ulaşım problemlerini incelemesi ve üzerine çalışması amacıyla Paris Taşıt İşletmeleri (RATP) müdürünü ülkemize davet eder. Yapılan çalışmanın neticesinde “İstanbul Yolcu Nakliyat İşleri Etüdü Raporu” yayımlanır. 1951’in bir diğer önemli çalışması da 22 kilometrelik İstanbul Çevreyolu’nun (E5) yapımına başlanmasıdır.

1953’ün 1 Ağustos’u, Tünel bağlantılı tramvay hattının işletmeden kaldırıldığı tarih olarak kayıtlara geçer. İlerleyen tarihlerde, bu işletmeden kaldırılma furyasına, Taksim-Eminönü, Kadıköy-Moda, Kadıköy-Bostancı ve Üsküdar-Kadıköy’ün de eklendiğini görüyoruz.

Fransa Paris Ulaşım İşletmesi’nin (RATP) adı 1954 yılında tekrar zikredilmeye başlanır. Zira RATP, Fransız firma SGTE ile birlikte İstanbul için Metro Etüdü’nü başlatır. Bu çalışma, Bayındırlık Bakanlığı’nın onayında gerçekleştirilir.

Aynı yıl İETT tarafında da oldukça hareketli günler yaşanır. Üsküdar-Kadıköy Halk Tramvayları Şirketi, tüm tesisleriyle İETT’ye devredilir. Yine İETT atölyelerinde, yerli malzeme ve işçilikle, hava frenli ve otomatik kapılı elektrikli tramvayların bir benzeri yapılır.

1954’ü bitirmeden şunu da not edelim: İstanbul Belediyesi’nin dolmuşçuluğu resmen tanıdığını beyan ettiği ve ilk tarifeyi kabul ettiği tarih de kayıtlarda 1954 olarak yer bulur.

İstanbul’un toplu taşıma tarihinde 1955 yılı, “İtalyan” ve “Fransız” kelimelerinin sıklıkla telaffuz edildiği yıl olur. Nedeni şudur ki, o yıl İtalyan Ansaldo San Giorgio firmasına ilk troleybüs siparişi verilir; Fransız SGTE firmasına da Metro Projesi yaptırılır. 1955’e dair bir diğer önemli not da Galata Köprüsü’nden tramvay geçişlerinin sona erdirilmesidir.

Aradan geçen 2 yılın ardından 1957’de İstanbul’a gelen turistlere yönelik bir adım atılır. Latille Floirat marka otobüsler, turistik gezi amaçlı olarak kullanılmaya başlar. Yine aynı yıl 80 otobüs kapasiteli Topkapı Garajı açılır.

1959: Kadın biletçiler göreve başlar

1959 yılı İETT tarafından atılan çok farklı ve ince bir adıma şahitlik eder. Aslen mimar olan ve estetik konusundaki titizliği ile bilinen İETT Genel Müdürü Sedat Erkoğlu, otobüslerde daha nezih bir ortam oluşacağı ve arada sırada da olsa çıkan tartışmaların, münakaşaların son bulacağı düşüncesiyle kadın biletçilere istihdam sağlar.

1955 yılında siparişi verilen İtalyan Ansaldo San Giorgio marka troleybüs 1961’de Eminönü-Topkapı hattında deneme seferi yapar. Troleybüsün ihtiyaçları karşılar ve bunun bir sonucu olarak 76 tane daha troleybüs satın alınır.

12 Ağustos 1961: Avrupa Yakası’nda tramvaylara veda

Takvimler 1961’in 12 Ağustos’unu gösterdiğinde İstanbul’un batıya bakan yakası tramvaylara veda eder. Defne dallarıyla süslenmiş tramvaylar Şişli’deki depodan çıkarılır. 128 numaralı tramvayın arkasına dizilmiş 6 tane daha tramvay, bir geçit töreniyle İstanbul’a veda eder. Tramvay denilen bu araçlar öylesine işlemiştir ki şehrin kanına, tören boyunca insanlar gözyaşlarına boğulurlar.

1965 yılında İETT imajını yeniler ve renk değişimine gider. Artık kırmızı kuşaklı krem zemin yerine üst kısmın krem, alt kısmın kırmızı olmasına karar verilir.

1966 yılına gelindiğinde İETT kendi için farklı bir yapı oluşturur. İETT Matbaası’nı kurarak otobüs biletlerinin basımına başlar. Yine 1966 yılında, İstanbul’da plaka sayısı; Taksi:15 bin 200 adet, Dolmuş Taksi: 705 adet olarak dondurulur.

Şüphesiz 1966’nın en önemli gelişmesi ise, 14 Kasım’da Anadolu Yakası’nda elektrikli tramvayların son seferini yapmış olmasıdır.

