Sayıştay Başkanlığı Raporu: “Belediyelerin yüzde 47’sinde atıksu tesisleri zamanında faaliyete geçmedi”

30 Ekim 2015 Dergi: Eylül-Ekim 2015

Sayıştay Başkanlığı tarafından yayınlanan “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Sayıştay Denetim Raporu”nun belediyelerin atıksu tesislerine dair bölüm oldukça çarpıcı bilgiler içeriyor. Rapora göre, 2014 Aralık ayı itibarıyla belediyelerin %47’sinde atıksu tesisi zamanında faaliyete geçmedi. 

Sayıştay Başkanlığı’nın “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Sayıştay Denetim Raporu”nun belediyelerde atıksu tesisleriyle ilgili bölümü, belediyelerin bu konudaki yetersizliğinin ve bu noktada devreye girmesi gereken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tavrının ortaya konması açısından son derece önemli bilgiler içeriyor. Bu bilgilere geçmeden evvel atıksu konusunda ilgili kanun ne diyor onu aktaralım: “Atıksuları toplayan kanalizasyon sistemi ile atıksuların arıtıldığı ve arıtılmış atıksuların bertarafının sağlandığı atıksu altyapı sistemlerinin kurulması, bakımı, onarımı, T.C. Sayıştay Başkanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu 8 ıslahı ve işletilmesinden; büyükşehirlerde 20.11.1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunla belirlenen kuruluşlar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, bunların dışında iskâna konu her türlü kullanım alanında valiliğin denetiminde bu alanları kullananlar sorumludur. 

…. Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle yükümlüdürler.

…. hükümleri yer almaktadır”.  

Raporda tam da bu noktada yer verilen ve “mevzuat hükmü gereği” diye başlayan paragraf da oldukça net: “Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler evsel katı atık bertaraf tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmekle, ayrıca arıtılmış atıksuların bertarafının sağlandığı atıksu altyapı sistemlerini kurmak ve işletmekle yükümlüdürler. Organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile çeşitli yerleşim birimlerinin de atıksu altyapı sistemleri kurma ve işletme sorumlulukları bulunmaktadır. Bu maddenin uygulanmasını sağlamak amacıyla adı geçen Kanun’un 24’üncü maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanunu’na 13.05.2006 tarihinde eklenen Geçici 4’üncü maddesinde; “Atıksu arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atıksu arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin plânlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve aşağıda belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır”.

Burada “peki, süreler neler?” sorusu ortaya çıkıyor. Raporda gerekli süreler ve bu sürelere riayet edilmediğinde yapılması gerekenler konusuna da geniş bir yer ayrılmış: “İşletmeye alma süreleri, iş termin plânının Bakanlığa sunulmasından itibaren; T.C. Sayıştay Başkanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu 9 belediyelerde nüfusu, 100 binden fazla olanlarda 3 yıl, 100 bin ila 50 bin arasında olanlarda 5 yıl, 50 bin ila 10 bin arasında olanlarda 7 yıl, 10 bin ila 2 bin arasında olanlarda 10 yıl, organize sanayi bölgeleriyle bunların dışında kalan endüstri tesislerinde ve atıksu üreten her türlü tesiste 2 yıldır. Halen inşaatı devam eden atıksu arıtma ve katı atık bertaraf tesisleri için iş termin plânı hazırlanması şartı aranmaz. Tesisin işletmeye alınma süresi bu maddede belirlenen işletmeye alınma sürelerini geçemez. Belediyeler, organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim yerleri bu hükümden yararlanmak için bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 3 ay içinde Bakanlığa başvurmak zorundadır.

Bu Kanunun 8’inci maddesi ile atıksu altyapı sistemlerinin ve katı atık bertaraf tesisleri kurma yükümlülüğü verilen kurum ve kuruluşların, bu yükümlülüklerini, bu maddede belirtilen süre içinde yerine getirmemeleri halinde; ‘belediyelerde nüfusu 100 binden fazla olanlara 50 bin TL, 100 bin ilâ 50 bin arasında olanlara 30 bin TL, 50 bin ilâ 10 bin arasında olanlara 20 bin TL, 10 bin ilâ 2 bin arasında olanlara 10 bin Türk Lirası, organize sanayi bölgelerinde 100 bin Türk Lirası, bunların dışında kalan endüstri tesislerine ve atıksu üreten her türlü tesise 60 bin TL idarî para cezası verilir’ denilmektedir. Madde hükmü gereği belediyeler, hâlihazırda faaliyette olan organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, atıksu arıtma ve katı atık bertaraf tesisleri kurulmasına ilişkin iş termin plânlarını 1 yıl içinde Bakanlığa sunmak zorundadırlar”.