1968: Tosun’un yapımına başlanır

Ağustos 1968’de İETT atölyelerinde hareketli günler yaşanmaya başlar. Bunun sebebi, tamamen İETT’ye bağlı çalışan ustaların eseri olan ilk Türk troleybüsü Tosun için çalışmaların başlamış olmasıdır. Hâli hazırda 100 araca sahip olan filoya 101 kapı numarasıyla Tosun da eklenir. Tosun, ilerleyen 16 yıl boyunca İstanbullulara hizmet verecektir.

1968 yılı, yapılan yeni bir uygulama ile de dikkatleri çeker. O yıl alınan bir karar neticesinde İstiklal Madalyası sahipleri İETT otobüslerinden ücretsiz olarak yararlanmaya başlar. Yine aynı yılın 25 Kasım’ında yenilenme ve elektriklendirme faaliyetleri nedeniyle Tünel geçici bir süre hizmete kapatılır.

1971 yılı da olukça hareketlidir. Sırasıyla; İETT Taşıtlar Dairesi Reorganizasyon Etüdü yapılır,  Sovyet Technoexport firmasına İstanbul Metro Etüdü yaptırılır ve İTÜ’nün İETT için hazırladığı İstanbul Şehri Kamu Taşıma Etüdü yayınlanır.

1968 yılında çalışmalarına başlanan Elektrikli Tünel, 1971’de nihayetlenir. Aynı yılın 2 Kasım’ında Elektrikli Tünel’in resmi açılışı gerçekleştirilir. 9 Kasım itibarıyla da Tünel, yeni hâliyle hizmet vermeye başlar.

1973: Boğaziçi Köprüsü açılır

Türkiye Cumhuriyeti’nin 50. yıldönümü İstanbul ve Türkiye için çok önemli bir olaya şahitlik eder. Avrupa ve Anadolu Yakası’nı birleştiren Boğaziçi Köprüsü, 29 Ekim 1973 tarihinde açılır. Köprü, Alman Hoctief ve İngiliz Cleveland firmaları tarafından yapılır.

1977 yılı 1 Mayıs kutlamaları dolayısıyla Tünel’de çok ciddi bir yolcu sirkülasyonu olur. Normal bir güne göre 2 katı yolcu olunca aracın amortisörleri patlar. Araç acilen 2 gün sürecek bir bakıma alınır.

1978: 30 kişinin öldüğü otobüs kazası

16 Haziran 1978, İETT tarihin en elim olaylarından birinin yaşandığı tarih olarak kayıtlara geçer. 40 numaralı hat olan Taksim-Sarıyer otobüsü Tarabya’da denize uçar. Kazada 30 vatandaşımız vefat eder.

Yine 1978 yılında, İETT araçlarında mesafeye bağlı kıtalı bilet sistemine son verilir. Bütün mesafelerde geçerli olacak tek tip, paralı-kumbaralı bilet uygulamasına geçilir. Bununla beraber biletçi kadroları da tasfiye edilir.

Aradan geçen 365 günün ardından, İETT filosuna ilk körüklü otobüsler yani Ikaruslar katılır. Aynı sene içerisinde Boğaz Köprüsü geçişleri için de çift tarife uygulamasına geçilir. Yılın ortasında (13 Haziran) bir de pilot uygulama başlatılır. Buna göre, Taksim-Levent tercihli yol otobüslerinde ilk biletçisiz-kumbaralı sistemin deneme uygulamasına başlanır.

1980: Sadece bilet

1980’le birlikte aylık mavi kart uygulamasına geçilir. İETT araçlarında yolcuların yolculuk bedeli olarak para ödemesi dönemi de 1980 itibarıyla son bulur. Artık sadece kâğıt bilet kullanılarak yolculuk edilebilecektir. Üniversitelerle iş birliği içerisinde olan İETT, beri yandan bu yıl içerisinde Boğaziçi Üniversitesi’ne Ulaşım Projesi yaptırır.

12 Eylül 1981, İETT tarafında “ekspres sefer” deneme seferlerine başlanılan tarih olur.

9 Eylül 1982’de yapılan yasa değişikliği ile İETT eliyle yürütülen tüm elektrik hizmetleri Türkiye Elektrik Kurumu’na (TEK) devredilir. Bir 7 gün sonrasında ise, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) eşgüdümünde yapılan çalışmalar sonucunda “Ulaştırma Ana Planı” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. 1982’nin bir diğer önemli gelişmesi de İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin Özel Halk Otobüsleri (ÖHO) ile aldığı karar olur.  İBB, ÖHO’nun bir yönetmelik çerçevesinde yaygınlaştırılması kararını alır. Bunun neticesinde 100 adet otobüs alımı için ihaleye çıkılır ve DPT’den teşvik uygulama belgesi sağlanır.