“681 belediyenin 322’sinde atıksu arıtma tesisi zamanında faaliyete geçmedi”

Raporun atıksu tesisine sahip olan ve olmayan belediyelere ilişkin rakamsal veriler sunduğu bölümü de oldukça çarpıcı. Rapora göre, yazının bundan önceki bölümünde yer verdiğimiz sürelere uygun hareket etme noktasında ciddi sıkıntılar var. Öyle ki, nüfusu 10 binin üzerindeki toplam 681 belediyeden 322’sinde, yani yaklaşık %47’sinde atıksu arıtma tesisinin zamanında faaliyete geçmediği ortaya çıkıyor. Raporda bu bölüm aynen şöyle aktarılmış: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre 2014 yılı Aralık ayı sonu itibarıyla belediyelerde atıksu arıtma tesislerinin durumu şöyle: Nüfusu 100 bin kişi üzerinde 228 belediye bulunmakta olup, bu belediyelerin 191 tanesi atıksu arıtma hizmeti almaktadır. 6 belediyenin atıksu arıtma tesisi inşaat, 12 belediyenin atıksu arıtma tesisi ihale, 11 belediyenin atıksu arıtma tesisi ise proje aşamasındadır. 8 belediyede ise atıksu arıtma tesisi kurulmasına yönelik gelişme bulunmamaktadır. Bu veriyi incelediğimizde, 13.05.2010 tarihine kadar atıksu arıtma tesisini faaliyete geçirmesi gereken nüfusu 100 bin kişi üzerinde olan bu belediyelerden 37’sinin tesisini faaliyete geçirmediği görülmektedir. Nüfusu 100 bin-50 bin kişi arasında 111 belediye bulunmakta olup, bu belediyelerin 52 tanesi atıksu arıtma hizmeti almaktadır. 19 belediyenin atıksu arıtma tesisi inşaat, 6 belediyenin atıksu arıtma tesisi ihale, 15 belediyenin atıksu arıtma tesisi ise proje aşamasındadır. 19 belediyede ise atıksu arıtma tesisi kurulmasına yönelik gelişme bulunmamaktadır.

Bu veri incelendiğinde, 13.05.2012 tarihine kadar atıksu arıtma tesisini faaliyete geçirmesi gereken nüfusu 100 bin ilâ 50 bin arasında olan bu belediyelerden 59’unun tesisini faaliyete geçirmediği görülmektedir. Nüfusu 50 bin-10 bin kişi arasında 342 belediye bulunmakta olup, bu belediyelerin 116 tanesi atıksu arıtma hizmeti almaktadır. 65 belediyenin atıksu arıtma tesisi inşaat, 7 belediyenin atıksu arıtma tesisi ihale, 55 belediyenin atıksu arıtma tesisi ise proje aşamasındadır. 99 belediyede ise atıksu arıtma tesisi kurulmasına yönelik gelişme bulunmamaktadır. Bu veri incelendiğinde, 13.05.2014 tarihine kadar atıksu arıtma tesisini faaliyete geçirmesi gereken nüfusu 50 bin ilâ 10 bin arasında olan bu belediyelerden 226’sının tesisini faaliyete geçirmediği görülmektedir. Belediyelere ilişkin bu veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, nüfusu 10 binin üzerindeki toplam 681 belediyeden 322’sinde yani yaklaşık %47’sinde atıksu arıtma tesisinin zamanında faaliyete geçmediği görülmektedir”.

Katı atık bertaraf tesislerindeki durum nedir?