Toplu taşımanın bir diğer ayağı minibüsler için 1983’te bir karar alınır. Buna göre, kent içi toplu taşımada 14 kişilik minibüsler trafiğe katılır. Yine aynı dönemde Taksim-Levent ve Kadıköy-Altıyol otobüslerinin yollarında bariyer uygulamasına geçilir. Otobüs durakları “500 metre mesafe” düsturuna göre yeniden düzenlenir ve bu düzenleme sonucu 112 durak kaldırılır. 1983’ün ortalarında ise İBB’nin özel isteği neticesinde havagazı üretim ve dağıtım faaliyetleri durdurulur.

“Etüt” hazırlatma geleneği 1984’te de devam eder. İETT, İTÜ’ye “Genel Ulaşım Etüdü”, DPT de Türk Mühendislik Müşavirlik ve Müteahhitlik A.Ş.’ye (TÜMAŞ) “İstanbul Belediyesi Otobüs İhtiyacı Etüdü” yaptırır.

 

1985: Biletler kumbara içerisinde yakılmaya başlar

 

1985, uzun bir süre boyunca otobüslerde ara sıra da olsa telaffuz edilecek “bu yanık kokusu nereden geliyor?” sorusunun sorulmaya başladığı tarihtir. Çünkü bu yılla birlikte kâğıt biletlerin toplanıp sayılması dönemi sona erer. Artık biletler kumbara içerisinde yakılmaya başlar. Yine aynı sene içerisinde Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararıyla ÖHO, İETT ile aynı bilet ve tarife kapsamına alınır. ÖHO biletlerinin İETT tarafından sayılarak ödeme yapılması esasa bağlanır. Senenin 1 Ekim’inde de 820 adet ÖHO’nun yönetim, yürütüm ve denetimi İETT’ye bağlanır.

 

1985’in bir diğer önemli gelişmesi de Karayolları Genel Müdürlüğü’nün Yeni Galata Köprüsü’nün inşasını STFA-Thyssen ortak girişimine ihale etmesidir. 

 

1986, İETT otobüslerinde egzoz gazı çıkışlarının aracın tavanının üstüne alındığı tarih olarak dikkat çeker. Yine bu sene alınan bir kararla öğrenci ve erlerin ardından öğretmenler de indirimli tarifeyle yolculuk etmeye başlar. 400 araç kapasiteli İETT Anadolu Garajı da bu dönemde işletmeye açılır.

 

1987’nin henüz başında Yeni Galata Köprüsü’nün temeli atılır. Aynı yıl İETT tarafında hakim ve savcılar da indirimli tarife kategorisine dahil edilir. Kamuoyunun tepkisi sonucu İstanbul’da kent içi ulaşım ücretleri (belediye otobüsleri, banliyö trenleri ve vapurlarda) yüzde 20-25 oranında indirilir. Yılın 20 Şubat’ında da bir pasif direniş karşımıza çıkar. İETT şoförleri, toplu sözleşme görüşmelerinin neticelenmemesi nedeniyle iş yavaşlatma eylemi gerçekleştirirler. Yine 1987 yılının yaz ayları ise toplu taşımada yeni bir alternatifin doğduğu zaman olur. Haziran ayı ile birlikte Bostancı-Kabataş arasında deniz otobüsü seferli düzenlenmeye başlar.

 

1988: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü hizmete açılır

 

1988, önemli projelerin hayata geçtiği yıldır. Bunlardan en popüleri ise Mayıs ayında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hizmete açılmasıdır. Tabii aynı yıl İstanbul Metrosu (Taksim-4.Levent) projesinin tamamlanması da atlanmaması gereken bir gelişmedir.

 

1989 yılında da metro faaliyetlerine devam edilir. Aksaray-Kartaltepe Hafif Raylı Sistemi açılır ve daha sonra Esenler’e kadar uzatılır.

 

1990 yılı çalışmaları İETT otobüslerinde yapılan renk değişimiyle başlar. Otobüslerin üst kısmı turuncu, alt kısmı ise mavi olur. İETT hat ağında aktarmalı sisteme geçilmesine bağlı olarak tek, çift ve kademeli bilet uygulaması başlar. Aksaray-Topkapı özel otobüs yolu güzergâhı hizmete açılır.

 

1990 Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yapılan değişikliklere de şahitlik eder. Bu yıl, İstiklal Caddesi trafiğe kapatılır ve yaya bölgesine dönüştürülür. Yine cadde üzerinde, Taksim’den Tünel’e uzanan hatta nostaljik tramvaylar İstanbullulara hizmet vermeye başlar.