Sayıştay Başkanlığı’nın hazırladığı raporda katı atık bertaraf tesisleriyle ilgili de bilgi verilmiş. Raporda bu tesislerle ilgili bölüm şöyle: “Belediyelerde Katı Atık Bertaraf Tesislerinin Durumu: Nüfusu 100 bin kişi üzerinde 228 belediye bulunmaktadır. Belediyelerin dâhil oldukları ve katı atık bertaraf tesisi bulunmayan mahalli idare birlikleri sayısı 43’tür. 6360 sayılı Kanun sonrasında 43 birlikten büyükşehir statüsüne geçen 8 büyükşehir belediyesi bulunmaktadır. 43 belediye/mahalli idare birliğinden, 1’i işletmeye alınmış, 7 katı atık bertaraf tesisi inşaat, 6 katı atık bertaraf tesisi ihale, 17 katı atık bertaraf tesisi ise proje aşamasındadır. 12 mahalli idare birliğinde ise katı atık bertaraf tesisi kurulmasına yönelik gelişme bulunmamaktadır. Nüfusu 100 bin-50 bin kişi arasında 111 belediye bulunmaktadır. Belediyelerin dahil oldukları ve katı atık bertaraf tesisi bulunmayan mahalli idare birlikleri sayısı 16’dır. 16 belediye/mahalli idare birliğinden, 1 katı atık bertaraf tesisi inşaat, 4 katı atık bertaraf tesisi ihale, 8 katı atık bertaraf tesisi ise proje aşamasındadır. 3 mahalli idare birliğinde ise katı atık bertaraf tesisi kurulmasına yönelik gelişme bulunmamaktadır. Nüfusu 50 bin-10 bin kişi arasında 342 belediye bulunmaktadır. Belediyelerin dahil oldukları ve katı atık bertaraf tesisi bulunmayan mahalli idare birlikleri sayısı 5’tir. 5 belediye/mahalli idare birliğinden, 1 katı atık bertaraf tesisi ihale, 2 katı atık bertaraf tesisi ise proje aşamasındadır. 2 mahalli idare birliğinde ise katı atık bertaraf tesisi kurulmasına yönelik gelişme bulunmamaktadır.

Çevre Kanunu’nun 2’nci maddesinde de belirtildiği üzere; çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütünü çevrenin korunmasını ifade eder. T.C. Sayıştay Başkanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu 12 Kanun koyucu, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun ‘Kirletme Yasağı’ başlıklı 8’inci maddesi ile her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmayı yasaklamıştır. Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda ıslahı, korunması ve geliştirilmesi süreci ‘Sürdürülebilir Çevre’ olarak literatürde tanımlanmaktadır. Türkiye olarak taraf olunan uluslararası sözleşme hükümleri ve Avrupa Birliği direktifleri de dikkate alındığında çevre küresel anlamda kamu malı niteliğindedir. Bu nedenle çevrenin korunması ile ilgili olarak kanunlarla yükümlülük altına alınan konularda ilgili kurum ve kuruluşların sorumlulukları bulunmaktadır. Yukarıda ifade edilen Çevre Kanunu Geçici 4’üncü madde hükmü gereği atıksu arıtma tesisi ile katı atık bertaraf tesisini faaliyete geçirmemiş olan çok sayıda belediye ve OSB’ler bulunmaktadır. Bakanlık verileri üzerinde yapılan incelemelerde OSB’lere herhangi bir ceza kesilmediği, belediyelere kesilen cezalara ilişkin verilerin de sağlıklı tutulmadığından hangi belediyelere ceza kesildiği ve bunların tahsilat durumu anlaşılamamaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sorumlulara idari para cezası uygulamakla birlikte uluslararası düzeyde kamu malı sayılan çevrenin korunmasını teminen zorunlu hale getirmiş olan atıksu arıtma tesisi ile katı atık bertaraf tesisi kurma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olan sorumlu belediye ve OSB’ler üzerinde gerekli takibi yapması ve bu kurum ve kuruluşların en kısa sürede söz konusu tesisleri faaliyete geçirmelerine yönelik Kanun ile Bakanlığa verilmiş görevleri tamamıyla uygulaması gerektiği düşünülmektedir”.

Kamu idaresinin cevabı

Sayıştay Başkanlığı’nın hazırladığı raporun son kısmında kamu idaresinin cevabına yer verilmiş. Cevap aynen şu şekilde: “2872 sayılı Çevre Kanunu’nun Geçici 4’üncü maddesinde; Atıksu arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atıksu arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin plânlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve aşağıda T.C. Sayıştay Başkanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu 13 belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır. Mevzuat hükümlerine aykırı olan kurum, kuruluş ve işletmelere idari para cezası uygulanma noktasında yetkili merciinin yine aynı Kanununun 24’üncü maddesinde bulunan;  Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararları Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında il çevre ve orman müdürlerince verilir” hükmü neticesinde, merkez teşkilatında Genel Müdürler, taşra teşkilatında ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürleri olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu Sayıştay raporuna konu olan hususlar neticesinde cezai işleme gerek bir durumun olup olmadığına karar verilebilmesi için yerinde tespitinin yapılması, daha sağlıklı ve uygulanabilir olacağından iş termin planı kapsamındaki sürelere uymayan belediye, OSB ve diğer sanayi tesislerine yerinde yapılacak inceleme ve değerlendirmeler neticesinde Bakanlık merkez teşkilatı olarak 06.12.2012 tarih ve 20707 sayılı, 28.11.2014 tarih ve 18759 sayılı yazılarımız ile bütün Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine, il sınırları içerisinde atıksu arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesislerini işletmeye alıp almadıklarının tespiti yapılarak, işletmeye almayanlar için ilgili Kanun maddesine göre gerekli işlemlerin yapılması talimatları verilmiştir. Bilindiği üzere yukarıda bahsedilen cezai işlemlerin uygulanması akabinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’ başlıklı 181’inci ve ‘Çevrenin taksirle kirletilmesi’ başlıklı 182’nci maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekmekte ve söz konusu Kanun maddeleri neticesinde hapis cezalarına konu durumların ortaya çıkması ve 2872 sayılı Çevre Kanununun ‘Faaliyetlerin durdurulması’ başlıklı 15’inci maddesi ‘Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere Bakanlıkça ya da 12’nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından bir defaya mahsus olmak üzere esasları yönetmelikle belirlenen ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir. Faaliyet; süre verilmemesi halinde derhal, süre verilmesi durumunda, bu süre sonunda aykırılık düzeltilmez ise Bakanlıkça ya da 12'nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur. Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler süre T.C. Sayıştay Başkanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu 14 verilmeksizin durdurulur’ hükümleri neticesinde idari para cezasının uygulanması sonrası en fazla 1 yıl sonunda söz konusu ihlalin giderilmemiş olması durumunda belediye ve OSB’lerin kapatılması konusunun imkânsız olmasından dolayı İl Müdürlüklerimizce söz konusu yaptırımların uygulanmasında güçlükler yaşanmakta olup hem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hem de 2872 sayılı Çevre Kanununda yasal değişikliklerin yapılması durumunda Kanun hükümlerinin uygulanmasının sağlanacağı değerlendirilmektedir. Öte yandan; ülkemizde 2 bin nüfus üstü olan 828 adet belediyenin atıksuları arıtılmamakta olup, bütün bu belediyelerin atıksularının arıtılması için gerekli olan yatırım maliyeti yaklaşık 2 milyar 598 milyon 505 bin 220 TL’dir. Yine ülkemizde 10 bin nüfus üstü 64 tane Belediye Birliği’nin katı atık düzenli depolama alanı bulunmamakta olup bütün bu Birlikler bünyesindeki Belediyelerin katı atıklarının düzenli depolanması için gerekli olan yatırım maliyeti 1 milyar 445 milyon 295 bin 245 TL’dir. Tesislerin yatırım maliyetlerinin bütçe imkânları çerçevesinde Kanunda öngörülen süreler içerisinde karşılanması mümkün görülmemektedir. Bu nedenle, 2872 sayılı Çevre Kanununun amacına uygun olmayan idari para cezası uygulanmasında Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerimizde zorluklar yaşanmaktadır. Sonuç olarak: Bakanlık cevabı uyarınca, Kanun hükmünün uygulanmasının fiilen imkânsız hale geldiği ve ülke genelinde bu yatırımların çok büyük tutarda kaynak gerektirmesi nedeniyle bütçe imkanlarının buna elvermediği anlaşılmaktadır. Ancak bu tesislerin oluşturulmasının ülkemiz için büyük önem arz etmesi, konunun yeni bir planlama ve takvim çerçevesinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca ilgili kanunda fiilen uygulanamayan hususlar da göz önünde bulundurularak değişiklik yapılmasının yerinde olacağı düşünülmektedir”.

 

 

 

 



Slider Altına