 

1991’de İETT ve İTÜ ortak bir çalışma gerçekleştirir ve çift yakıtlı (doğalgaz+dizel) otobüs dönüşüm projesine başlarlar. 90’da başlatılan tek, çift ve kademeli bilet uygulamasından ise yaşattığı güçlükler nedeniyle 1 yıl sonra vazgeçilir. Eski uygulamaya devam edilir. 91’in kapısını kapatmadan o yıl 20 solo, 130 da körüklü Ikarus otobüs alındığını not düşeyim.

 

1992; Sirkeci-Aksaray hattında modern tramvayın hizmete girmesi, Yeni Galata Köprüsü’nün açılması ve 721 adet (696 solo, 25 körüklü) Ikarus marka otobüs satın alınması gibi olaylarla kayıtlara geçer.

 

1993 yılındaki çalışmalar, İETT’nin çift katlı otobüslerde çift bilet ve biletçili sisteme geçmesiyle başlar. İETT personel kıyafetlerinde de değişime gider ve bej kıyafetler yerini mavi kıyafetlere bırakır. Öte yandan otobüs alımları bu yıl da devam eder. 500 solo Ikarus, 14 de çift katlı Daf Optare otobüs satın alınır.  Yılın sonlarına doğru da doğalgazlı (çift yakıtlı) sisteme dönüştürülmüş 10 adet İETT otobüsü işletmeye verilir.

 

Özel Halk Otobüsleri’nde (ÖHO), İETT otobüslerinden ayrı bilet uygulamasına geçilmesi ve biletçiler vasıtasıyla otobüs içerisinde bilet satılmaya başlanması 1994 yılına rastlar. Aynı yıl İETT, 48 adet solo Ikarus ve 12 adet çift katlı Daf Optare otobüs satın alarak filosunu güçlendirir. 1994 yılında Hafif Raylı Sistem faaliyetleri de hızlıdır. Zeytinburnu-Bakırköy istasyonları hizmete açılır. Öte yandan Hızlı Tramvay da Otogar-Merter arasında hizmet vermeye başlar.

 

1995: Akbil devri başlıyor

 

1995 yılı oldukça yoğun geçer. İlk olarak 7 adet “duman ölçer” ve 5 adet “karbon temizleyici” cihaz İETT garajlarında kullanılmaya başlar. Öte yandan İETT, “yüzde 100 doğalgaz yakıtlı otobüs” projesi için çalışmalara başlar. Yine İETT otobüslerinde “mobil reklam” uygulamasının başladığı tarih de 1995’dir. Otobüslerin dış yüzeyi reklamlarla kaplanmaya başlar.

 

Bayramlarda ücretsiz taşımacılık uygulamasının başlaması ve engelli vatandaşlar için özel tasarımlı Berkhof marka 7 adet otobüs temin edilmesi de 1995 çalışmaları arasındadır. Tüm bunların ötesinde, şimdilerde toplu taşıma kullananların vazgeçilmez eşyası hâline gelen ve kaybolduğunda anlık depresyona sebebiyet verecek kadar önemli Akbil’in bir pilot çalışmayla kullanılmaya başlandığı yıl da 1995’dir.

 

1996 yılına İETT bünyesinde verilen eğitimler damga vurur. Verilen “İleri Sürücülük Teknikleri” eğitimleri neticesinde “Gör, Görül ve Hayatta Kal” ve “Farım da Açık Yolum da” sloganlarıyla yürütülen farkındalık çalışmaları oldukça etkili olur. İETT öncülüğünde başlatılan ve gündüzleri de farların açık tutulmasını içeren bu uygulamalar kısa bir süre içinde tüm Türkiye’de yaygınlaşır. 1996 yılında yaygınlaşan bir durum daha vardır ki o da Akbil kullanımıdır.

 

Renk konusundaki kararsızlık 96’da da sürer. İETT otobüslerinde tekrar renk değişimine gidilir ve eskiye (üst kısım bej, alt kısım kırmızı) dönülür. Aynı yıl önemli de bir karar alınarak, İETT’de yeni otobüs alımlarında teknik koşul olarak Euro II motor standardı getirilir.

 

1996 yılında imza atılan ilklerden bir diğeri de açılan “İETT Ücretsiz Danışma Hattı”dır. Hattın numarası 0800 211 60 68 olarak belirlenir. İETT’nin televizyonda yayınlanmak üzere (Kanal 7 televizyonunda) yaptığı ilk reklam sözleşmesi de 96 yılında imzalanır.

 

Euro II motor standardı ile ilgili verilen karar 1 yıl sonra meyvesini verir. Bu standartta çevreci motora sahip 136 adet otobüs satın alınır.

 

1998 ise, İETT hat tabelalarının dijital göstergeli hâle getirildiği yıl olur.

 

Devamı bir sonraki sayıda…

 

Kaynak:

www.iett.gov.tr / Kronolojik tarihçe (Hazırlayanlar: Zikrullah Kırmızı, Filiz Acar ve Prof. Dr. Vahdettin Engin)